Celal YILDIZ/ 1915 ERMENİ "Tehciri" ve DERSİM

cadirdakalanermenilerCelal YILDIZ/

1915 ERMENİ “TEHCİRİ” VE DERSİM

1915 yazında Hozat-Kormışkan köyünde toplanan Dersimli liderler darda kalan Ermenileri koruma kararı aldı. Ve bu ortak bir kararla 1915’ten 1916 yılına kadar ...yardım ve desteğin aylarca sürdü,H.Hovsep

-------------------------------------------

1915 ERMENİ “TEHCİRİ” VE DERSİM


Dersim’in masum ve mağdur olduğunun kanıtlandığı son aylarda Türk ulusalcıları tümden rahatsız oldu. Konuşanları susturmak istiyor. Sadece Türk ulusalcıları değil; bilgisi kıt, politik derinliği olmayan bazı Kürt ulusalcıları da rahatsızlık duyuyor. Sapı bizden olan bazı baltalar ise önce Dersimli doğumlu olduğunu söylüyor ama ulusalcı bir gözlükle Dersim’in tarihi gerçeğine uymayan yazılar yazıyor. Dersim tarihine leke sürmek istiyor. Bunların isimlerini tek tek saymaya gerek yok. Doğru olan yanlış düşüncelerini irdelemektir.

 X kişi yazısının ilk başlarında resmi Türk tarihini ve “Tehcir” sürecinde Ermenilere karşı yapılan mezalimi iyi bir dille eleştiriyor. Arkasından Kürtlerin de Ermenileri katlettiğini söylüyor. Bu yazılanlar dünyaca kabul gören ve bilinen doğruların bir tekrarıdır. Bir insanlık suçunu döne döne eleştirmek, kınamak, hatırlatmak, hatırlamak elbette ki çok yararlıdır. “Tehcir” sürecinde Kürt “Hamidiye Alayları’nın” Türklerle birlikte Ermenileri katlettiklerinden dolayı birçok Kürt demokratı suçluluk payını kabul etti ve yazılı özeleştiriler yaptılar.

Bu X’in yazısının son bölümünde: “Hozat’ta kayış yolu kenarında kayalıklar varmış ve Balo isimli bir Dersimli getirilen Ermenileri tekmeleyip kayalıklardan aşağı atarmış.” gibi bir anekdotla veya bir hainin eyleminden dolayı tüm Dersimlilerin de bu insanlık suçuna ortak olduğu ispatlanmaya çalışılıyor ki; bu tür hainler 1938’de ittihatçılar tarafından Dersimlilere(kendi halkına) karşı da kullanıldı.

 Dersim'de yaşayan Ermeni kökenli Dersimliler

dersimermenilerieHer yazının bir ana veya öz fikri, bir de yan fikirleri olur. Son aylarda çoğalan bu tür yazılar dikkatlice incelendiğinde ana fikri Ermeni kırımında Türklerin ve Kürtlerin eli kanlıdır ama Dersimlilerin de eli kanlıdır,” 

Kevork Yerevanyan Dersimlileri bu katiller guruhundan ayırıyor. Bu ididların doğru olmadığını ispatlıyor:  Darda kalan on binlerce Ermeni'ye sahip çıkıp kurtardığı için Dersimlilere teşekkür ediyor Kevork. Bir yazar on binler deyiminin en az yirmi, otuz bin; binlerce deyimin en az birkaç bin ve yüzlerce deyimin birkaç yüz demek olduğunu bilir. Kevork  on binlerce deyimini bilinçli kullanıyor. Kitabında Dersimlilerin maddi manevi yardımlarını duygulu bir dille uzun uzun anlatıyor. (Kaynak, Çarsancak Ermenileri tarihi, Kevork Yerevanyan, 1954-Beyrut, Türkçeye çeviren Hovsep Hayrani) diyorlar. Oysa Ermeni yazar

 Değişik belgeleri derleyip Türkçeye çeviren yazar Hovsep ise; “Ermeni Kırımları ve Dersim” adlı 73 sayfalık derlemesinin “Kaçak Ermenilerin Sığınağı Dersim” bölümünden özetle şunları söylüyor:

Olayların şiddetlendiği 1915 yazında Hozat-Kormışkan köyünde toplanan Dersimli liderler darda kalan Ermenileri koruma kararı aldı. Ve bu ortak bir kararla 1915’ten 1916 yılına kadar Ermenilere yapılan yardım ve desteğin aylarca sürdü,” diyor.  Kararın tam metni ve toplantıya katılan bazı ağaların isimleri de açık açık yazılıdır bu belgelerde. Belki de o yıllarda veya toplantı gününde okur-yazar bir Dersimli olmadığı için Dersimli liderlerin aldığı bu “ortak karar” Nişan Akaşyan’a yazdırılmış. Toplantıyı da bu Ermeni anlatıyor.

