Referandum Maddeleri ve Doğrudan Demokrasi

bagimsizlikAv-Hüseyin Arslan/

Venedik Teamulleri, Referandum Maddeleri ve Doğrudan Demokrasi

At his best, man is the noblest of all animals; separated from law and justice he is the worst.   – Aristo-

Eğer ülkeme yararlı olacak, diğer ülkeleri mahvedecek bir şey biliyorsam Prens’ime önermem; çünkü ben önce bir insanım, sonra bir Fransız’ım. Ben zorunlu olarak insan doğdum ve tesadüfen Fransız oldum.

                                                                                                            -Montesquieu-

Referandum

Plebisite olarak da bilinen referendum aslında kaynağını eski Greko Aristokratik halk demokrasisinden alır. Teamul, Roma döneminde genel olarak halkoylaması biçiminde tarif edilip klasik bicimine evrilir. Modern dönemlerde Fransızlar ve Amerikalılar tarafından modern demokrasinin vasıtalarından biri olarak kullanıldı. Zira misal, Fransız ve Amerikan Anayasaları delegasyonlar ve temsilciler vasıtasi ile tartışılarak ve yerelden genele referandum tarzı meşruiyet ile insanlığa sunuldu. Şu an yeryüzünde Amerikan, Fransız ve İsviçre Anayasaları evrensel hukuk ilkelerinden nasibini almış temel yasalardır ki bir çok ülke ve topluluk bunları örnek almıştır. Misal Birleşik Devletler Anayasası şöyle başlar: “ Biz Birleşik Devletler halkı….”

Birleşik Devletler Anayasası aslında dıkkate alınması gereken en demokratik anayasadır. Güçler Ayrılığı ilkesi adeta modernleştirilmiş Aristo ve Montesquieu dur, aslında modernlestirilmiş klasik haklar konstutisyonudur. Tabii ki bu altyapısını ve birikimini Fransızlara da borcludur. Meğer ki Fransız klasik insan hakları beyannameleri halkın bedeli üzerinden yükselmiş olsun. Bu manada referandum doğrudan demokrasinin fevkalade bir emsalidir, kimse korkmamalı  her yurttaş bu demokratik hakkını kaçırmadan kullanmalı, tepkisini ifade etmelidir.

Erkler Ayrılığı

Monesquieu, iktidarı  yani politik mekanizmayı yasama yürütme ve yargı güçleri olarak üçe ayırır. Bunu Arsito’dan ödünç alırken aslında muhtevasını da zenginleştirir ve daha da sadeleştirir. Misal bu teorisine fren ve denge sistemi ilave eder ki bu tespiti onun mükemmelliğini ihtiva eder.

Bir erkin diğer erkten üstün davranmasını ve yetki gaspını önlemek ve erklerin işbirliğini teşvik niyeti ile fren-denge sistemi yaratır. Misal Birleşik Devletler sistemi buna bariz bir pratiktir. Halk tarafından seçilen Devlet başkani Kongre’den geçen yasaları veto edebilmektedir. Misal Kongre’nin Federal Mahkeme kararlarına etkisi gibi.

Anadolu’da da devlet başkanı halk tarafından seçilebilmelidir.

Kuvvetler ayrılığı modern biçimi ile yeniden tarif edilmelidir. Bu tarif tamamen yeni bir sivil anayasa ile mümkündür. İdeal, modern biçimi ile kuvvetler ayrılığı darbe anayasası ile mümkün değildir. Tamamen yeni bir sivil anayasa ile mümkündür.

agapasaAskeri Rejim Erkler Ayrılığı İlkesine Aykırıdır

Önemle telafuzu gerekli alışkanlıklardan biri Anadolu halkının askeri rejimler denetiminde pasifleşmiş olduğu ve demokratik sivil değerlerden uzak yaşadığıdır. Resmi ya da gayriresmi arenada Anadolu halkı despotik yapılanmalardan arınamamıştır henüz. Bu alışkanlık kuşkusuz Anadolu halkının sivil değerlerden yoksun olduğunun sonucudur. Modern ve sivil değerlerden uzak yaşayan Anadolu halkları demokratik gücünü kullanmamış ve temsiliyetini despotik siyasi örgütlere, partilere ve silahli kurumlara devretmiştir.

