| Dersim Kimliği - Pilvenk Aşireti |
|
Dersim Kimliği ve Pilvenk Aşireti SUNU: “Ulusal ve Yerel Kimlik Öğelerinin Tunceli – Pertek’te Etnolojik Tetkiki” adı alıtında yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bir çalışmada aldığımız ‘Pilvenk Aşireti-BERXECAN OCAĞI ile ilgili bölümü okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HALKBİLİM (ETNOLOJİ) ANABİLİM DALI öğrencisi olan Ahmet Kerim Gültekin’in çok önemsediğimiz bu değerli çalışmasını dört bölüm halinde yayımlıyacağız.
Dersim halkının etnik kültürel kimliği üzerinde her geçen gün nasıl oynandığını ve günübirlik siyasete nasıl alet edildiğinin en bariz örneğini, yapılan son genel seçimlerde şahit olduk. Yüz yıllar boyunca özgünlüğünü ve farklılığını koruyarak, varlığını bugüne getiren bu halk, bugün yok olmakla yüz yüze getirilmş durumda. Son yuzyılda, Anadolu-Mezopotamya çoğrafyasında hortlatılan Ulus-devlet teorisinin marifeti olarak bir çok etnik toplulukların ve azınlıkların varlığına son verildi. İki ulus arasına(Türk ve Kürt) sıkıştırılmaya çalışılan bu etnik azınlıkların çoğunun bugün adı dahi anılmıyor.
Yok edilenlen bu azınlıklar arasında sayı olarak en kalabalık nufusa tekabul ettiği için, daha çok Ermenilerin adı anılıyor. Ama Keldanilere, Süryanilere, Yezidilere, Alevilere yaşatılanlar Ermenilerden farklı değildi. Ermenileri temizleme hareketi esnasında, Şafi Kürt bölgesinde gözle görülür ne kadar Keldani, Süryani ve Yezidi vardıysa, hepisinin kökü kazılırcasına silinip süpürüldü.
Gayri Müslimlere yönelik başlatılan etnik temizlik hareketi esnasında, kenarda bekletilen Alevi-Kırmanç ve Kırdaşların (Dersim-Koçgiri) Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarında tepelerine binildi. 1921’de İlk darbeyi, Koçgirili Alevi Kurmanç-Kırdaşlara vurdular. Bugün yapılması planlanan yeni anayasanın telel alındığı dönem ise Cumhuriyetin bu yıllarıdır. Yani 1924 öncesi TC anayasasından bahsediliyor. İkinci darbe de 1937-38’de Dersimde Alevi-Kırmanç ve Kırdaşlara vuruldu. Her iki durumdada gayet açık bir şekilde anlaşılıyorki bu katliamlar, Kürt yada Zaza katliamı veya bazıların dilegetirdiği“soykırımı” değil, Alevi-Kızılbaş Tertelesi, Kıyımıdır.
Bu Alevi-Kızılbaş kimliğinin ne olduğunun tanımlamasında, dolayısıyla Dersim kimliginin de ana harcının daha iyi anlaşılmasında, Pilvenk aşireti en iyi örneği teşkil eden aşiretlerden biridir. 1938’de Pilvenk aşiretinden fazla kayıp olmamıştır (Poxtesli Sıleman ağa ve Dedeler hariç). Ama öncesinde, yani 1895, 1905, 1908 ve 1914’te Pertek yöresinde büyük katliamlar ve sürgünler yaşanmıştır. 1938’e gelindiğinde aşiretin beyin gücü dağıtılmış, büyük bir kesmi teslim alınmış ve sindirilmiş durumdaydı.
