| Dersim Dilinin Motoru Dersim Müziği |
![]() Dersim Dilinin Motoru Dersim Müziği
Görme özürlüsü insanların görememezlik ihtiyaclarını gelişen başka duyu organlarıyla giderdiklerini okumuştum. Mesela duyu ve koku alma hislerinin son derece gelistikleri bilenen bir olaydir…Türkiye devletinin, 80 yıllık Dersimi asimile ve yok etme planın (ki bu planın 1925 “şark islahat planı” olduğunu bilmekteyiz)mimarı yanılmıyorsak “solcu” Uğur Mumcunun Dayısı Renda dır…. Devlet yetkilileri Dersim halkının “dilini” yok etmek, onu unutturmak ve yeni nesillerin hafızalarından silmek istediler .. bu hususta epey bir mesafe kat ettikleri bilinmektedir.. Dersim toplumunun dilini almak onu kendi diline yabancılaştırmak isteyenler, tıpkı kör insanlarda verdiğimiz örnek gibi Dersimin bir diğer “duyu” organı olan “Dersim Müziğini” geliştirdi. Dersim hakkında Türkiye Cumhurıyeti'nin kuruluşuyla ve ondan evel Osmanlı imparatorluğuna dayanan bu iki sistemde de hep bir daralma ve kayıp yaşadık. Şunu rahatlıkla diyebiliriz ki bunca zulüm, katliam, asimile ve yasaklamalara rağmen Dersim toplumu müzik alanında karşıtlarını yenmiş ve galip gelmiştir… Bir “anlatım” dili olan Dersim dili Kirmancki-Dımıli içinde kılamlar aslında türküden ziyade Destan diyebileceğimiz anlatım şekilleriyle önemli bir yer almıştır… Dersim Destanları son derece enteresan ve araştırmaya değer, Dersim edebiyatını oluşturduğunu söyliyebiliriz…
Klasik Dersim Müziği:Dersim Destanları hakkında çok derin ve analitik bir çalışma elimizde henüz yoktur. Mesela Dersim destanları, kılamları –türküleri köken olarak nereye dayanır? İlk Dersimlilerde müzik nasıldı, zaman içinde nasıl değişti.. Dersimin meşhur bestekarı Sey Qaji' nin besteledeği “welat welat” destanının bir önceki versiyonu varmıydı ? Yada “miro miro” destanının bir önceki farklı bir versiyonu varmıydı ?
Bu veriler yok ama 1800 lerin sonunda ve 1900 lerin başlarından beri söylenen Destanlar, kılamlar –türküler (Lauki) bu gün söylenmekte olan Dersim müziğini hala beslemekte ve ilham kaynağını teşkil etmetedir.. İlk Dersim müziğini TRT den Sarısözenin kayıt ettiğini okumaktayız. Yanılmıyorsak kayıt tarihi 1946 olacak. Kayıtların Kirmançki olduğunu düşünmekteyim ama devletin resmi bir kurumu olan TRT nin Türkçe olmıyan dillere nasıl yaklaştığını tahmin edebilirsiniz..ama bu kayıtları bulmak ve yeniden dinleyicilere sunmak mucizevi bir olay olurdu.. Asil Dersim kayıtları Dersimli Alamancıların 1960 sonları 70 başlarında getirdikleri küçük teyiplerle yapıldı. Bu kayıtların bilinçli bir kayıt olmamasına rağmen günümüzde küçümsenmiyecek bir değere sahipler. Hem Dersim tarihini anlamamız, hem Dersim müziğini his edebilmemiz için, hemde Dersim RUHUNA dokunabilmemiz için paha bicilmez değere sahip olan kayıtlardır bunlar… İlk Dersim Kırmancki Müzik Kayıtlerı: Dersimin büyük müzisyenleri; Sılo Qiz , Alaverdi, Hese Keki, Mahmut Baran ilk bu Alamancıların kasetlerine türküler okuyanlardı.. İşte böyle bir kasetten ilk defa Silo Qizi dinlemiştim. Küçük bir kutudan cıkan bu ses insanı büyülüyordu… “kote rika mordeme pili” yada “vano qomo ez endi sono , pencere onto ve xo dime welat ser keno” gibi hafızamıza kazılan “kanun” gibi sözlerdi.. 1970-80 arası Gelişmeler:Dersimde sol örgütlerin gelişip kök salmalarıyla eski Lauklere “rağbet”azaldı, hatta sıfıra doğru gitti. Alamancaların kaset kayıtlarının çoğu bu zamanda ya silindi yada “kayıplara karıştı”. Yeni bir müzik şekli ortaya çıktı. Bu ya Sol marşlar(Mehmet Erdoğmuş, Zamani, Ali Asker, Rahmi Saltuk vb gibi), yada radyodan yayınını yaptıkları Türkçe“alevi” türküleri artık Kırmançki dilin yerini almaya başladı. Sol örgütler için müzik yapan bazı Dersimli ozanlar kitleyi daha etkileyebilmek için, onların ruhlarına hitap edebilmek için arada bazen bir Kırmançki türkü söyledikleri de gerülmüştür…
1975 sonrası bir kaç çalışma söz konusudur. Bu çalışma Dersim diline büyük hizmetler vermis Z.Selcanin bir kaseti ve birde “Elazığ” stüdyolarında doldurulmuş Seyfi Dağanayın kaseti olduğunu saymak gerek..