Kemalist askeri kurumların demokrasiye karşı direncini hala bazı siyasi partiler sahiplenmekte ve bunu demokratik değerler adına yapmaktadırlar. Bu yüzü ile sözü edilen siyasi partiler Parlamento’da askeri rejimin asma yaprağı görevini üstlenmektedirler.

Dersim halkının sivil değerlere açık olduğunu bizler iyi biliriz. Fakat bu sivil değerlerin yıllardır Dersim’de askeri rejim ve askeri yönetim altında linç edildiğini hiç bir Dersimli unutmamalıdır. Dersimliler askeri rejimin yedeğine düşürülmemelidir. Eğer Parlamento’da islami parti tek parti çoğunluğu oluşturdu ise bu Dersimlilerin bir ihmali olarak algılanmamalıdır. Bu vesile ile bunun önüne geçmek için Dersimliler ve Aleviler kalkan olarak kullanılmamalıdır. Genrallerin getirdiği bütün anayasalarda Dersim ve Kızılbaşlık adına ne bir tarif ne de bir tespit yapılmıştır. Laiklik bekçiliğine rağmen din dersi hala zorunlu, Kızılbaşlık hala yasa dışı, tarifi yapılmamış bir kimliktir. Hal böyle iken, kimliklerimizde islam yazmış iken, din dersi zorunlu iken ve memleket cami işgaline uğramışken,top tank karakol ve mayın çöplüğüne dönmüşken hala askerlerden medet ummak ne fayda?

Dersim halkını kimse ne kılıç olarak ne de kalkan olarak kullanmaya niyet etmemelidir. Hiç kuşku yok ki Dersimliler kendi duruşunu sivil değerleri ile mandasız, askersiz ve hocasız ifade edebilmektedir.

Dersimliler belirli bir siyasi parti peşinde sürüklenmekten ziyade güncel gelişmeler karşisinda reaksiyonlarını değiştirebilmelidir. Genel seçimlerde halkımızın reaksiyonu kuşkusuz daha farklı olacaktır. Bu dönemin vaadleri ve gelişmelerine bağlidir.

Dersimli bir siyasi önde gelen sevilmis olabilir fakat bu şahsın ve şahısların sevilmesi bizleri aldatmamalıdır. Zira sevilen insan kuşkusuz proğramını açıklamalı ve alternatifini halka açıkca dile getirmelidir. Misal referanduma karşı çıkmanın alternatifi halka sunulmalıdır.

Her neyse, gelinen aşamada reformları darbe yasasına değişmek kuşkusuz makuldur. Ahirinde alternatif olacaksa iktidara geldiğinde sevilen sahsiyetler daha demokratik bir anayasa hazırlar ve darbe anayasını tümünden kaldırırlar. Fakat despotik askeri rejimin asma yaprağı görevine soyunmak sivil demokrasiye vurulan en büyük darbedir. Eğer alternatif siyasi parti gücüne güveniyorsa sivil, parlamenter yoldan iktidara gelmeli ve icraatlarını pratiğe dökmelidir.

Alevi toplumu askeri rejim darda olduğunda kalkan olarak kullanılması gereken bir toplum değil ve fakat hakları anayasada garanti altına alınması gereken özgür bir topluluktur.

 

ataturk12 Eylül, şu an iktidarda olanları yarattı:’Düşüncelerimiz iktidarda biz içerdeyiz’

12 Eylül döneminde iktidara şu anda rahatsız oldukları gücü getiren askeri rejim değil miydi? Şu halde neden Alevi toplumu özellikle kalkan olarak kullanılarak bu tarihi despotism örtmeye çalışılır? Despotizm böyle örtülmez, despotizm bir hukuk devletinde yargı önünde cezalandırılir.

Şunu önemle belirtmekte fayda vardır. Referandumda olumlu tepkiyi göstermek iktidar partisi yanlısı olunduğu manasi neticesini doğurmaz. Anayasal reformlar kuşkusuz bir çok reformun başlangici olacaktir. Değiştirilemez, kaldirilamaz denilen maddelerin de kaldırılmasına vesile olacaktır. Sivil bir anayasanın hazırlanmasını kolaylaştıracaktır.