Dersim kimliğindeki Kırmanç-Kırdaş harcının oluşmasında Pilvenk aşiretinin öneminin iki ana sebebi vardir:
Birinci neden; Bu asiret mensuplarının ezici çoğunluğunun Kurmanci (Kırdaşki) dilini konuşmalarına rağmen tarihten bu yana kendilerini hiç bir zaman Kürt görmemişler ve bugünde hala görmüyorlar(politize olmuş genç kuşak harıç). İkinci sebep ise: Dersim kimliginin ana bileşeni olan Alevilikteki Pir-Seyit -Dede ocağında, soyunda oluşlarıdır, yani keramet sahibi olmalarıdır. Dolayısıyla Dersim’in diyer köklü ve söylu 12 oçak sahibi aşiretten biridir
Pilvenk asiretinin yanısıra, Dersimde Kırdaşki-Kurmanci konuşan, benzeri özelliklere sahip olan üç büyük ocak daha vardır. Bunlar sırasıyla Axucanlar, Bawamansurlar ve Sarı Saltıklardır.
Pilvenliler iki dilide konuşurlar: Merkeze bağli Yukarı Pilvenkliler Kırmancki(Zazaca) Konuşur. Pertek , Mazgirt ve Maraş-Elbistan’a göç edenler ise Kurmanci(Kırdaşki) konuşurlar. Bawamansurların esası Kurmanci(Kırdaşki) konusur ama Kırmançki(zazaca) konuşanlarıda vardır. Sivas’takilerin bir kismi mesela. Axucanlar yine öyle. Sarı Saltıklar yine aynı durumdadırlar. Sarı Saltıkların Pülümür bölgesindekiler Kırmançki(Zazaca) konuşur. Ama Kayseri(sarız) bölgesine göç edenler ise Kurmanci(Kırdaşki) konuşurlar.
Büyük Dersim diye adlandıra bileceğimiz bölgelerde, CHP çatısı altında seçilen Milletvekileleri’nin tamamı Alevi-Kırmanç ve Kırdaş halkının seçtiği vekillerdir: Dersim’de iki vekil, Malatyada bir, Maraşta bir, Sivasta bir ve Erzincan’da bir kişi olmak üzere toplam 6 Kırmanç-Kırdaş Vekil Büyük Dersim bölgesinde seçilmiştir. Bunların ezici çoğunluğu Alevilerin oyuyla seçilmiş, Dersimli yada Dersim kökenli vekillerdir.
JARUDIYAR Sitesi olarak adını ettiğimiz Büyük Dersim-Welaté Kırmanciye politikasına daha fazla ağırlık vereceğimizi, Dersim kimliğinin Kırmançki-Zazaki- diliyle sınırlı olmadığını, bu kimliğin oluşmasında o halkın bağlı olduğu inancın, ocakların, aşiretlerin her birisinin ayrı ayrı büyük öneme sahip olduğunu, Dersim halkıyla kendini isimlendiren Alevi-Kırmanç ve Kırdaş halkının yaşadığı bölgeleri anlatan ve işliyen yazılara, bundan böyle daha fazla yer vereceğimizi duyurmak isteriz. Pilvenk Aşireti-Bérxecan Oçağıyla ilkini başlıyoruz. /JD ------------------------------------------------------------
A.Kerim Gültekin: Dersim-Pertek’te Şah Delil Berxécan Ocağı
Burada Şah Delil Berxécan örneğinde açımlamaya çalışacağımız durum, Pertek’te yerleşik Sünni yurttaşların aralarında yaşadıkları Alevi çoğunluğun hakim dini kimlik kodlarını işaret etmektedir. Bu alt başlık çerçevesindeki tartışmalar, kendi içerisinde de bazı farklılıkları barındıran Tunceli (Dersim) Aleviliği’nin alan çalışması kapsamında kalan örneğini açımlayacak ve böylelikle de burada azınlık durumundaki Sünnileri çevreleyen hâkim etno-kültürel dokuyu görünür kılarak çalışma öznesinin sınırlarını ve bu sınırların dışarısında kalanları belirginleştirmeye gayret edecektir.
