Haydar Karataş/ İllegal Sol’un Dersim Faciası!

halkin-gunlugu-ciktiHaydar Karataş/Halkın Günlüğü’ne bir sitem mektubu veya....

„..karşısında kendinizi var ettiğiniz hakim devlet fikriyatının; „evet orada bir isyan vardı, devlette üzerine düşeni yaptı“ÇHP’li İsa Gök çıkarsamasına ne kadar da benzeşmiş, aynı kulvarda buluşmuşsunuz... bravo size, bin kere bravo, bin kere yaşayın.

Örgütlü bir direniş olmasına rağmen nasıl ki 19 Aralık’ a katilam diyorsanız, en azından Dersim’de çoluk çocuk ayrımı yapılmadan yaşanana da katilam demenizi bekler insan...“

----------------------------------------------------------

 

Halkın Günlüğü’ne bir sitem mektubu

veya

İllegal Sol’un Dersim Faciası!


Halkın Günlüğü gazetesi şahsında, bütün yaşanan Dersim tartışmalarına rağmen, ısrarla Dersim bir isyandır, buna isyan değil diyenler haindir, diyen sol örgüt ve çervrelere bir vicdan çağrısıdır bu mektup.


ilgsolPek çoğunuzla aynı kaderi yaşamış, aynı zalimane hayatın iki parçası olmuş insanlarız. Bazen kader birliği denen şey, fikir ortaklığından daha önemli olduğuna inanırım. Aşağıda, Dersim olaylarına ilişkin takındığınız tutumun, aslında ülkemizdeki acıların neden bir „sol vicdan“dan yoksun olduğunun  da bir kanıtı diye düşünüyorum. Hani laf aramızda, içim de ağlar, öyle bir ağlar ki... nasıl olur, nasıl olur bunca acı yaşanır da bu ülkenin bir sosyal demokrat partisi dahi olmaz... olmazmış,büyük yazar Yaşar Kemal’in roman kahramanlarının dediği gibi, hemi de hiç olmazmış...

Kardeşlerim,ülkemin öfkeli, isyankar kardeşleri... 19 Aralık operasyonlarında Gebze hapishanesindeydim. Kürt mahkumların kaldığı 4. Koğuşun arka kısmında.  Üç sol örgütün kaldığı 9. Koğuş’ta akranlarım ölüm orucundaydı. Sabahtı, sabahın erken saati, koğuşların açıldığı malta koridoru gaz maskeli, robokop elbiseli güvenlik güçleriyle basıldı. Çatılar vurucu özel eğitilmiş güvenlikçilerle doldu. Gaz bombaları atılıyor,insan vücudunu lime lime eden bir acı sardı hapishane duvarlarını. Kürt mahkumlar, kendini aşağı yemekhane kısmına attı. İçim elvermedi, ara koridorda dolanıyorum. Kepçeler duvarları yıkıyor, direnişteki sol örgüt militanları, haykırıyor, sloganlar atıyorlar ölüme meydan okuyan, insanı hayran bırakan bir direniş... Kürt tutsakların sorumlusu Timur benim yemekhaneye inmediğimi farkedince yukarı geldi. ‚Haydar heval, aşağı arkadaşların yanına in, provakasyonolur... tebesümle güldüm. Olmaz dedim, sadece direnen koğuşlara saldırıyorlar, bilsem provakasyon olur, yaparım,’ dedim, ‚merak etme olmaz.’ Ortalık ana babagünü, gözgözü görmüyor, 9. Koğuş havalandırmasına düşen gaz bombaları bacası tıkanmış bir kömür sobası gibi tütüyor.

9.Koğuşun havalandırmasına bir yaralı bırakıldı, bir mahkum olan doktor Yüksel, ‚yaralıvar, yaralı ölecek’ diye bağırıyor... Timur, Haydar heval, o Tahir mi? Havalandırmaya sürüklenen yaralı Tahir’di. İkimiz zınk diye durmuş, Mp 5tüfeğinden çıkan gaz bombası Tahir’in arka beyincik soğanına saplanmış, koyu siyah bir kan havalandırma deliğine doğuru akıyor beton zeminde. Bir tarihe tanıklık ediyorduk. Onuncu koğuşun duvarını yıktı dozerler, bir duvar kaldı. Barikatlar kurulmuş, açılan duvar deliklerini direnişçiler, dolaplarla kapatıyor, birbirlerine siper oluyorlar. Ölüm yok, direniş var! Devrimci teslim olur mu?

2.koğuş kaldığımız dördüncü koğuşun diğer tarafı. Timur’un „ikiye giriyorlar“demesi üzerine, oraya koşuyorum. İkinci koğuşta ölüm orucu yok, güvenlik güçleri kibar, usul usul barikatı söktüler. 9. Koğuşa uygulanan şiddet yoktu,onların derdi ölüm orucundakileri almak.

Direnişbir gün sürdü, sonrası sürgün oldu, ancak sürgüne çıkarılanları dahi devlet ayıkladı, kendilerince daha militan olanlar seçildi, tek kişilik hücreler olan F. tipi c.evine götürüldü. Geride yıkılmış bir hapisane bıraktılar.

 

19Aralık’ın örgütsüz bir  direniş olduğunu söyleyen bir sol çevre var mıdır merak ediyorum. Sahi böyle söyleyeniniz var mıdır? Direnişti, devletin hapislere tıktığı binlerce sol fikirli tutsak (Cezaevi Merkezi Kordinasiyon’u adı verilen bir komitetarafından örgütlenmişti direniş) merkezi bir iradeyle devlete başkaldırmış, bedenlerinden başka silahı olmayan bu insanlar, bedenlerini zalim devlete karşı silaha çevirmişti. Onların can güvenliğini sağlamakla mükellef devlet onları katletmişti. Ki, bu ‚örgütlü direnişi’ devletin kanla bastırmasına KATLİAM der bütün sol.