Referandumda karar vermek, reaksiyon(tepki) gösterme siyasi parti aracılığı ile yapılmaz, referendum doğrudan demokrasinin fevkalade emsalidir. Dersim halkı doğrudan referanduma gitmeli, siyasi partileri dikkate almamalıdır, dikkate alınması gereken vaadler ve reformlardır. Siyasi parti seçimi üzerinden hareket edilse idi referendum olmazdı. Neticede referandumda reaksiyon göstermek herhangi bir siyasi partiye evet ya da hayır dendiği manası çıkarılmamalıdır.Referandum doğrudan bir halkoylaması olarak partiler üstü doğrudan demokratik bir reaksiyondur. Halk referandum maddelerini terazide dengeleyip tek tek bireysel ifadeler yolu ile genel irade belirtecektir. Nihayetinde terazide ağır basan referandum maddelerinin genelde olumlu ya da olumsuz olduğudur. İçeriğine bakıldığında olumlu olduğu kuskuşuzdur.

Referandum ile dile getirilen reformlar:

-HSYK'nın yapısında, eleştirilen hususlardan adalet bakanı ve müsteşarın yer alması meselesinde demokratik olan Yürütme organı mensuplarının yargı organı içerisinde bulunmamasıdır. İktidar Yargı erkini etkilemek amacı ile tutmaktadır bu uzantıları. HSYK'nın yapısında yürütmeden bazı kişilerin olmasının kurulun yapısını özel olarak etkileyeceği sürekli tartışma konusu olmuştur. İdeal olan bu kişilerin ilgili kurumdan uzaklaştırılmalarıdır.

-Bazı yargı organlarında seçilme sürecine ilişkin olarak, üye sayısı arttırıldı, bunların seçim süreçleri farklı, ki bu daha teknik bir mesele olarak diğer bir tartışma konusu.

- Part kapatma zorlaştırılamadı ki  parti kapatma rejimi demokrasiye aykırıdır.Bu konuda yeterli çoğunluk sağlanmadı Parlamento’da. Parti kapatma kriterleri Venedik Komisyonu İlkeleri’ne uygun hale getirilmeli idi. Bu konuda AIHM’nin de ictihadları var. Kapatılma sürecinin öncelikle Meclis'te incelenip ondan sonra Anayasa Mahkemesi'ne gitmesi yargılama ilkeleri açısından daha demokratiktir.

-YAS ve HSYK kararları yargi denetimine acılacak. Zira ‘İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine yargı yolu acık…’ olmalı idi. Bu değişiklik aslında darbe anayasasının kendisi ile ne derecede çelişki içerisinde olduğunun kabuludur. Bu değişiklik tam anlamı ile düzenlenmemiştir, eksikliğini korumaktadır fakat olumludur.

-Siviller askeri mahkemelerde yargılanacak.

-Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru acılması AIHM’ne başvuru yolunu asgariye indirme amaçlıdır fakat olumludur.

-Sendikal haklara iyileşme getiriliyor.

-Gecici 15.Madde’nin kaldırılması darbecilerin yargılanmasının önünü acacaktır.

Bu konuda bazı hukukcuların zamanaşımı iddiasi aslında tartışmalıdır. Zira zamanşımı gecici 15.madde kaldırılana kadar henüz işlememiştir, iddia edilen suçlar bakımından zamanaşımı henüz işlememiştir. İdida edilen suçların zamanşımına uğraması yargı yolu kapalı iken mümkün olmamalıdır.

Anayasa hazırlık çalışmalarını yürüten Prof. Dr. Ergun Özbudun, taslaklarında geçici 15. maddenin kalkması önerisinin de yer aldığını, ama bunun "12 Eylül'le hesaplaşma gibi algılanmaması" gerektiğini söyledi; "Zaten bir suç işlenmişse, zaman aşımına uğramıştır" dedi.[Bianet]

Öte yandan bazı hukukcular da TCK’nun 77. Maddesini dile getirdiler. Darbe döneminde planlı olarak icra edilen fiilerin insanliğa karşı suç olabilceği tartışmaları gündemde.

surgunİnsanlığa karşı suçlar

Aşağıdaki fiillerin, siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı suç oluşturur:

  • Kasten öldürme.
  • Kasten yaralama.
  • İşkence, eziyet veya köleleştirme.
  • Kişi hürriyetinden yoksun kılma.
  • Bilimsel deneylere tabi kılma.
  • Cinsel saldırıda bulunma, çocukların cinsel istismarı.
  • Zorla hamile bırakma.
  • Zorla fuhşa sevketme.