Berxécan ocağı ve kendi içerisindeki kimi alt soy grupları Pertek’in orta ve doğu kısımlarında hakim çoğunluğu oluşturmalarına karşın bu coğrafi bölümü kendilerinden başka ocaklara bağlı geniş bir talip nüfusu ile paylaştıkları belirtilmelidir. Modernlik öncesi çok daha belirgin olan aşiret (tarikat – talip) sınırlarının, ilkin Cumhuriyetin yöreye girişi ile temelden kırıldığını; ardından 1960’larla birlikte başlayan yurt içi ve dışı hareketlilikler ile bu sınırların kalıntılarının iç içe geçmeye devam ettiğini; 1970’lerle birlikte hızlanan Sünni göçün boşalttığı yerlere yönelen ve kuzey bölgelerden gelen Aleviler ile sınırların gittikçe silikleştiğini ve nihayetinde 1990’larda yaşanan yeni göç dalgaları ile bugünkü karmaşık biçimini aldığı belirtilmelidir. Bu bakımdan Pertek’teki Sünnilerin sosyal hayatı paylaştıkları Alevi çoğunluğun, sahip oldukları ocak aidiyetleri bakımından, geniş bir çeşitlilik gösterdiğini söylemek mümkündür.
Her ocak ayrı bir iktidar ve söylem merkezidir. Bireyi çevreleyen sosyal olaylar karşısında tutum ve davranışları belirleyen bu ana mekanizmaların fazlalığı, Pertek’te Alevilik ve Sünnilik algılarına oldukça özgün görüngüler kazandırmaktadır. Ancak yine de Berxécanların Pertek’in orta ve doğu bölümlerinde hâkim ocak olduğunu ve çevreyle olan ilişkilerde esas söz sahibi olduklarını belirtmek yanlış olmayacaktır.
Bir önceki alt başlıkta da açıkladığımız üzere Tunceli (Dersim) Aleviliği’nin genel çerçevesini şöyle sunmak mümkündür; (1) Seyit aileleri; (2) içlerinden bazıları bu aileler ile ilişkilendirilen veya ilgili ailenin etkinlik bölgesinde kalan diğer aşiretlerin hâkimiyet alanlarındaki kutsal mekân kültleri ve (3) yine çoğunlukla bu aileler yahut kutsal ataları ile ilişkilendirilen bazı kutsal nesneler etrafında örülü değerler ve uygulamalar bütünü.
Şah Delil Berxécan örneğini bu ana başlıklar çerçevesinde irdelediğimizde,çalışmanın gerçekleştirildiği Pertek’in orta ve doğu kısımlarında yaşayan Alevi yurttaşların çoğunluğunu oluşturdukları sosyal hayata ilişkin oldukça özgün bazı sonuçlara ulaşmak mümkün olmaktadır. Bu konuda şunlar söylenebilir:
Şah Delil Berxécan(62), önemli bir kısmı Pertek ilçesinin orta ve doğu bölümlerinde ikamet eden Pilvenk aşiretinin ve aşiret içerisindeki farklı soy gruplarının ortak kutsal atasıdır. Bu kutsal ataya ait söylenceler, kendisinden bugüne kalan kutsal emanetler ve yine kendisi ile ilişkilendirilen kutsal mekânlar çevresinde örülmüş değerler sistemi ve ritüelleri günümüzde de Alevi ve Sünni topluluklarca canlılıkla yaşatılmaktadır. Şah Delil Berxécan’ın merkezinde olduğu bu alt grubun oldukça önemli bir farkla, Tunceli (Dersim) Aleviliği’nin en önemli ayaklarından birisini oluşturan diğer seyit ailelerinin taşıdıkları bazı karakteristik özelliklerden ayrıştığı gözlemlenmiştir.
Tunceli (Dersim) Aleviliği’nin en özgül ve önemli bileşenleri olan seyit ailelerinin, süreç içerisinde, kendilerini merkeze alarak çevrelerinde kendileri ile kanbağı olan ve olmayan birçok talip (mürit) aşiretlerden oluşan sosyo-dinsel örgütlenmeler kurdukları bilinmektedir.