Haklılar, katliam.

 

İkinci örneği vereyim, vicdansızlığınızı ölçmeniz açısından:

YerAlmanya’nın Meinz şehri, 17 Aralık 2011 Meinz Alevi derneğinin salonuna beşyüz insan sıkışmış. Dersim Federasyonu’nun davetlisiyim. Konu, Başbakan Erdoğan’ın„Dersim Özrü“.

Tanıklar,yazarlar, Milletvekilleri var divanda. 1938’de bir çocuk olan Süleyman Ağlar, hemen yanımda oturuyor. Yüzünde anlaşılmaz bir keder var Süleyman Ağlar’ın. 1938 olaylarını anlatırken, sesi hala titiriyor, benim 19 Aralık’ı hatırlamam gibi...

Sözverildi: „ben,“dedi, durdu, nefesi daraladı, titeryen sesini bastırmak için, yutkundu ardından bir yudum su aldı. „Ben çocuk idim,“ dedi. „Halvori köyübizim köy olur. 1936’da af çıkmıştı, herkes silahlarını götürüp hükümete verdi. Ortalık sakindi, devlet bize okul yol getirecekti. Birgün candarma gelip köyümüzün karşısında çadırlar kurdu, kumandan da iyiydi. Güneşli bir gündü, birasker geldi köye, dedi, hükümet size maaş verecekmiş, değirmen meydanına gelin. Millet fukara, herkes maaş alacağız diye toplanıp gitti. Oraya gittik. Çolukçocuk. Meyadana gittik makineliler kurulmuş, gider gitmez, tırrr, tırrr,taramaya başladılar. Kurtulanlar ormana kaçtı, yaralılar vardı. Kimse korkudan çıkamadı ormandan, kan kaybından, açlıktan öldü çoğu...“yeniden yutkundu,yaralı kurtulan genç bir kadını anlatıyor Süleyman Ağlar....

Yaşı sekseni devirmiş Süleyman Ağların, seksen yıldır cevabını bulamadığı sorunun yanıtını arıyor. Ne isyanı, biz isyan etseydik niye kendi ayağımızla o meydana gidelim.... diyor.

 

Kardeşlerim, size değil ama aklınızın bu çifte sıtandardını anlamıyorum. Yoksa be hey vicdansız akıl mı demek lazım. Derginde yazmışsın şu sözleri: „Evet, Dersim İsyanı, ayaklanması veya başkaldırısını savunamayanlar, Dersim kıyımını doğru açıklayıp algılayamaz, onun karşısında doğru tavır alamazlar! Çünkü Dersim temelde devlete ve devletin zulmüne karşı haklı olarak başkaldırmıştı“ (HalkınGünlüğü baş yazı Aralık 2011)

Cevap vermek dahi anlamsız bu akli çıkarsama karşısında ama karşısında kendinizi varettiğiniz hakim devlet fikriyatının, „evet orada bir isyan vardı, devlette üzerine düşeni yaptı“ ÇHP’li İsa Gök çıkarsamasına ne kadar da benzeşmiş, aynı kulvarda buluşmuşsunuz... bravo size, bin kere bravo, bin kere yaşayın. Örgütlü bir dereniş olmasına rağmen nasıl ki 19 Aralık’ a katilam diyorsanız, en azından Dersim’de çoluk çocuk ayrımı yapılmadan yaşanana da katilam demenizi bekler insan.

haydar_karatas-600x450Devrimciler devlete karşı çıkmasını bilir, yaşılar, çocuklar, kadınlar bilmez. Sahi 19Aralık’ta direnişe katılmayanlar öldürüldü mü? O vahşi devlet politikası 1938 Dersim’nde ve Ermeni katliamında görülmeyen bir soykırımı uyguladı 19 Aralık c.evi katliamlarında, direnmeyen koğuşlara karışmadı devlet... barikatları sökmenizi, ölüm orucuna son vermeinizi isityorlardı. Bu çağrıya devrimciler ne yapması gerektiği ile cevap verdiler.

Oysa,1938’de İsyan lideri denen insanlar kendileri develete gidip teslim olmasına rağmen  1937’de idam edildiler, devletin Rus harbinde vatan savunması için kendelerine verilmiş silahları istemesi üzerine o silahları da 1936 da teslim ettiler. Peki bütün bunlara rağmen, neden 1938’de bu katliam yaşandı. Tarlalar dört yıl boyunca yakıldı, bu yoksul insanların hayvanları toplandı, evleri yakıldı. Sürgün ve ölümlerdengeriye kalanlar, açlık ölümüne teslim edildi...

Halkın Günlüğü gazetesinin yukarıda aktardığım alıntısı, ülkemiz solunun içerisindebulunduğu akıl tutulması değil de ne?

Demek Dersim örgütlü bir isyan 19 Aralık devrimcilerin öldürülmesi katliam. Bu çifte sıtandart bir facia değilse neyin hesabı...?


08.01. 2012

Haydar Karataş, Zürich

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Seçme Haberler

Mesut Oğuzhan Öylek / Zaza Sempozyumu
Mesut Oğuzhan Öylek /   ...

Yazarlardan

TBMM-İHK Dersim Ziyareti ve Tepkiler Üzerine
Av-Cihan Söylemez/   İNSA...

Basında Dersim

Soner Yalcin’dan, Dersim Dersleri
Basında/ Soner Yalcin’dan,...
1 Mayıs için meydanlara!
Haber/ 1 Mayıs için meydanl...