(...) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez. [TCK]

-Ancak belirli bir bölümünü sunarken, birbirinden çok farklı unsurlar içeriyor ise, bunların ayrı olarak da oylamaya sunulabileceği yönünde bir hüküm var.

Referandumun şekli ve Venedik Kriterleri

Referandum konusu edilen Anayasa değişiklik taslağında bütün maddeler aynı anda halkoylamasına sunulacak. Aslında çekişmenin merkezini bu yaklaşım oluşturuyor. Şu halde Venedik  Kriterleri’nin gündeme getirilmesi kaçınılmaz oldu. Meğer ki ‘Referandumlarda Faydalı Pratik Kodifikasyonları’  olarak adlandırılan Venedik Komisyonu teamulleri bunu adil bulmamış olsun. Kodifikasyonun 30.Teamulu yukaridaki yaklaşımı söyle tarif etmektedir:

‘Fevkalade bağlayıcı bir oy hakkı gerekliliği muhteviyat birliğine saygı kuralıdır.Secmenler eşzamanlı bir bicimde esasen muhtelif husumetlerde oy kullanmaya cağırılmamalıdır, meğer ki onlar ihtilaflı husumetlerde farklı görüş belirtsinler. Metnin revisyonu ayrı düzenlemeleri içeridiği yerde, bir nusha ihtilaf halka sunulmalıdır. Her neyse, metnin tam revisyonu, bilhassa Anayasa, doğal olarak  munhasıran bir bütün olacağından, bu durumda muhteviyat birliği kuralına başvurulmayacaktır.

Esas, azımsanamayacak maddesel metin bölümleri ilgilendirdiğinde, revizyon genel esas değişikliğine itibar eder; acikca bu değşik bölümlerin ayrı ayrı halkoylamasına sunulmayacağı anlamı taşımaz.’[1]( NB: H.A)

Bu teamulu referandum maddelerine uyguladığımızda şöyle bir çıkarım ile karşı karşıya kalıyoruz: Misal Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştirmek istemeyen bir birey halkoylamasında gecici 15.maddenin kaldırılması maddesine evet oyu verdiğinde Anayas mahkemesi’nin de degişmesini içeren maddeye evet demiş olacaktır. Bu seçmende adil olmayan bir ikilem oluşturmakta ve seçmen kendisi ile çelişemektedir. Buna karşın referandumda hayır oyu kullanan bir seçmen darbecilerin yargılanmasını istemesine rağmen, sendikal hakların iyileştirilmesini olumlu bulmasına rağmen bu düzenlemeye hayır demek ile karşı karşıya kalacaktır. Refrandumu boykot kararı da sanırım bu yüzden üçüncü pasif bir yol olarak seçil di ki bu yol aslında pek faydali bir yol değildir. Zira seçmen reaksiyon göstermelidir. Şu halde muhakeme edilmesi gereken problem şöyle çözülmelidir. Bütün reformlar teraziye konmalı ve netice terazinin olumlu tarafının alınması ile sonuca varılmalıdır. Anayasal değişikliklerin olumlu yanı darbe anayasasıno delmesidir.

Önemle belirtmek gerekir ki, Pratik Kodifikasyonları teamulidir bağlayıcı değildir.

 

Bir daha hatırlatmak yerinde olur. Referandum doğrudan bir halkoylamasıdır. Halkoylamasını siyasi parti seçimi ile karıştırmak yanılgıdır. Siyasi bir partiye oy vermek isteyenler genel seçimlerde istedikeri partiye oy vermekte kuşku duymamalıdır. Evet ya da hayır oyları parti brakmak ya da bir partiyi diğerine tercih anlamı taşımaz.

 

Av-Hüseyin Arslan

09.08.2010

----------------------------------------------------------

 

Ek - I

Referandum Maddeleri'nin İçeriği Nedir ?

MADDE 1: Pozitif ayrımcılığın kapsamı genişletiliyor. Anayasa'nın 10.  maddesine "Çocuklar, yaşlılar ve özürlüler ile harp ve vazife  şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz." ibaresi ekleniyor.

