Soykırım Nedir, Hangi ...?

turkasker38Dosya/Soykırım Nedir, Hangi Eylemler Soykırım Suçudur?


"...soykırım, bir milletin, etnik, dini bir grubun veya bir ırkın tamamını veya .."

 

-------------------------

Katliam, Etnik Temizlik, Soykırım

 

 

Biraz uzun ama şu ölçülerle okunabilir.

Tanımlama ölçütleri


■Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Roma Statüsü'ne göre soykırımın tanımı 6. maddede yapılmaktadır. Bu maddeye göre soykırım, bir milletin, etnik, dini bir grubun veya bir ırkın tamamını veya bir bölümünü yok etmek amaçlı yapılan aşağıdaki davranışlardır:


katliam-etniktemizlik-soykirim(1) Grup üyelerini öldürmek;

(2) Grup üyelerine ciddi fiziki veya zihinsel zarar vermek;


(3) Grup üyelerini bilerek tamamen yada kısmen fiziksel yok oluşa götürecek yaşam şartlarına tabi tutmak;


(4) Gruptaki doğumları kasıtlı olarak engellemek


(5) Grubun çocuklarını zorla başka bir gruba transfer etmek


Soykırımın Latin kökenli dillerdeki karşılığı GENOCİDE’dir. Genocide, “genos” (kabile, topluluk, ırk) ve öldürmek anlamındaki “cide” kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. Soykırım kelimesinin tarihini inceleyecek olursak bu alanda 20. yüzyılın yarısına kadar somut ve sınırları belirlenmiş unsurlara rastlamamaktayız.1948 BM Soykırım Sözleşmesi’ne kadar soykırım suçu, savaş suçu veya insanlığa karşı suçlar içinde yer almaktaydı. Bu yüzdendir ki Winston Churchil, Nazi Katliamlarını “isimsiz bir suç” olarak nitelendirmiştir. Genocide kavramı ilk olarak Rafael Lemkin tarafından ortaya konulmuştur. 1915 Tehciri ve Irak’ta Hıristiyanlara yönelik katliamları inceleyen Lemkin, 1933 yılında İspanya’da uluslararası bir konferansta “bir kişiyi öldüreni yargılamak mümkünken, bir milyon insanı ölüme göndereni yargılamak niçin mümkün olmuyor” sorununu ortaya atmıştır. Lemkin’e göre soykırım bir milletin yok edilmesini amaçlamak şartıyla milli grupların yaşamları için gerekli olan kaynakların yok edilmesini hedefleyen farklı eylemlerden oluşan koordine bir plandır. Ortaya atılan tanım çok detaylı ve açıklayıcı olmasa da kelimenin kullanılma amacını ana hatlarıyla bize vermektedir. Lemkin dışında da bazı tanımlar da çeşitli tarihçi ve hukukçularca ortaya konulmaya çalışılmıştır. Horowitz’e göre soykırımın maddi unsurları devlet eliyle teşvik edilmeli ve mağdur gruplar çeşitli özelliklerine göre sınıflandırılmalıdır. Chalk ve Jonassohn ise yaptıkları tanımda soykırımın tek taraflı gerçekleştirilen kitlesel ölüm olma özelliğine dikkat çekmişlerdir.

Soykırım kelimesinin yasalaştırılması ve unsurlarının belirlenmesi ilk olarak 9 Aralık 1948 Tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi ile olmuştur. Bu sözleşmenin 2. maddesi soykırım suçunun unsurlarını, 3. maddesi soykırım suçu çerçevesinde cezalandırılacak eylemleri, 6. madde ise soykırım suçu ile suçlanan kişilerin yargılanmasını konu alır.

Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi m. 2 bundan sonra hazırlanan ve kabul edilen gerek birçok uluslararası anlaşma ve sözleşmede gerekse ulusal mevzuatlarda çoğu kez değiştirilmeden kullanılmıştır. Madde 2’nin aynen kullanıldığı çeşitli yasama faaliyetlerine Eski Yugoslavya için Uluslar arası Ceza Mahkemesi Tüzüğünün 42. maddesini, Rwanda için Uluslar arası Ceza Mahkemesi Tüzüğünün 22. maddesini, Uluslararası Ceza Divanı Tüzüğünün 6. maddesi’ni örnek verebiliriz.

Soykırım nedeniyle cezai sorumluluk uluslararası hukukun emredici kuralları (ius cogens) arasında kabul edilmektedir. Emredici hukuk kuralları aksi mukavele ile kararlaştırılamayan kurallardır. Ius Cogens kuralları ilk olarak 1969 Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 53. maddesinde yer almıştır. Ius Cogens’in 2 öğesi mevcuttur. Bunlardan ilki bu tür normların toplumun bütününce benimsenmiş olması, diğeri ise bu nitelikte olduğu kabul edilen kurala aykırı hiçbir kural konulamamasıdır. Ius Cogens’e aykırı olarak yapılan veya daha sonra aykırı hale gelen anlaşmalar geçersizdir. Ius Cogens kurallarının düzenlediği haklar, getirdiği yükümlülükler erga omnes etkiye sahiptir; yani herkese karşı ileri sürülebilirler. Bu nedenle Soykırım Sözleşmesini onaylamış olsun olmasın, tüm devletler için bağlayıcıdır.

