| Dersim’in Tarihi Birliği |
|
4 MAYIS İLE DERSİM TARİHİNE VE BİRLİĞİNE AÇILAN İNCE PATİKA. ‘’Affet bizi anne karnında katledilen bebek. Affet bizi hamileliÄŸinin meyvesini kucağına alamadan katledilen ana. Affet bizi soÄŸuk ve kahredici kurÅŸunlarla ölüm kusan namlular karşısında can veren çocuk. Affet bizi yaÅŸlı dede, nene ak sakallı Pir. Sizlerin katledildiÄŸi bu mahÅŸer yerindeki pınar başına gelip yıllarca piknik yapıp içki tükettik.72 yıl boyunca davanızı takip etmede sessiz, ketum ve baÅŸarısız kaldık. Bizi affedin ki biraz huzur bulalım içimizdeki kahredici acıdan kurtulalım.’’ ÂHüseyin Aygün.  Hayatımda bu kadar kısa cümlelerle gögüs kafesimi çatlatmaya aday bir hıçkırık fırtınasına tutulduÄŸum olmamıştı. Bu cümleler. Halbori kayalığında Hüseyin Aygün'ün hıçkırarak sarf ettiÄŸi cümlelerdi. 38 sonrası Dersimli kuÅŸakların vefasızlığını yani bizi bundan daha iyi anlatacak bir cümleler bütünü oluÅŸamaz. Üç yıllık çalışma sonucunda 6 Mart 2010 tarihinde Almanya'da yapılan TERTELE Konferansından sonra, 4 Mayıs Tertelede yitirilen Dersimlileri anma günü olarak ilan edildi. Anma etkinliklerinin ilk yılında, gözler Dersim merkezdeydi. Etkinlikten 4 gün önce Nazımiye'nin Sarıyayla (Cıvarik) köyü karakoluna yapılan baskı ve öldürülen 4 askerin ortamı gerdiÄŸini ve Dersimlilerin 4 Mayıs anma eylemine katılmada tereddüt yaÅŸadığı havası vardı. Organize de DEDEF (Dersim Dernekleri Federasyonu Türkiye) ve Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonunu-FDG'nin imzaları vardı. ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Federasyonu), DHF (Demokratik Haklar Federasyonu-Türkiye)nin desteÄŸi vardı. Dersimdeki çalışmaların tümünü DHF ve Dersim Kültür Dayanışma DerneÄŸi (DEDEF'e baÄŸlı)üslenmiÅŸti. DoÄŸrusunu söylemek gerekirse, kısıtlı zaman ve olanaklara raÄŸmen Dersim merkezde önemli bir çalışma ile çok olumlu bir hava yaratmışlardı. İş günü ve mesai saati olmasına raÄŸmen önemli bir kitlenin Halbori kayalıklarına gelmesi çalışmanın baÅŸarısını gösteriyordu. Gelen insanların tümünün sanki katliam yeni yapılmış ve cesetler Munzur kıyısında yatıyor gibi derin bir hüzün ve onlara saygı ve sadakatte kusur etmemek için çok özenli duruÅŸ içindeydi. Gelen insanların tümünün en dikkat çeken yanı, kendi siyasal eÄŸilimlerini umutmuşçasına sadece Dersim 38 katliamını sorgulayıp takipçisi olmanın her Dersimlinin boyun borcu olduÄŸu bilinci ve duruÅŸuydu. Hafızam beni Yanıltmıyorsa, Hayatımda ilk katıldığım Sol deÄŸerlerin ortak cenaze töreni Harun Karadeniz'in di.
Bu güzel duruş bende şu umudu doğurdu. 1937-38 Dersim katliamının kurbanlarının 4 Mayıs 2010 tarihinde Halbori kayalıklarında anılmasındaki tavır ve duruş, Dersim Tarihine ve davasına sahip çıkmak için açılması gerek yolun başlangıcındaki ilk ince patikadır. Bu patikadan dikkatli yürüyüp yolun genişlemesi ve yolcuların gürleşmesinin uzak bir ihtimal olmadığına inandım. Tabi bu katılan insanlarımız için geçerlidir. Elbette katılmayanlar, kulaklarını tıkayanlar da vardı. Hiç karamsar değilim, Dersim gibi zulme uğrayan halkların çoğunda başlangıç böyledir. Tarihsel süreç, şimdiki koşullar ve Dersim’in özel durumu da dikkate alınınca, Dersimin durumunun başka halklara oranla daha ağır tahribata uğradığı ve tahribatın devam ettiği de gerçek. Örneğin Almanya'da Yahudileri katleden Hitler düzeni birleşik devletler gücü karşısında yenilmişti. Yahudiler yenilen bir sistemden özür, tazminat ve yaralarının sarılmasını istediler. Halbuki, Dersimliler, Dersim katliamını meşru gören ve bu gün de benzer sorunlar karşısında, Dersimlilere, Kürtlere, Alevilere ve başkalaştırmak istediklerinin tümü için aynı yöntemin uygulanmasında mahsur görmeyen kazanmış bir sistemle karşı karşıyadırlar. Dersimlilerin hak ve taleplerinin muhatabı, kazanmış Türk devletidir. Devletin anası CHP nin tavrı aşikar örnektir. Diğer önemli bir husus ise, Dersimlilerin kendi tarihleri ve sorunlarıyla kendi adına ilgilenip kendi adına konuşma istemlerinden en az devlet kadar çılgına dönecek ölçüde rahatsız olanların tavırlarıdır. Dersim’in başına getirilen TERTELE de yitirilenlerin anıldığı Halbori kayalıkları gibi bir mahşer yerine bilerek gelmeyen bir Dersimlinin kendisinin nerede durduğuna bakması gerekir. Ben yakın çevremizdeki bölgede Milislik yapan çok sayıda insan tanıdım. Hiçbirinin çocuklarıyla aramıza mesafe koymanın yararının olmadığı bilinciyle büyüttüler bizi büyüklerimiz. Benim kuşağım bu sorumlulukla büyüdü. Dersim 38 vahşetinin takipçisi olmak, milis çocukları dahil her Dersimlinin boynunun borcu olduğunu bilmemiz gerekir. Dersim davası tüm Dersimlilerin davasıdır. Dersim davası hiçbir siyasal tercihe kurban edilemeyecek kadar ağır ve anısını başımızın üzerinde taşımamız gereken kutsal bir taçtır. Mehmet Gülmez / 5.05.2010 |

Mehmet Gülmez/
O günden bu güne Sol düşünce yelpazesinde yapılan uğurlama, anma ve benzeri etkinliklerin hiçbirinde siyasal tercihlerden sıyrılarak bu kadar tek yürek, tek düşünce ile sahiplenme ye tanık olmamıştım. Bu gün 4 Mayıs, Halbori kayalıklarına gelen Dersimliler sanki orada katledilen Halbori'li ceddimizin birinci derecede çocukları ve torunları gibi tek bir aile gibiydiler.



.jpg)