MADDE  2: Herkes kendisi ile ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme  hakkına sahip olacak. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde  veya kişinin açık rızası ile işlenebilecek.

MADDE 3: Anayasa'nın  'Seyahat Hürriyeti' başlıklı 23. maddesine, "vatandaşın yurtdışına çıkma  hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hâkim  kararına bağlı olarak sınırlandırılabilecek." ifadesi ekleniyor.

MADDE  4: Çocukların korunmasına yönelik yeni düzenleme getiriyor. Her çocuk,  korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça  ana ve babası ile kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına  sahip olacak. Devlet, her türlü istismara karşı, çocukları koruyucu  tedbirleri alacak.

MADDE 5: Bir kişinin aynı zamanda ve aynı  işkolunda birden fazla sendikaya üye olmasının yolunu açıyor.

MADDE  6: Memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı  tanınıyor.

MADDE 7: Grev esnasında greve katılan işçilerin ve  sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu grev uygulanan  işyerinde sebep oldukları maddi zarardan sendikanın sorumlu tutulmasını  öngörüyor. Siyasi amaçlı grev ve lokavt, genel grev ve lokavt, işyeri  işgali, iş yavaşlatma ve diğer direnişlere ilişkin yasaklar  kaldırılıyor.

MADDE 8 : (330 kabul oyuna ulaşamadığı için  tekliften düştü.) Siyasi partilerin kapatılmasını Meclis'in iznine  bağlıyordu.

MADDE 9: Kamu denetçiliği (ombudsman) kurumu  oluşturuluyor.

MADDE 10: Milletvekilliğinin düşürülmesi  uygulamasını kaldırıyor.

MADDE 11:
Başkanlık Divanı 2. devre  dönemin sonuna kadar görev yapacak.

MADDE 12:
Yüksek Askeri  Şura'nın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma  hariç, her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açılıyor.

MADDE  13: Anayasa'nın 128. maddesine memurlara tanınacak olan 'toplu sözleşme  hakkı' yansıtılıyor.

MADDE 14: Memurlara yönelik uyarma ve  kınama cezaları yargı denetimine açılıyor.

MADDE 15: Adalet  hizmetleri ile savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığı'nca  denetimi, adalet müfettişleri ile hakim ve savcı mesleğinden olan iç  denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet  müfettişleri eliyle yapılacak.

MADDE 16: Askeri yargının görev  alanı yeniden belirleniyor. Buna göre, askeri mahkemeler, asker kişiler  tarafından işlenen askeri suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine  veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara  ait davalara bakmakla görevli olacak. Devletin güvenliğine, anayasal  düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her durumda  adliye mahkemelerinde görülecek. Siviller, savaş hali dışında askeri  mahkemelerde yargılanamayacak.

MADDE 17: Anayasa Mahkemesi'nin  yapısı yeniden düzenleniyor. Anayasa Mahkemesi 17 asıl üyeden oluşacak. 3  üyesini Meclis seçecek.

MADDE 18:
Anayasa Mahkemesi üyelerinin  görev süresine limit getiriliyor. Üyeler, 12 yıl için seçilecek. Bir  kişi 2 defa üyeliğe seçilemeyecek.

MADDE 19: Anayasa Mahkemesi'ne  kişisel başvuru hakkı tanınıyor. Meclis başkanı, genelkurmay başkanı,  kuvvet komutanları ile jandarma genel komutanı da görevleriyle ilgili  suçlardan dolayı Yüce Divan'da yargılanacak.

MADDE 20: Anayasa  Mahkemesi iki bölüm ve genel kurul halinde çalışacak.

MADDE 21:  Askerî Yargıtay üyelerinin disiplin ve özlük işlerinde askerlik  hizmetinin gereklerine bakılmayacak. Bunun için hâkimlik teminatı  esasları dikkate alınacak.

MADDE 22: Askerî Yüksek İdare  Mahkemesi üyeleri için de hâkimlik teminatı getiriliyor.

MADDE  23: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) yapısı değiştiriliyor.  Bu kapsamda, halen 7 olan HSYK'nın üye sayısı 22'ye çıkarılacak. Adalet  bakanı olmaya devam edecek.