 Aynı belgelerin başka sayfalarında yine yazar Hovsep’in yazdıklarından özetlersek: “Dersim’de tek tek kişiler ve birkaç aşiret kötülük yapmıştır. Ama Genel olarak Dersimliler Kormışkan’da alınan bu ortak karardan sonra Ermenilere sahip çıkıp korumuş, Bu karardan sonra Dersim ve çevresindeki Ermeniler rahatlamış ve binlerce Ermeni ‘Özgür Dersim’ bölgesine sığınıp canını kurtarmıştır.

Hovsep’in derlediği belgeler okunduğunda Dersimlilerin yaptığı yardım ve koruma olayının kısa bir anlık, tesadüfü ve bireysel olmadığı; alınan ortak yardım ve koruma kararının iki yıl sürdüğü görebilir. İki yıllık destek tutarlı ve bilinçli destek anlamını taşır.

 Yaklaşık iki yıl Çemişgezek, Otskeğ-Paşacık, Tağar ile Hozat-Peyik hattından kaçan on binlerce insan Dersim’ sığınmış. Yine Demanan, Yusufan, Abbasan bölgesinde de darda kalan binlerce Ermeni’ye yardım edildiği Ermenilerin belgelerinde açıkça yazılmıştır. Bunlardan Hovsep Hayrani’nin yazdığı 30 dan fazla aşiret ve onlarca lider isimlerinin uzun listesini burada tekrarlamaya gerek yok. Ermenilerin iyi bilmediği bir nokta var. (Yardım eden Dersimli ağa veya kişileri yüzde yüzü Kızılbaş’tır.)

Nüfusu az olan “Özgür Dersim” bölgesi on binlerce insana yiyecek bulunamadığından dolayı 1915’in kışında açlıktan dolayı Dersim’de ölümler başlamıştır. Tehcir sürecinde Dersim’deki durumu anlatan “belgesel Romanım” tüm bu karanlık noktalara ışık tutuyordu. Ne yazık ki, henüz Türkiye’de basacak yayınevi bulamadım. Ama bir yolu bulunacaktır.


1916  yılında Rus ordusu Erzincan’a  yerleşince Dersime’ sığınan çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan on binlerce  Ermeni(çünkü erkeklerin çoğu öldürülmüştü) Dersimlilerin önderliğinde Erzincan’a kadar götürülüp Rus ordusuna veya gönüllü Ermeni taburlarına teslim edilmiştir. Her Ermeni başına altın verilmiştir. Bunları Ermeniler anlatıyor. Bekes-zavallı Dersim atalarımız bize yazılı kaynak ve tarih bırakmadı. (Palavracı Nuri Dersim’i hariç ki, o da Dersimlilerin 36 bin Ermeni’yi kurtardığını yazıyor. Dikkat edilirse Kevork ile Nuri’nin verdiği sayı birbirine çok yakındır.)

 Bu gerçekler ortadayken başka bir kişi Agos gazetesinde Karabalı, Yusufan, Ferhatan gibi üç aşiret dışında kalan diğer aşiretlerin Ermeni katlimına katılmış olabileceğini yazmaktadır. Oysa Ermeni belgelerinde Ferhatınlı Diyap ağanın 15 Ermen’iyi öldürttüğü yazılıdır ki, bu doğrudur. Öldürülenlerin isimleri de biliniyor. Diyap Ağa “tehcir sürecinde” devletle birlikte hareket ediyor, bundan dolayı tehcir yıllarında12 tane Ermeni köyü veriliyor ve sonra Ankara’da mebuslukla ödüllendiriliyor. Bunu tüm Çemişgezekliler bilir.

 Ama aynı aşiretten Küçük ağanın Ermenileri koruduğu da yine Ermeniler yazıyor ki, Küçük Ağa o dönem Diyap Ağadan daha güçlüdür. Ferhatan aşiretin yarısını da devletten yana sayarsak karşıt iddialara göre Dersim’e sığınan on binlerce Ermeni'yi “iki buçuk aşiret” korumuş olur. Buna kargalar bile güler. Çünkü iki buçuk aşiretin sayısı on binlerce Ermeni’yi korumaya, beslemeye yetmez. Böyle saçma sapan bir yazıya yer veren Agos veya başka bir Ermeni kaynağı kendi atalarının yazdıklarına ters düşmüş olur. Biz Mağdur Dersimliler eleştirelere açığız. Mağdur Ermenilerin bu tür palavracı ve tarafgir aracılara ihtiyaçları yoktur. Ermeniler’in istediği gün ve yerde bu konuyu dostane şekilde tartışabiliriz. Dersimlilerin hatalarını kendileri birinci elden yazar ve eleştiri yaparlarsa; memnuniyetle dinler ve haklı yönlerini hemen kabul edip aynı gün dost, düşmana karşı özeleştiri veririz.

