Meê Dinâ - Dersim Destanı

gulealbum06Remzi AYDIN/

Korku Tanrısının Ümmeti (Meê Dinâ)Dersim Destanı

 

“Anlatayım ışık çiçeklerine ne oldu. Bu masalı dedemin ağzından duymuştum, o da dedesinin ağzından dinlemiş. Onların zamanında ve bizim zamanımızda hatta sizin çocuklarınızın zamanında Zehirli sarmaşık ile dikenli ot konuşuyormuş."

 

Korku Tanrısının Ümmeti (Meê Dinâ)Dersim Destanı


Qeydu bittiğinde, insanlar çevirdi bakışlarını mağaranın derinliğine,  tanımadıkları sesin sahibine. Bir kelebek kondu taş duvara, çırptı kanatlarını usulca ve bıraktı kendini insanların yüreğindeki kor ateşe.Yaşlı bir kadın ellerini kaldırdı, mağaranın ağzında beliren parlaklığa, “Ya Xızır! Ya Munzur!” dedikten sonra sustu ve hep sustu. Beş yaşlarında bir kız çocuğu, elini koydu Sey Cemalin avuçlarına, başını omzuna dayadı; “Tije Qarsutra sebi?” (Işık çiçeğinene oldu?) Sey Cemal’in gözlerinden akan yaş, küçük kızın yanağında rahmete dönüştü, gülücük çiçekleri doğdu cehennemde. Sonra kızı dizlerinin üzerine oturttu ve avuçlarından öptü üç kez kızın.

“Anlatayım ışık çiçeklerine ne oldu. Bu masalı dedemin ağzından duymuştum, o da dedesinin ağzından dinlemiş. Onların zamanında ve bizim zamanımızda hatta sizin çocuklarınızın zamanında Zehirli sarmaşık ile dikenli ot konuşuyormuş. Zehir sarmaşığı, dikenli ota en yumuşak ses tonuyla demiş ki;

“ Ceviz meyvelerinin içine zehir sarmaşığı tohumları yerleştirin ve kargalara verin o meyveleri. Işık çiçeklerinin yaşadığı o kadim dağlara götürüp diksinler onları.”

Dikenli ot da demiş ki;

“ Kargalara güven olmaz, dostlukları çıkarlarına göre değişir. Cevizler ise Yüce Korku Tanrısının ümmetindendir. Korku Tanrısının gazabı ürkütür beni. Kargalar bu tohumları yerler ve dikmezler, onlar güvensizdir emanete ihaneti severler.”

Zehirli sarmaşık gülerek; sanır mısın Korku Tanrısından habersizbir tek kuş uçabilir burada? Bunlar onun emridir ve biz sorgulamayız sadece biat ederiz, ne haddimize onun düşüncelerini tartışmak! Binlerce ceviz tohumundan sadece bir kaçını dikmeyi başarsalar bile bu bize yeter. Onlarca yıl sonra cevizin içinde saklanan çocuklarım orayı ele geçirir. Diyelim ki sen haklısın, zehirli sarmaşık tohumu yiyen karga zaten ölecektir, tohumu sindiremeden leşe döner ve tohumlarım için güzel gübre olur. Korku Tanrısı, akbabalara da haber salmış, onlarda ışık çiçeklerinin yaşadığı kadim topraklarda olacaklar.Kargaların etleri ile ziyafet çekerken, tüyleri ve kemiklerinin tohumlarımıza gübre olmasında yardımcı olacaklar. Sağ kalan kargaların da icabına bakacaklar,güvensiz dostların varlığındansa ölümleri daha iyidir.

Dikenli ot, ellerini ovuşturarak;

“Yanlışlıkla gerçekten ceviz tohumu ekilirse ne olur?”

Zehir sarmaşığı; “Cevizin yaprağı toprağa düştüğünde, yaprakları zehire dönüşür. Işık çiçeğinin tohumları zehirli toprakta yeşermez. İşte o nedenle ceviz ağacı diğer ağaçlardan farklı olacak. Her ağaç temiz hava üretirken, ceviz zehirli hava üretecek. Bir tek ceviz bile yüzlerce yıl sonra ormana dönüşür, ışık girmeyen ormana ve ışık çiçekleri o karanlık ormanda ölür”

Diken otu;

“Korku Tanrısının yüzlerce vahşi hayvanı var, gönderse hepsini birkaç ayda tüm ışık çiçeklerini ezer geçeriz, neden yüzlerce yıl bekleyelimki?”

Zehir Sarmaşığı;

“Yüce Korku Tanrımızdan daha mı akıllısın sen, denenmedi mi sanıyorsun. Binlerce yıldır en cahil, en kötü, en vahşi hayvanları ordular halinde gönderdi oraya. Ama ışık çiçeklerinin kökü çok ama çok derindedir, üstten budasak bile birkaç yıl sonra tekrar yeşermekte, tekrar yüzünü güneşe dönmekte, geceleri güneşin şahidi olan aya niyaz etmekte.”