MADDE 24:
'Ekonomik ve Sosyal  Konsey' Anayasa kapsamına alınıyor.

MADDE 25:
12 Eylül  darbecilerine yargı yolu açılıyor. Anayasa'nın, 12 Eylül dönemindeki  Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve  Danışma Meclisi'nde görev alanların yargılanmasını önleyen geçici 15.  maddesi yürürlükten kaldırılıyor.

MADDE 26:
Üç geçici maddeden  oluşan çerçeve madde, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısıyla ilgili  geçici düzenlemeleri içeriyor. Parti kapatmalarla ilgili geçici  düzenleme ise 8. maddenin düşmesi çerçevesinde yeterli oyu alamayarak  paketten çıktı. [2]

 

İşte o madde: Yapilacak olan degisiklik ile bazi sahislarin yargilanmasini onleyici herhangi bir anayasal engel brakilmadikca darbecilerin yargilanmasi kacinilmazdir.

 GEÇİCİ 15. MADDE: “12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanı oluşuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu Milli Güvenlik Konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezaî, malî veya hukukî sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz.

Bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve görevlilerce uygulanmalarından dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve uygulayanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.”[3]

 

Ek – II

Rakamlarla 12 Eylül darbesi:

12 Eylül darbesiyle tam 650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. Ölüm ve işkence vakay-ı adiyeden oldu.

12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 29 yıl geçti. Türkiye’yi tamamen değiştiren müdahale sonrasında 650 bin kişi gözaltına alındı, 1,683 bin kişi fişlendi, 50 kişi idam edildi, 171 kişinin ‘işkenceden öldüğü’ belgelendi.

İşte darbenin bilançosu:

GÖZALTINA ALINANLAR FİŞLENENLER

TBMM kapatıldı, anayasa ortadan kaldırıldı, siyasi partilerin kapısına kilit vuruldu ve mallarına el konuldu.
650 bin kişi gözaltına alındı.
1 milyon 683 bin kişi fişlendi.

İDAM EDİLENLER, İDAM CEZASI İSTENENLER

Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.  
7 bin kişi için idam cezası istendi.
517 kişiye idam cezası verildi.
Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1′i Asala militanı).
İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.

ÖLÜMLER VE İŞKENCE

300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelendi.
Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
14 kişi açlık grevinde öldü.
16 kişi “kaçarken” vuruldu.
95 kişi “çatışmada” öldü.
73 kişiye “doğal ölüm raporu” verildi.
43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi.

YURTTAŞLIKTAN ÇIKARILANLAR

388 bin kişiye pasaport verilmedi.
30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.
14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti.

SAKINCALI BULUNANLAR VE İŞTEN ÇIKARTILANLAR

937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı.
23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.

HAPSEDİLEN VE ÖLDÜRÜLEN GAZETECİLER

400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
31 gazeteci cezaevine girdi.
300 gazeteci saldırıya uğradı.
3 gazeteci silahla öldürüldü.
Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
39 ton gazete ve dergi imha edildi.

DIŞ BORÇLAR

(1980 - 1990 arası)
1980 15,7 milyar dolar
1981 16,6 milyar dolar
1982 17,8 milyar dolar
1983 18,8 milyar dolar
1984 20,8 milyar dolar
1985 25,6 milyar dolar
1986 32,2 milyar dolar
1987 40,3 milyar dolar
1988 40,7 milyar dolar
1989 41,7 milyar dolar
1990 49,0 milyar dolar
1991 50,4 milyar dolar
(Kaynak: Hazine - Merkez Bankası )

 

SIKI YÖNETİM UYGULAMALARININ KALDIRILDIĞI İLLER

19 Mart 1984 Bilecik, Bitlis, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Gümüşhane, Isparta, Kastamonu, Kırklareli, Kırşehir, Kütahya, İzmir, Sinop
19 Temmuz 1984 Afyon, Amasya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Çorum, Muğla, Nevşehir, Niğde, Rize, Sakarya, Tekirdağ, Yozgat
19 Kasım 1984 Denizli, Giresun, Kayseri, Konya, Manisa, Uşak
18 Mart 1985 Antalya, Bursa, Eskişehir, Hakkari, İçel, Kocaeli, Malatya, Kahramanmaraş, Samsun, Sivas, Tokat, Zonguldak
19 Temmuz 1985 Ankara, Artvin, Edirne, Erzincan, İzmir, Ordu
19 Eylül 1985 Trabzon
19 Kasım 1985 Adana, Adıyaman, Ağrı, Erzurum, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Kars
19 Mart 1986 Bingöl, Elazığ, Tunceli, Şanlıurfa
19 Mart 1987 Van
19 Temmuz 1987 Diyarbakır, Mardin, Siirt