 Yine Ermenilerin belgelerine göre Çemişgezek Kaymakamının 50 altın vaadine kanan Kemo adında bir Dersimlinin Dersim’e sığınan Hıyanak’ı arkadan kalleşçe kurşunlayıp öldürdüğü ama Kocanlı İdare Ağa bu olayı duyunca Dersimlilerin şerefini lekeleyen Kemo’yu alnından vurduğu da yazılıdır.

Biz hain Kemo’yu mu, Dersim’in temsilcisi göreceğiz, yoksa o tehlikeli günlerde onlarca Dersimli liderin “ortak koruma kararı” alıp Ermenileri koruyan iki yıllık yiğit tavırlarını mı?

Biz hain Balo’yu mu Dersim’in temsilcisi göreceğiz, yoksa Balo’nun ölün gününde“etme kulum, bulursun zulüm,” diyerek Balo’nun ölümüne üzülmeyen, onu dışlayan Dersimlileri mi?

İdare Ağa Ermenilere sahip çıkıp binlerce sivil insanı, çoluk çocuğu kurtardığından dolayı Mareşal Kazım Karabekir tarafından Kocan lideri İdare Ağa’nın hain ilan edildiği “gizli devlet belgelerinde” yazılıdır. Ben bu tür kurtarıcılara “insanlık ödülü” verilmelidir.

 

Ermenilere destek 1938’de Dersim’e yapılan saldırının, kırımın, tertelenin sebepleri arasındadır. Seyit Rıza’ya idam kararı veren mahkeme tutanaklarında Ermenilerle işbirliği yaptı diye suçlanmıştır.

Biz en tehlikeli bir ortamda ölümü göze alıp darda kalan Ermenileri koruyan, kurtaran atalarımıza mı inanacağız, yoksa katliam yapan paşa ve güruhların safında mı yer alacağız? 

Tarihten bahsedenler tek tek olayları öne sürüp tüm Dersim’i suçlayamazlar. Böyle bir tavır etik ve bilimsel olamaz. İki üç çürük ağaç var diye tüm yeşil orman ölü ve çürüktür denemez.

Eğer bu kişiler Dersimlilere inanmıyorsa; önce Mağdur olan Ermenilere sorabilir. Vefalı Ermeniler size “tehcir” sürecindeki Dersim gerçeğini bir daha anlatırlar. Kurtarılan on binlerce canın arasında hatırlarını yazanlar çoktur.

 1915 öncesi Ermeni nufusunun yoğunlukta olduğu bölgeler

dersim-hayeren-ermeni haritasi-17cfc21Evet, asırlarca bir arada yaşayan Ermeni komşular ile Dersimlilerin arası her zaman süt liman değildir. Bazı yıllar kavgalar olmuş, hatta bazı Dersimliler hainlik yapmış, Ermeni öldürmüştür. Ama Dersimli aşiretler bazı yıllar birbirinin de kökünü kazımıştır.

Evet, bazı Dersimli aşiretler kışın açlıktan ölmemek için her güz aylarında yıllarca soygun yapmışlardır ki bazı soygun yılları Dersim’in askeri çembere alındığı ve ambargo uygulandığı ve ambargonun delindiği yıllardır. Açlıktan ölmemek için soygun yapan bu Dersimliler bir ırk ayrımı yapmadan zengin olan Türk, Ermeni ve Dersim Alevilerinin köylerine soyguna gitmişlerdir. Ama “soygun” ile “bebeklerden tutunda doksanlık ihtiyara kadar yüz binlerce insanı öldüren “soy kırımı” arasında büyük farkı görmeyen kişilere; Dımılki dilinde “fam nekeno, bomo, safo,” derler. Yani “kavramıyor, aklı kıttır, saftır,” derler.

 Evet, bazı Ermeni zenginler ölümü göze alıp yardım eden yoksul Dersim ağalarına gönüllü yardım etmiş ve altınlar vererek ödüllendirmiştir. Ama kurtarılan on binlerce Ermeni’yi zaten Türk ırkçıları önceden soymuştu. Canlarını zor Dersim’e atan bu Ermenilerin ezici çoğunluğunda altın yoktu ki, Dersimlilere versinler. Altınlarını kurtarabilen birkaç zengin Ermeni; ölümü geze alıp fedakârlık yapan bazı Dersimlilere altın vermiştir ama bunda yadırganacak bir şey yoktur. Can pazarı olan yerde altının değeri kalmaz.