Dikenli ot öfkeyle; “Oysa güneş ve ay bizim en büyük düşmanımızdır, Tanrımızın yegane korkusudur. İşte onlar yüzünden ormanların en derininde en karanlık yerinde yaşamak zorunda kalıyoruz. Şu cahil devasa ağaçlar olmasa, neye sarılacağız, neyin gölgesinde besleneceğiz. KorkuTanrımız, onları başımızdan eksik etmesin.”

yaslider1Sey Cemal’in kucağında kocaman gözlerle masalı dinleyen kız birden; “Sey Cemal, nizamları da o kötü tanrımı göndermiştir?”

Birden ateşin içine kahkaha bombası düşmüştü adeta, erkekler cömertçe gülerken kadınlar çitiklerinin (beyaz tülbent) altından ve başlarını karanlığa dönerek gülümsedi. Çocuklar şaşkınlıkla büyüklere baktı, ne olmuştu? Neyi kaçırmışlardı? Anlayamadılar. Sey Cemal gülümsemesi bitince, kızın avuçlarını bir kez daha öptü, diğer eliyle karşısındaki erkek çocuğun saçlarını okşadı ve konuşmasına devam etti;

Diken otu Zehirli sarmaşığa sormuş;

“Anlayamadığım karga da, ceviz de korku tanrısının ümmetindendir.Işık çiçekleri yüzünden onların yok edilişini anlayamadım yine de. KorkuTanrısı ve onun temsilcisi olan yüce zat, kullarının yok edilişi nedeniyle başımıza bir felaket getirmesin?”.

Zehir sarmaşığı;

“Korkmana gerek yok, yapılacaklar ancak onların izniyle yapılır.Kargalar her ne kadar ümmetimizden olsa da, dilleri ve ırkları farklıdır. Son zamanlarda dil ve ırk farklılığı üzerine konuşmaya başladılar. Bir kul, hem ümmetçi hem milliyetçi olamaz, bu çıkarlarımıza aykırıdır. Ceviz için de aynı şeyler geçerli. Bu diğer kullar için bir derstir, korkularına yeni korkularak ekilmesidir. Her kes şunu bilmeli, korku tanrısına dua eden dil dışında dil olamaz, ona biat eden kulun ırkı olamaz, aslolan şey ona yapılan hizmettir, kulluk derecesidir”.

Sey Cemal, ateşe kilitlendi adeta, ışık çiçeklerinin ateş içindeki raksını izledi. Mîrzêli sardığı cıgarayı ateşten aldığı bir kor parçasıyla yaktı, masmavi dumanı mağaradan dışarıya doğru uçup giderken, cıgarayı Sey Cemal’e uzattı. Sey Cemal cıgaradan derin bir nefes çekti ve dumanı içindeki zehirmiş gibi akıttı ateşe. Yaşlı bir kadın sesi sessizliği boğazladı; “sonra…”

Sey Cemal bakışlarını mağaranın ağzına doğru çevirdi; “sonra mı?Kargalar ışık çiçeklerinin olduğu yere uçtu. Işığın şimşekleri kargaları yaktı,kalanlar ise akbabalar tarafından öldürüldü. İçinde zehir sarmaşığının tohumunu taşıyan cevizler toprağa düştü. Uzun zaman toprağın altında gizlendi, uygun şartlar oluşunca da boy verdi, gelişti. Şimdi büyüdüler ve ışık çiçeklerini boğmaktalar.”

Kız çocuğu kafasını kaldırarak;

“Xegaê surra (kırmızı tarladaki) cevizleri söküp çıkaracağım,kocamanları da yakacağım” Yeniden bir kahkaha tufanı koptu açlığın ve uykusuzluğun kol gezdiği mağarada, Yîvise Sey Khali dinlediği masalın etkisiyle mağaranın ağzına kadar yürüdü ve ellerini beline koyarak bir kartal gibi aşağıdaki ceviz ağaçlarını izledi. Dudaklarından şu sözler çıktı; “Zehir sarmaşığının tohumlarından etkilenen ışık çiçekleri, kendi özlerine ihanetetti, felsefelerini ve dillerini inkar ederek yüzlerini karanlığa döndü.”

Remzi AYDIN

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Seçme Haberler

Mesut Oğuzhan Öylek / Zaza Sempozyumu
Mesut Oğuzhan Öylek /   ...

Yazarlardan

FATOSA KHEKÊ BOLÊ KHIRTİ ŞİYE HEQİYA XO.
Mehmet Gülmez/ FATOSA KHEKÊ...
TBMM-İHK Dersim Ziyareti ve Tepkiler Üzerine
Av-Cihan Söylemez/   İNSA...

Basında Dersim

Soner Yalcin’dan, Dersim Dersleri
Basında/ Soner Yalcin’dan,...
1 Mayıs için meydanlara!
Haber/ 1 Mayıs için meydanl...