| Celal Yıldız/ Dersimlilerin Dikkatine |
|
DERSİMLİLERİN DİKKATİNE
"Elbette ki, 1994’ten sonraki faili meçhullerin araştırılması ve katillerin açığa çıkması önemlidir. Bunu sonuna kadar destekliyoruz. Ama 1938 davası ile 1994 olayları arasında aşırı derece fark vardır. "
---------------------------------------------------- DERSİMLİLERİN DİKKATİNE
Aslında bu yazının uzun başlığı tüm Demokratların, devrimcilerin ve Dersimlilerin dikkatine olacaktı. Kısa olsun diye böyle bir başlık yazdım. Biliyoruz ki, Dersim-38 davası Cumhuriyet döneminin en büyük insanlık suçudur. Çünkü Dersim-38’de yüzlerce köyde bebekten doksan yaşındaki ihtiyara kadar tüm halk topluca imha edilmiştir. Eğer Türkiye halkları bu dava ile yüzleşebilseydi, sorumlulara ağır cezalar verilseydi; sonraki yıllardaki faili meçhuller olmazdı. Bu nedenle Dersim-38 davası, insanlık davasına sahip çıkıp savunan tüm Türkiyeli demokratları ilgilendirir. Bu dava her yönüyle açığa çıkarsa, Türkiye’nin tarihini bile etkiler ve doğru düzgün yeni bir Türkiye tarihi yazılmasına da katkılar sunar. Bu konuda çok şey söylendi ve yazıldı. Aslında bu yazının amacı Dersim dosyasının kapatıldığı konusunda bu davaya sahip çıkan tüm demokratları, Dersimlileri uyarmaktır. Açıkça belirteyim ki, halkı önemsemeyen devletin derin güçleri ve “milli birliğin” partileri şu anda Dersim dosyasını kapatmayı başarmıştır. Sakın Meclisteki araştırma komisyonlarına aldanmayın. Meclis araştırma komisyonlarında 1938 davası değil; 1990’lardan sonraki faili meçhullerin akrabaları dinleniyor. 1994’te Dersim’deki kayıplar, faili meçhuller araştırılıyor. Ama “1938 Dersim olaylarına” ait bir komisyon yok ve bir şahit çağrılmıyor.
Elbette ki, 1994’ten sonraki faili meçhullerin araştırılması ve katillerin açığa çıkması önemlidir. Bunu sonuna kadar destekliyoruz. Ama 1938 davası ile 1994 olayları arasında aşırı derece fark vardır. Dersim-1994’te 30’a yakın faili meçhul ve arkasından sürgün vardır. Oysa Dersim-1938’de on binlerce toplu kurşunlama, bir halkı toptan imha politikası vardır. Dersim-38 davası, Halep'çe katliamına, 1915 tehcirine ve Yahudi soy kırımına benzer. Sayın Başbakan TV’deki konuşmalarında “iki senelik askeri hazırlıktan sonra aşırı güç kullanılarak Dersim’de kadınların, çocukların topluca kurşuna dizildiğini” kabul edip özür dile ki; uçaklarla, zehirli gazla yapılan bu toplu imhalar 1938’in yazında üç ay devam etmiştir. Toplu kurşunlamalar iki yıl hazırlıktan sonra üç ay devam ettiğinden dolayı; yapılan saldırı eyleminin bilinçli ve kasıtlı olduğu açığa çıkmıştır. Bu tür eylemler soy kırımı kapsamına girer. Çünkü “1948 soy kırımı sözleşmesine” göre bir cinsiyet, ırk veya bir inanç grubunun sadece bir bölümünün bile kasıtlı olarak öldürülmesi “soy kırımı” eylemidir. Özür konusunda bazı eksiklikler olsa da Sayın Başbakanın özründen sonra Dersimlilerin masum, mağdur ve haklı olduğu açığa çıkmış, Dersim-38 konusunda demokratik çalışmaların önü açılmıştır. Yani bu haklı davaya sahip çıkıp haklarını aramak isteyen Dersimlilerin önünde hiçbir engel ve bahane kalmamıştır. 1938 tertelesi Meclisten çıkarılan “Dersim kanunuyla” gerçekleştirildi. Bu kanunla Dersim adı kaldırıldı. Katliamın açık bir simgesi olan “TUNCELİ” (Tunç yumruk) adı verildi. Ancak özel bir kanunla hem Dersim ismi tekrar geri verilebilir, hem de tüm manevi, maddi zararlar ödenebilir. Hükümet kanadı, “Genel Kurmay Belgelerinin” tanzim edildiğini ve bu gizli arşivin yakında açıklanacağını duyurdu. Aslında gizli belgeler veya arşiv “tanzim” edilir, düzenleme yapılırken orda en az bir Dersimli ve bir de insan hakları grubundan tarafsız bir uzman olmalıydı. Bu tanzim bahanesi bence temizleme, ayıklama, aleyhteki belgeleri yok etmek için zaman kazanma anlamına gelir. Bu konuya da Dersimlilerden bir itiraz olmadı. Kimseden bir ses çıkmadı.
