| Nurettin Aslan/ Güvercinleride Vururlar |
|
„Güvercinleride Vururlar...” "Hrant, bugün vuruldu. Bugün 19 Ocak.Kara günün kara haberi tez duyulur. O an bedenim don'a kaldı. Söz geçiremedim kendime öylece kala kaldım olduğum yerde." ---------------------------- „GÜVERCİNLERİDE VURURLAR...”
Altı yıl öncesi nasılda akıp gitti zaman, hem çok uzun hem çok kısa. Canlı ömrü, zamana benzer akıp gider. Ne varki canlı olan ölür, zaman ise ölümü tatmadan akar gider. İnsan ömrü bazen çok uzun, bazen ise çok kısa olur. Tüm canlı varlıklar gibi günü gelir son bulur. Zamanın ise ömrü yoktur, uzar gider sonsuzluğa doğru. İnsan oğlunun öyle anları vardır ki, hep zaman içindeki anları durdurmak ister. O anı yaşamak için. 19 0cak yüregi insan olanın durdurmak istedigi andır. Altı yıl öncesinde Hrant vurulur bir sokağın orta yerinde. Uzun uzadıya yatar, cansız ve soğuk kaldırım taşları üzerinde. Yaşamı durdurmak istedigim anlarım çok oldu benim. Arkama dönüp baktığımda yaşamımda nede çok akran ölümleri var benim ömrümde. 19 Ocak'ında o anlarımdan biri olduğunu bilirim. Eger o anları durdurma şansım olsaydı, daha çocuk kalırdım ben. Ömrüm acıya düşmez yaşlanmazdım ki ben. İçimdeki nehirlerden acı yerine kan dolanır yaşlanmayayım diye... Yılları aylara, ayları günlere böldügümde acısız günüm yok gibi. Güzel insanların yitirilişi var takvim yapraklarında. Yüregi olan insanın bana benzedigini düşünürüm. Yüregi olmayanlar ise bu acıların ortak katilleridirler. Güzel insan gerçekçidir, gerçekleri dillendirir. Benim ülkemde ise gerçekleri söylemenin bedeli, ya ölüm ile, ya sürgün ile, ya da hapis yatarak ömrü son bulur. Yaşayanlar ise aynı akibetin ne zaman kapılarını çalacağının tedirginligi içindedirler. Hrant, bugün vuruldu. Bugün 19 Ocak. Kara günün kara haberi tez duyulur. O an bedenim don'a kaldı. Söz geçiremedim kendime öylece kala kaldım olduğum yerde. Hrant vurulmuştu... Neydiki Hrant'ın suçu. Neden vuruldu ki...? Konuşuyordu, gerçekleri söylüyordu ülkesini sevdiginden. Ülkesinini karanlık degil güzelligin diyarı olsun istiyordu Hrant. Demiştiki, “bu ülkede güvercinleri vurmazlar” Ama Hrant'ı vurdular 19 Ocak da. Nasılda yanıldı Hrant. Ne kadar çok güvercine kıyıldı bu ülkede. O an “su çatlağını buldu” diye yazmışım. Sahidende su çatlağını bulmuştu. Hırant, tehdit edildigini, ölümün her an yanı başında olduğunu hem yetkili makamlara, hemde kamuoyuna defalarca paylaşmıştı. Hiç bir şey yokmuş gibi “su çatlağını bulsun” istiyorlardı yüregi kara olanlar. Adım adım planlayarak vurdular can evinde Hrant'ı. Ama korkaktılar Hrant'ın büyüklügüne karşı. Hemde bir çocuğu katil yapacak kadar korkak.
Katiller ise korkak, kayboldular avına sahip çıkmayacak kadar hain. “Kurt puslu havayı sever” derler bizim oralarda. Aydınlığı bilmeyenler çocukları kulanır, katil eder bu ülkede, ülke karanlık kalsın diye. Sonra, hepsi saklanır bir dahaki güzelligi vurmak için. Bir çocuğa yüklenir her şey, digerleri ise aklanır karanlığı sevenlerce. Yeni çocukları karanlığa sürükleyerek, “ülke daha kararsın” diye yeni güvercinleri vurmaları için... Ve, adalet adına herkes temiz... Hrant bir kez daha vuruldu can evinde. Ancak bilinmeliki toprak ıslanır, ıslanan toprak yeşillenir, Hrant çiçek olur açar yer yüzüne. Güzelligi severmisiniz...? Eger bugün hepimizin adı Hrant olursa, demek sevmişiz karanlığa inat güzelligi.... Vicdan ve cesarettir, güzelligi yaşatan karanlığı ise yok eden.... 18 Ocak 2012 NURETTİN ASLAN/ ----------------------------- SU ÇATLAĞINI BULDU XINEMİ CAN |

NURETTİN ASLAN/
Hrant bugün vuruldu. Vurulduğunu duyan güvercinler yüreklerini kanatıp bıraktılar orta yere.










Yorumlar
Zayıf bir halk ve zayıf bir halkın çocukları güçlü bir halkın kesimiyiyle herzaman dayanışmaya girer. Türkler, Kürtler ve Ermeniler hepsi bizlerden kat kat güçlüdürler. Onlar bizim dayanışmamıza muhtaç değiller. İyi ki bu böyledir. Dayanışma tabii ki güzel bir şeydir, bazen de 'moda' oluyor. Tutsak Dersimliler, Zazalar, Aleviler önce kendileri için bir şey yapamadıkları sürece onların dünya ile dayanışmaları havvada kalıyor. Önce kendi kendileriyle, kendi meseleleriylen, ölmek üzere olan diliyle dayanışma göstersinler. Bu tür dayanışmalar bana inandırıcı gelmiyor, daha çok bir kaçamak gibi, yani kendinden kaçmak gibi geliyor.
Dersim'le ilgili yazilarinizi bekliyorum/z. Kaleminizin diliyle bize Dersimi çok ça yazmanizi istiyoruz. Sizin gibi dostlarin kalemi Dersimi anlatmali... Gençlerimize birseyler anlatmali ki birseyler verilsin...
Sevgi ve Saygilarimla
Dert bir değil... elvan....elvan.....!!!
Nurettın Aslan
Kaleminize yüreğinize sağlık.
Saygılar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.