Kaynak: NTV [4]

 

 EK - III

Anayasa’nın geçici 15’inci maddesi kalkarsa, bu madde gereğince şimdiye kadar dokunulmazlık zırhı içinde bulunan dönemin Milli Güvenlik Konseyi üyeleri, o dönemde kurulan Bülent Ulusu Hükümetinin üyeleri ve yine darbenin ardından oluşturulan Danışma Meclisi’nin üyeleri yargı önüne çıkarılabilecek. Yaşamını yitirmiş olanlarla ilgili dava açılamayacak.


12 Eylül askeri darbesi, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren,

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin,

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya,

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun öncülüğünde gerçekleştirildi.


Anayasa’nın geçici 15. Maddesi’nin kaldırılması halinde, 12 Eylül darbesini gerçekleştiren hayatta bulunan dönemin

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren,

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya ve

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer yargılanacak.

 

Yaşamını yitirmiş olanlarla ilgili dava açılamayacak. Anayasanın geçici 15. Maddesi’ne göre, koruma altında bulunan isimler şöyle:
Darbenin ardından Bülent Ulusu başkanlığında kurulan Hükümette şu kişiler bakan olarak görev aldı:
"Turgut Özal, Zeyyat Baykara, Refik Pasin, Mehmet Özgüneş, Nimet Özdeş, İlhan Öztrak, Vecdi Özgül, Recai Baturalp, Ali Bozer, Cafer Tayyar Sadıklar, İlhan Evliyaoğlu, Cevdet Menteş, Rıfat Beyazıt, Kazım Akdoğan, Haluk Bayülken, Selahattin Çetiner, İlter Türkmen, Kaya Erdem, A.Başer Kafaoğlu, Hasan Sağlam, Ahmet Samsunlu, Tahsil Önal, Necmi Ayanoğlu, Kaya Kılıçturgay, Cihat Baban, Mehmet Turgut, Kemal Cantürk, Serbülent Bingöl, Fahir İlkel, Sebahattin Özbek, Raif Güney, Turhan Esener, Sadık Şide, Şahap Kocatopçu, Necmi Özgür ve Mustafa Aysan"
Ayrıca 40 kontenjandan seçilen 160 kişilik Danışma Meclisi de Geçici 15. kapsamında bulunuyor. [5]

 

[1]  Code of good practice on Referendums adopted by the Council for Democratic Elections at its 19th meeting (Venice, 16 December 2006) and the Venice Commission at its 70th plenary session (Venice, 16-17 March 2007)

[2] http://12eylulreferandumu.com/12-eylul-referandumu.php

[3] http://mevzuat.meb.gov.tr/html/tcanayasasi6.html

[4] http://www.yenidenergenekon.com/163-rakamlarla-12-eylul-darbesi/

[5]http://www.aksam.com.tr/2010/03/18/haber/siyaset/5285/12_eylul_darbecileri_yargilanabilecek.html

-------------------------

*Foto ve yazı Jarudiyar arşivine ait, izinsiz alınamaz, yayın amaçlı kullanılamaz.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Seçme Haberler

Mesut Oğuzhan Öylek / Zaza Sempozyumu
Mesut Oğuzhan Öylek /   ...

Yazarlardan

FATOSA KHEKÊ BOLÊ KHIRTİ ŞİYE HEQİYA XO.
Mehmet Gülmez/ FATOSA KHEKÊ...
TBMM-İHK Dersim Ziyareti ve Tepkiler Üzerine
Av-Cihan Söylemez/   İNSA...

Basında Dersim

Soner Yalcin’dan, Dersim Dersleri
Basında/ Soner Yalcin’dan,...
1 Mayıs için meydanlara!
Haber/ 1 Mayıs için meydanl...