1980 Cuntasının gelmesiyle Dersime de büyük felaketin kapısı açılmış oldu. Dersim birçok alanda olduğu gibi, müziği de bu yıllarda büyük darbeler yedi. Millet evlerindeki kasetleri ya yaktı, ya kırıp attı, yada yerin altına gömdü ve bir daha da cıkarmadı.. o yıllarda birçok orijinal kayıt heder oldu gitti.. 1980 ler Sonrası: Türkiye'de Türkçe dili dışında herhangi bir sesin duyulmasi (Arapca kuran dışında) yasaklanmışti zaten. Dersim müziğinin nefes alma yeri artık “yurt dışı” olmuştu. Bu alanlarda bazı çalışmalar görmekteyiz ama pek fazla değil. Çalışmaları olanlar : Z.Selcan , Serdar , Kamil, Siyar vb lerinin kasetlerinden bahs edebiliriz. Bu çalışmalar genelde siyasi partilerin veya düşüncelerin etrafında olduğu için geniş Dersimli insanlar tarafından benimsenmiyordu. Yada insanlar Dersim türkülerini şu veya bu şekilde “Siyasi”buluyor ve bilinç altına sinen korkurlarından evlerine almıyordu. Çünkü “çocuklar etkilenir” diye, belkide doğal bir korunma içgüdüsüyle red ediyorlardı.… Dersim müziğinin gelişmesinde en zor yıllar 1980-1990 arası idi. O yıllarda zor şartlar altında ve iman gücüyle müzik yapan, şimdi artık pek kimsenin dinlemediği insanları minnetle anmak gerek. 1990 lardan itibaren Türkiye'de başka dillerde müzik artik öncesi gibi baskı altına alınmıyor ve dil yasağını delen yine ilk müzik oluyordu. Dersim müziği bu sahnede hemen yerini aldı. Gurup yorumdan gelen Metin Kahraman ve kardeşi Kemal ilk güzel çalışmalarına o yıllarda başladılar. İnsanlara “özgün müzik” veya “alevi muziğin” yanından kendi dilindede muzik dinletmeye baslamiş oldular … KAHRAMAN Kardeşler, Kendi Müzikleriyle iki Önemli Devasa Olayı Başardılar:
1-Korku ve utanç duvarını yıktılar. Dersim müziğine yeni sahalar actılar. Hiç bu dilde müzik dinlememiş insanlar Kırmançki muzik dinlemeye başladılar. Bu son derece önemli bir gelişmeydi Türkiye'nin büyük kentlerinde, Avrupanın değişik ülkelerinde doğan büyüyen Dersimli çocuklar ilk defa kendi dillerinde müzik dinliyorlardı…Hemde büyük bir heycan ve zevkle... ![]() 2-Yeni nesillere hitap eden bir müzik tarzı geliştirdiler. Tabiki bu tarz kendilerin de içinden geldikleri özgün müzik denilen “protest”müzik tarzıydı. Ama olsun... Dersim müziği için bu bir ileri adım ve nefes almakta, yeni nesillere hitapta son derece önemli bir gelişmeydi.. 1990 – 2000 yillari arası kendi yönünü arıyan bir Dersim müziği görmekteyiz. Bazan klasik Dersim müziği, bazan özgün müzikten gelen ve Kırmançki müzik yapan bir müzik tarzı söz konusuydu. Ama şunu belirtmek gerekiyor ki üretim açısından çok iyi yıllardı. Tam da bu yıllarda Silo Qiz ve onun nesli yeniden sahaya çıktı. Onların kasetleri aranır oldu, 1970 başlarındaki kayıtlar elden ele dolaşmaya başladı. Bu aynı zamanda Dersimlilerin kendi kimlikleriyle de yeniden buluşmanın ve barışmanın ilk işaretleriydi … 2000-2005 Yılları: Bu yıllarda yeni nesil çalışmaları görmekteyiz. Buna adeta “sürrealist” Dersim müziği yapımcıları da diyebileceğimiz ve yeni nesillere hitap eden, daha Ruha ve derinliğe inen müzikler yapılmaya başlandı. Bu olay son derece sevindiricidir çünkü yeni nesillerin kendi kökleriyle yeniden buluşturulması veya en azınden kendi ana dillerini bilmemelerine rağmen, Kırmanckiyi ruhen duymalarına yol actı. Bu muzik şeklinin ve tarzının öncüleri ise kuşkusuz Mikail Aslan ve Ahmet Aslandı. Onların günümüzde yaptıkları müzik kaliteli ve gelecek nesillerle bağ kuran, Dersim müziğini sevdiren ve dinleten bir tarzdadır. Bu arada yeni olan ve aynı zamanda bayan