Güneş balçıkla sıvanmaz. Dersimlilerin Ermeni katliamı yaptığını iddia edenler hüsrana uğrarlar. Bu korkunç ve kara katliamı gerçekleştiren kara treninin; birinci vagonunda Türkler, ikinci vagonunda Kürtler vardır. Dersimlilerin geneli o kara trende yoktur. Bu konuda araştırma yapan her demokrat Kürt aydını da bu gerçekleri biliyor ve kabul ediyor. Bilmeyenler dürüst davranmak istiyorsa; internetten Ermeni yazarların yazdıklarına çok kolayca ulaşabilirler. Kızılbaş Dersimlilerin yazılı kaynakları yoktur ama Ermenilerin yazılı kaynakları çoktur. Dürüst insan önce var olan kaynakları inceler sonra bu konuda yazı yazar. Her eline kalem alan, Dersim’in tarihine kara leke çalmak istiyor.

Türk fakültelerinde, okullarında Anadolu’daki Ermeni tarihi okutulmadığı için ulusalcıların yarattığı bilgi kirliliği etkisinde kalan bu kişiler kulaktan duyma haberlerle Dersim gerçeğine uymayan hamasi yazılar yazıyorlar.

 1938’deki katliamdan, kırımdan yenilgiden sonra başsız kalan Dersim gençliği kökünden koptu, kendine olan güvenini yitirdi ve sağa sola savruldu. Özellikle kendi tarihine kara çalan bu tür Dersimliler bizi çok üzüyor.

 Dersim tarih boyunca toprak almak amacıyla hiçbir zaman Diyarbakır, İstanbul, Ankara’ya saldırmadı. Ama dört asırlık Türk ve Kürt kutsal ittifakı işgal amacıyla Dersime 108 defa askeri saldırı yaptı. Tümü boşa çıktı. (Yapılan 108 askeri seferi 11.08.1937 tarihli Ulus gazetesi yazıyor.)

Dersim karşıtı bir yazıdaki: “Bir de başımıza Dersim dil teorisi çıktı,” cümlesiyle saçmalık doruğa ulaşıyor. Bu saçmalığa karşı; Türklerin başına ‘Kürt dil teorisi’ bela oldu. Sizin başınıza da Dersimce veya ‘Zaza dil teorisi’ bela oldu desem, ben de aynı saçmalığa ortak olurum. Çünkü diller, lisanlar kimseye zarar veremez ve bela değildir. Çünkü Kürtçe de, Zazaca da, Ermenice de en az dört bin yıldır yaşıyor. Kimse dil yaratamaz ve bir dil pat diye ortaya çıkmaz. “Dil teorisi” de pat diye gökten düşmez veya yerden bitmez. Dersim dil teorisi çıktı veya bela oldu diye düşünmek bir garabettir. Binlerce yıldır yaşayan her lisanın teorisi yani dil bilgisi kuralları olur. Nasıl ki, Kürt dilini yaşatmak isteyenler, Türklere düşmanlık yapma amacı taşımıyorsa; Zaza dilini yaşatmak isteyenler de hiçbir halka düşmanlık yapmak istemiyorlar. Ana dili ana sütü kadar temizdir. Her dil ve bu dile bağlı olan kültür dünya için ayrı bir çiçek gibidir. Dünyaya güzellik katar. Bu nedenle UNESCO Zaza dilinin yok olmaması için koruma altına alınmasını, kurtarılmasını öneriyor ve dünyadaki tüm demokratlar değişik dillerin yaşamasını istiyor. Ama Türkiye gibi bir ülkede demokrat olmak kolay bir şey değildir.

Dersim karşıtları Dersimlilere nasihat ediyorlar: “Geçmişin bakiyesini tüketmeyin” “Gittiğiniz yol yol değildir.

 

Bu karşıt yazılar dikkatlice okunduğunda; “Dersimli mağdurlara 1938 büyük acısı için sadece ağlamakla yetinin ama fazla ileri gitmeyin. Yanlış yoldan hemen geri dönün, biat edin. Dilinize sahip çıkmayın bu bölücülük, düşmanlık olur,” diyorlar.


erivankonfOysa mağdur olan Yahudiler de, Ermeniler de ortak acıları nedeniyle birleşip tek yumruk oldular. Katillerin yakasına yapıştılar. Katilleri yakalatıp yargılattılar. Katliamı teşhir eden binlerce kitap yazdılar, insanlık ibret alsın diye utanç müzeleri açtılar. Katliam yerlerine anıtlar yaptırdılar. Seslerini dünyaya duyurdular.