Alanda temas edilen kaynak kişilerin güncel verileri ışığında değerlendirildiğinde, Şah Delil Berxécan’ın tarikatını bu özgül biçimden önemli bir farkla ayıran etmenin, tarikatın seyit–mürit ilişkilerinin yine aynı aşiret ve zamanla ondan ayrışarak genişleyen ezbetleri içerisinde kalmış olmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.(63) Kaynak kişilerin aktardıkları üzere ‘ezbet’, Şah Delil Berxécan’ın soyundan gelen ve seyitlik ünvanına sahip (yani talibi olan) farklı alt soy grupları olarak değerlendirilebilir. Bu durumu, uzun yüzyıllar içerisinde artan nüfus ve göç hareketleri sonucunda farklı yörelere dağılmanın bir sonucu olarak da düşünmek mümkündür. Buna göre konuya dair açıklama şu şekildedir: “…Bir evlat babasına hak demiştir. Babasının elini öpmüş babasının yanında kalmıştır. Mesela Kureyşan’ın talibi de var. Bütün ocakların talipleri var. …Ama Şah Delil Berxican’ın talibi kendi içerisinde. Baba kalkmış evladına saygı duymuş. Evlat ta kalkmış babasının yanında durmuş. Ona eyvallah demiş. O nedenle bizim zaten talibimiz kendi içimizdedir. Seyid-I resul evladıdır. Direkman Seyid-i Resul evladına bağlıdır. Şah Delil Berxican’ın zaten soyunun gelmesi, İmam Hüseyin’in ocağından gelmiştir…. Yani direkman kendi evladına ve kendi babasına saygı duyan bir insan. Hepimizin talibi var. Benim var, bu adamın var ama biz gene kendi ocağımızın talibiyiz. Çünki Şah Delil Berxican kendi ocağında kendi evladına saygı duymuştur” (Alan Notları: 15 – 04 - 06 / Pertek).
Aşiretin seyit soyundan gelen ailelerden olan ve halihazırda seyitlik görevini sürdüren bir kaynak kişinin verdiği bu bilgiler doğrultusunda anlaşılmaktadır ki Berhican ocağı, diğer Tuncelili seyit ailelerinden farklı olarak, yöreye gelişinden bugüne değin tarikata talip kazanma konusunda herhangi bir misyon faaliyeti içerisinde olmamıştır. Bu durumun, Şah Delil Berhican’ın soy ilişkilerindeki sürekliliği vurguladığı ve bugün hâlihazırdaki dört ezbetin diğer tüm seyit aileleri karşısındaki farklılıklarını yansıttığını görmek olasıdır. Böylelikle, aşiretin ve aynı zamanda tarikatın hâkimiyet alanlarındaki kendi toplulukların farklılıkları, öncelikle diğer seyit aileleri karşısında kutsanmaktadır. Eşdeğer ve hatta aşağıda göreceğimiz üzere üstün bir sosyal–dini statü yüklemesi yapılmaktadır. Yine bu durum, aynı zamanda diğer seyit ailelerin talibi konumundaki kendileriyle komşu olan aşiretlerle aradaki farklılıklara da tayin edici bir katkı sunmaktadır. Ezbetler, tarikatın özgünlüğü gereğince, seyit soylu gruplar olarak diğer ‘talip’lerden kesin bir farkla ayrışmaktadır.
Dinsel plandaki bu farklılaşmalara ek olarak altı çizilmesi gereken önemli bir diğer nokta da Pilvenk aşireti ve ezbetlerinin Tunceli’nin güney-batı, güney ve güney-doğusundaki diğer tüm topluluklar gibi Kurmancki(Kirdaski) konuştuklarıdır. Bu fark, onları Tunceli’nin geri kalanından ayrıştırmaktadır.(64) Şah Delil Berxecan’ı kutsal ata olarak kabul eden Pilvenk aşireti ve dört ezbeti çoğunlukla Pertek ilçesinde yerleşiktir. Bunlar; Keçkexuranlılar(65), Piranlılar, Helifanlılar(66) ve Süleymanlılar’dır.