Bizler tarihle yüzleşmek ve haklı davamıza sahip çıkmak istiyorsak; DERSİM-38’de köyleri yakılan, yıkılan, topluca kurşunlanan, kafaları kesilip Abdullah Alpdoğan’a götürülen Dersimlilerin oğulları, torunları, yakın akrabaları harekete geçip Türkiye’de Dersim Mağdurlar Platformunu kurması gerekir. Büyük acılar her zaman büyük birlikler doğurmuştur. Acı çeken mazlum ve mağdur tüm Dersimliler bir araya gelirse, bu insanlık davasına sahip çıkan tüm demokratlar bizleri desteklemek zorunda kalır. Biliyoruz ki ağlamayan bebeye meme verilmez. Eğer Dersimliler büyük acılarına sahip çıkmak için bir araya gelemiyor, birlik olmayı beceremiyorsa bir yerde hata yapıyorlar. Her duyarlı insan nerde hata yapıldığını düşünmelidir.
6 Şubat 2012 Celal YILDIZ NOT: Döne döne aynı şeyleri tekrar etmek istemiyorum. DERSİMLİ MAĞDURLAR ve talepler konusunda yapılması gerekenleri önceden “jaru diyar” sitesine etraflıca yazmıştım. Ayrıca isteyenler geoogle’ye “Celal yıldız, Dersim’in ortak aklı” yazarak yapılması gereken işler konusunda iki bölüm halindeki yazıya ulaşabilir ve ısrarla savunduğum düşüncelerimi okuyabilir. Tüm stratejiler, planlar, projeler ancak toplumun desteğiyle uygulanır. Sadece dışımızdakileri suçlamakla veya sadece üzülmekle, ağlamakla bir sonuç elde edemeyiz. Aynayı kendimize tutalım. Binlerce masum çocuğun akıtılan kanları için 50 Dersimli siyahlara bürünüp Millet Meclisin önünde bir saat sessizce duramıyorsa; sessizce demokratik tepkisini ortaya koymuyorsa; hiçbir parti, kurum veya demokrat bir kişi bu davaya sahip çıkmaz. Sakın boş hayallere kapılmayın, kendinizi kandırmayın. Duyarsızlığımız sayesinde bu dosya kapatılmıştır. Ancak hep birlikte harekete geçersek durumu tekrar değiştirebiliriz.(C.Y) |

Celal YILDIZ/
Bir daha vurgulayalım: Dersim-38 davasından dolayı Millet Meclisinde bir komisyon kurulmadı ve 1938 olayları ile ilgili olarak sorgu yapılmıyor, kimse sorguya çağrılmıyor. Yani Dersim-38 dava dosyası bilinçli olarak kapatıldı. Elde kalan gizli belgeler de ayıklanıyor. Eğer yapılanlara aldanır, davanıza sahip çıkmazsanız ileride hüsrana uğrarsınız.



.jpg)