 Siyahi lider Martin Luther King: Beni kötülerin zulmü değil; iyilerin sessizliği korkutuyor,” demiş.

Artık Dersimliler derin uykusundan uyanıp “büyük acıyı” birliğe çevirmek ve atalarının dürüst geçmişini koruyarak tarihine, kültürüne, inancına, diline sahip çıkıp önemli insani ve vicdani görevlerini yerine getirmek zorundadır. Mağdur Dersimlilerin sessizliği beni çok korkutuyor.

Biz Dersim karşıtlarına yolunuzdan geri dön demiyoruz. Her insan istediği yolda devam eder. Kimseye kör olasın demeye de dilimiz varmıyor. Kör olmasınlar ki; hem Dersim tarihini okusunlar, hem de Ermeni tarihinden Dessimlilerin tehcir sürecinde ne fedakârlıklar yaptığını okuyabilsinler. Belki ondan sonra doğru dürüst yazılar yazarlar.

 

Sayısı az olan “Bekes-Kimsesiz Dersimliler"i karalayan  her türden yazı elbette ki Dersim düşmanı olan medyada yer bulur, pirim yapar. Ama dürüstlüğünü yitirenler kimseye faydalı olamazlar.

Eğer Dersim karşıtları  böyle hamasi sözler söylemeye ve yazılar yazmaya devam ederse, çok eleştirdiği Türk tarihçilerinin değişik cepheden başka bir versiyonu olacağı kesindir. Bilinmelidir ki, bu tür hamasi yazılar gerçeklerin üstünü örtemez, sadece sahiplerine zarar verir.


28 Ocak 2012

Celal YILDIZ

 

Yorumlar  

 
0 #2 ana fatmaekber 2012-02-03 21:36
öncelikle sayın yazara böylesine hassas zamanlarda böylesine hassas konularda açık net ve tartarak gene hassas belirlemelerine olan itimadımla ' dersim' e dersimce baktığı için şükranlarımı sunuyorum. o dersimin tarihsel duruşunu ve yüreğini tüm yazı boyunca dersimli heyecanımla adeta kafamda şimşekler çakarak ve gene beynimde yeni, yep yeni bakış açıları açtığı için tekrardan teşekkür ediyorum. Bu belirlemeleriyl e dersime ve dersimin tarihine katkı sunmuştur. bunu da tarihe not düşelim.... çünkü hepimiz tarihe karşı sorumlu ve tarihe hizmet ediyoruz. son zamanlarda tarih yazıcılığına soyunanların bu kaba ve maksadını aşan 'tarihçi' lerin yerinde teşhiri gerekli ve gereklidir!! tarih herşeyden önce bir yaşanılır, sonrasından yazılır
Alıntı
 
 
+4 #1 Kendi dilimize ve kültürümüze ilgizisliğimizHasan Dewran 2012-01-29 11:03
Olvazo hewl Celal BIRA,
sıma serva na nuste ho zof berxudar vê!

Makelenizde biz Dersimlilerin, çoğunlukla kendi diline ve kültürüne olan ilgisizliğini bu satırlarla çok güzel dile getiriyorsunuz:
"Artık Dersimliler derin uykusundan uyanıp “büyük acıyı” birliğe çevirmek ve atalarının dürüst geçmişini koruyarak tarihine, kültürüne, inancına, diline sahip çıkıp önemli insani ve vicdani görevlerini yerine getirmek zorundadır. Mağdur Dersimlilerin sessizliği beni çok korkutuyor." Celal YıldızBaşarılar dileğimle.



"Dersim Dile Geldi" adlı romanın, içimizde yarım asırdır sakladığımız derin yaraya ışık tuttu. Dersim katlimı derin gölgesiylen hep içimizdeydi, hep ruhumuzdaydı. Çok sağolasınız.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Seçme Haberler

Mesut Oğuzhan Öylek / Zaza Sempozyumu
Mesut Oğuzhan Öylek /   ...

Yazarlardan

FATOSA KHEKÊ BOLÊ KHIRTİ ŞİYE HEQİYA XO.
Mehmet Gülmez/ FATOSA KHEKÊ...
TBMM-İHK Dersim Ziyareti ve Tepkiler Üzerine
Av-Cihan Söylemez/   İNSA...

Basında Dersim

Soner Yalcin’dan, Dersim Dersleri
Basında/ Soner Yalcin’dan,...
1 Mayıs için meydanlara!
Haber/ 1 Mayıs için meydanl...