Şah Delil Berxecan ve tarikatının yörede başlayan ve devam eden serüvenine dair mevcut durumda eldeki biricik kaynak, söylenceler(68) ile somutlaşan, topluluğun kolektif hafızasıdır. Şah Delil Berxecan’ın yöreye gelişinden önceki ve sonraki eylemleri ile kendisinden sonra devam eden tarikatı hakkında bilgi veren bu sözlü kaynaklar yüzyıllardır, değişen maddi kültüre uyarlı vurgular ile çeşitlenerek aktarılagelmektedir. Şah Delil Berhican hakkında alanda derlediğimiz ve sınırlı yazılı...(ilk bölümün sonu) Devam edecek.. ------------------------ Dip dotlar: 62-Türkçe yazılışı ve okunuşu ‘Şah Delil Berhican’ olan isim, telaffuz ettiğimiz şeklinden farklıdır. Şah Delil Berxécan’ın kutsal ata olarak kabul edildiği Pilvenk Aşireti’nin ve kendi içerisindeki kollarının Kurmanci (Kirdaşki)konuştukları belirtilmelidir. Bu nedenle doğal telaffuzu da farklıdır. Şah’ın lakabı olan “Berxécan”, ‘Kuzuya Can Veren’ anlamındadır. Kaynak kişilerin çoğunluğu Şah yerine ‘Şıh’ demeyi tercih etmektedirler ve yine bu kelimenin telaffuzu da Türkçe okunuşundan biraz farklı olmaktadır. Belirtmek gerekir ki konu hakkında oldukça sınırlı bilgilere sahip az sayıdaki yazılı kaynaklarda da bu kutsal atanın isimlendirilişinde bir mutabakatın olmadığı anlaşılmaktadır; ‘Şah Delili Berxécan’, ‘Şeyh Delu Beliycan’, ‘Bircan’ ve ‘Şıh Abdüllahi Huresani’… bu isimlendirmelerden birkaçıdır. Bazı kaynaklar için bkz. Danık 1990, 1998; 127 – 142, 2006 ve Teker 2006. 63 -Şah Delil Berxécan örneğinde gözlemlediğimiz Aşiret – Tarikat (Ocak) bütünleşikliğinin, bir başka Alevi Ocağı örneğinde, farklı tarihsel nedensellikler üzerinden kurgulanan tartışmalar için bkz. Karakaya – Stump, 2006; 19 – 59.
64-Bu konuya ilişkin daha derinlikli analizlere bir sonraki bölümün alt başlıklarında değinilecektir. 65-Bu ismin telaffuzu, işaret ettiği topluluğun konuşma dili Kurmancki olduğundan, Türkçe yazılış ve okunuşundan biraz farklıdır. Bu sebepten orijinal okunuşu ile ‘Keşkexuranlılar’ olarak da yazılabilir. Ezbetin isminin, ötekilerince kendilerine yakıştırılan ve kendilerince de böylelikle kabul edilen ve ‘Keşkek çok yiyen’ anlamına gelen bir yakıştırmadan ileri geldiği öğrenilmiştir.Keşkek: Ayran içerisinde pişirilerek karıştırılan bulgurun, un katılarak hamurlaştırılmasından sonra üzerine erimiş tereyağı eklenerek elde edilen yöresel yemek. 66-Çoğu kaynak kişi bu ismin ‘halife’ kelimesinden kaynakladığı yönünde görüş belirtmiştir. 67-Öte yandan, alan çalışmamız süresince sürekli temas ettiğimiz bu topluluk hakkında ulaşma imkanı bulduğumuz bazı yazılı kaynaklara göre aşiretin bu özgün durumu, kaynak kişilerin yaşattıkları ve ifade ettiklerinin tersi yönde veriler de sunmaktadır. İhtilaflı duruma dair fikir verici bir durum değerlendirmesi için bkz. Gültekin, 2006; 87 – 108. 