müzisyenler oldukları için anılmayi hak eden Kirmancki söylüyen Sena Dersimi ve Mavişi de anmak gerek.. Dersim müziğinde “sınır”aşan başka bir tarz müzik de Zelemele nin yaptığı. Çekingende olsa “rap” türü müzikti ki geleceği son derece parlak bir çalışma şeklidir. umarız bu çalışmayı daha ileri götürüp tam anlamıyla hard rok çok sesliliğine varan bir rap şeklinde müzik yapılır. Dersim müziğinin bunada ihtiyacı vardır. Çünki Kirmançki müzik diğer Rap-Hard-Pop ve metall müziklerle yarışabilmelidir... Gelecek nesiller için bu tür müziklere “diaspora” toplumu olan Dersimlilerin ihtiyaci vardir. Bu acıdan Zelemele harika bir çalışma yapmıştır. Dersimliler Kirmancki nin yanı sıra Kırdaşki de küçümsenmiyecek ürünler verdiler ve vermeye devam etmekteler. Bu son derece sevindirici bir gelişmedir. Kırdaşki müzik yapanların başında tabiiki Mahmut Baran'ın oğlu Ali Baran gelmekte o Dersim inancı Raa Heqiden etkilenerek yaptığı bazan dini yonu ağır basan bir müzik sitili takip etmektedir..Bunun yanısıra Miraz cığırında ki gibi “surrialist” müzik türü diyebileceğimiz güzel bir çalışmada Cemil Koçgün'ün çalışmasıdır. Ondada Kurmanci-Kırdaşki Dersim müziğinin derinliklerini görmekteyiz. Cemil Koçgün'ün çalışmasını da yeni nesil Dersimlilerin çalışması içinde saymak gerek.
Kırdaşki müzik yapan Dersimli Aynurun keca kurdan adli çalışmasıyla birlikte kendisine iyi bir yer edindi. Dersimin Kurmnaci-Kırdaşki dilinde yeni çalışmaların devamını dileriz. Kırmançki dili müzikal olarak kendisini o kadar dayattıki, Türkçe söylemekte yeminli Ferhat Tunc bile teslim olmak zorunda kaldı. Son albümünde 3 Kirmancki, bir de Kirdaşki türkü okumak zorunda kaldı. Napsın onunkide Pazar meselesi, yapmak zorundadır cünkü insanlarımız artık soruyor sorguluyordu: 'neden bizim dilde söylemiyorsun' diye. Yoksa Ferhat Tunc "kelepceli elleri, kollarında zincir var.." diyerek milleti güzel güzel oynatıyordu.… Sonuçlandırırken Müziğin rahat taşındığı ve kopyalandığı bir zamanda müzisyenlerimizin sayesinde asimilasyoncuları yendiğimiz bu tek sahada, daha iyi çalışmalar yapmalarını sağlamak için, güzel laflara ihtiyaci yoktur onları, nede büyük övgülere. Lütfen onların olbümlerinden birer tane satin almayi ihmal etmeyin. Çünkü onların buna ihtiyaclari var... ve çocuklarınızı bu müzisyenlerimizi dinlemeye teşvik edin. Çünki geleceğin Dersimide, dünyasıda çocuklarınızdir.. Son derece Dar bir pazara sahip olan Dersimli müzisyenlerin paraya ihtiyacları var bunu asla unutmayin. Onların ürünlerini satmaya istiyacları var. Onlar “gururlu” davranıp söylemesede gerçek bu... Kirmancki bir TV den yoksunuz ki reklam için de olsa çıksınlar. Biz zaten küçülmüş ve yok olmakla yüz yüze gelmiş bir topluma dönşmüşüz. Elinizden geleni esirgemeyin... ve inanin Dersim Dilinin ve kültürünün geleceği müzisyenlerimiz sayesinde teminat altına bile almak mümkün. Evet... Dersimlilerin ırkcı, milliyetci ve asimilasyoncu Türk-Kürt politikasını yendikleri tek saha Dersim Müziğidir. |


Klasik Dersim Müziği:
1970-80 arası Gelişmeler:
Dersimliler Kirmancki nin yanı sıra Kırdaşki de küçümsenmiyecek ürünler verdiler ve vermeye devam etmekteler. Bu son derece sevindirici bir gelişmedir. Kırdaşki müzik yapanların başında tabiiki Mahmut Baran'ın oğlu Ali Baran gelmekte o Dersim inancı Raa Heqiden etkilenerek yaptığı bazan dini yonu ağır basan bir müzik sitili takip etmektedir..











Yorumlar
Müzikde dil önemlidir,Müzig in özgünlügude o dili güzellestirir.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.