68-Gerçekten yaşamış yahut yaşamış olduğuna inanılan bir veli ya da cansız nesne veya nesnelerden müteşekkil bir kült objesi yahut da kültik bir mekan hakkında anlatılagelen söylencelerin, esas işlevleri itibari ile, sözlü kültürün egemen olduğu topluluklarda mevcut toplumsal kimliğin temel dinamiklerini işaret ettikleri bilinmektedir. Bir başka açıdan bakıldığında, söylenceler, toplum varlığını ve toplumu çevreleyen doğal ve kültürel evreni tarihsel bağıntıları içerisinde anlamlandıran, yeniden üreten ve aktarımda etkinlikle kullanılan bir sürecin en önemli araçları olarak da değerlendirilebilirler. Dolayısı ile söylenceler gerek geçmiş tarihsel süreçlerin izlerini bugüne taşımaları bakımından gerekse güncel toplumsal süreçlerin, tutumların ve davranış kodlarının etkin izlerini yüklenmiş olmaları bakımından, yazılı kaynakların sınırlı olduğu alanlarda yine elimizdeki en önemli araçlar olarak durmaktadırlar. ----------------------------------------------
|

JD-Sunu/
Türk milliyetciliğinin kötü kopyacılığını yapan bölgemizdeki diyer ulusalcı yada milliyetci akımların idda ettikleri gibi; Dersim kimliğini oluşturan ana bileşen dil değildir. Dil bir toplumun kültürel yapısındaki temel taşlardan biridir ama ruhi şekillenmesinin kendisi değildir. Dersim kimliğinin ana damarını ve esasını oluşturan, onun sahip olduğu inanç biçimi ve ruhi şekillenmesidir. Bunun en açık ispatı, yukarda örneklerini veridiğimiz dört büyük asiretin varlığıdır. Son genel seçimlerde, sözünü ettiğimiz bu aşiretlerin yoğun yaşadığı bölgelerdeki tutum, bu halkta varolan ortak refleksin ve ruhi şekillenmesinin kanıtıdır.
Ezbetlerin gerek isimlendilişlerinde gerekse sayılarında tam bir görüş birliğinin olmadığı da eklenmelidir. Örneğin, Köseoğulları kimilerince dile getirilmeyen bir ezbettir. Yanı sıra Piranlılar’ın, Şah’ın söylencesinde bahsi geçen Hıristiyan keşiş Piro’nun soyundan geldiği söylenir. Ancak genel duruma bakıldığında Şah Delil Berhican ve tarikatının yörede başlayan serüveninin süreç içerisinde bu dört ana koldan geliştiği ve yayıldığı anlaşılmaktadır. Aşiretin ve kendi içerisindeki ezbetlerinin yine kendi kan bağı ilişkileri ile kurdukları örgütlenmelerin yöredeki benzer seyit–talip ilişkilerinden, sosyo-dinsel yapının işleyişi bakımından, farklılık göstermedikleri görülmüştür. Aşiretin bazı ezbetlerinin kendilerine ait ocakları, ziyaretgâhları (kutsal mekânları veya kutsal emanetleri) ve bunları tamamlayan yaygın söylenceleri vardır. Bütün olarak, sosyo-dinsel kültürel dokunun esas yürütücüleri seyitlerdir ve bu ilişkinin somutlaştığı uygulamalar; cem törenleri, (talipler tarafından gerçekleştirilen) kutsal emanetleri ziyaretler ve tarikatın etkin olduğu coğrafi alanda yine onunla ilişkilendirilen kutsal mekânlardaki uygulamalar oluşturmaktadır. Yine kendi içlerinde seyit–talip (mürit) ilişkileri geliştiren ezbetlerin, kendilerini diğer seyit ailelerinden farklılaştıran bu tutumlarını değiştirmedikleri de bilhassa ifade edilmektedir.(67)



.jpg)






Yorumlar
bu bir ilke olduğundan bende önce ailemve aşiretimden başlamak adına benim için birfırsat oldu hak muhammet ali yolunu tam sürebilmek için ali askeri olmak ve allahın ordusuna girmek için yorum ve düşüncelerinizi bana iletmenizi ve düşüncelerinizi ben ile paylaşmanızı umuyorum hak muhammet ali yoldaşınız hızır kılavuzunuz olsun
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.