Soykırım kavramının daha iyi anlaşılabilmesi için günümüze kadar soykırım suçunun yargılandığı mahkemeler hakkında kısaca bilgi vermeyi yerinde görüyoruz Bu mahkemelerde savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçları yargılanmıştır.

a) Uluslararası Ceza Divanı (International Criminal Court)

1937-38 Atatürk Türkiyesinde Alevi toplama kampı                   //                     1940-44 Nazi Almanyasında Yahudi toplama kampı

dersimlisultanyahudikampUluslararası Ceza Divanı 1998 yılında kurulmuştur. Mahkemenin kurulmasının bu kadar gecikilmesinin sebebi, büyük ölçüde devletlerin egemenliklerinin gözetmek kaygısıyla yargılama yetkilerinin bir bölümünü divana devretmek istememeleridir. UCD’nin kuruluş gerekçelerini kısaca özetlemek gerekirse bunlar: a)Uluslar arası barış ve Adaletin sağlanması b)Herkese adalet dağıtmak c) Cezasızlığa son vermek d)çatışmalara son vermek e)Ad Hoc Mahkemelerinin eksiklerini kapatmak f)Milli mercilerin harekete geçmeye istekli veya yetenekli olmadıkları hallerde devreye girmektir. UCD’nin görev alanı soykırım suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar, savaş suçları ve barışa karşı işlenen suçlardır.

b) Nüremberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi ve Tokyo Uzakdoğu Askeri Ceza Mahkemesi

Nüremberg Uluslararası Askeri Ceza MahkemesiAlmanya’nın Nüremberg kentinde 2. Dünya Savaşı sonrası, 1945-1949 yılları arasında savaş suçlularını yargılamak için kurulan bir mahkemedir. Londra Anlaşması’nın eki statüsünün 2. maddesi gereğince, Mahkeme galip devletlerce atanan ve her biri için de birer yedek olmak üzere dört hâkimden oluşmuştur. Bu mahkeme 24 üst düzey Nazi hükümet görevlisini yargılamıştır. Tarihte “dünya barışına karşı islenen suçlar” ifadesi ilk defa bu mahkemede kullanılmıştır.

Tokyo Uzakdoğu Askeri Ceza Mahkemesi de Nüremberg mahkemesi gibi 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulmuştur. Bir görüşe göre galip devletlerce kurulduğu için galibiyet mahkemesi (victor’s court) adıyla da anılır. Burada da 7 kişi ölüm ve 7 kişi ömür boyu hapisle cezalandırılmıştır.

Bu iki mahkeme de sürekli olmayan, ihtiyaç sonucu kurulan ve 2. Dünya Savaşı’nın ceza mekanizması olarak işlev gören mahkemelerdir. Bu mahkeme kararlarında uygulanan hukuk: savaş hukuku anlaşmaları ve uluslararası alanda yerleşmiş örf ve adet hukukudur.

c)Ruanda Uluslar arası Ceza Mahkemesi (International Criminal Tribunal for Rwanda, Tribunal pénal international pour le Rwanda)

Ruanda’da yaşanan soykırımdan sonra BM Güvenlik konseyi tarafından Ruandada’ki soykırım suçlarının kovuşturulması ve sorumluların cezalandırılması için 8 Kasım 1994 günü 955/1994 sayılı kararla kuruldu. Raunda Uluslararası Ceza Mahkemesi Tüzüğüne göre bu mahkeme; soykırım, insanlığa karşı suçlar ve ortak Cenevre Sözleşmesinin 3. maddesi ile 2.Ek protokolünde belirlenen suçları yargılamaya yetkiliydi. Fakat mahkemenin cezalandırma yetkisi hapis cezasıyla sınırlandırılmıştır

d) Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi(International Criminal Tribunal for the Former Yugoslavia)

Birleşmiş Milletler Kurumunun bir parçası olup, Güvenlik konseyinin 25 Mayıs 1993 tarihli kararıyla kurulmuştur. Eski Yugoslavya'da işlenmiş savaş suçlarını cezalandırma amacını gütmektedir. Mahkeme sadece bu amaçla kurulmuş olup Hollanda'nın Lahey kentinde yer almaktadır. Eski Yugoslavya Mahkemesi Tüzüğü, kişisel cezai sorumluluk esasını benimsemiştir. Ayrıca emir verme yetkisine sahip makamların bu konumunun kendilerine cezai veya hukuki hafifletici sebep olarak dikkate alma imkânı vermemektedir. Hiçbir hiyerarşik emrin icrası hukuka uygunluk sebebi sayılmamaktadır.

Gerek Uluslararası Ceza Divanı’nın çeşitli kararları gerek Nuremberg Askeri Mahkemesi ve Rwanda için Uluslararası Ceza Mahkemesi davaları ve kararları zaman geçtikçe soykırım tanımını daha iyi şekilde anlamamız ve yorumlamamızı sağlamıştır. Bu mahkemelerden ve yapılan duruşmalardan bahsetmek gerekirse; Bunlara örnek olarak ICTR(International Criminal Tribunal for Rwanda, Tribunal pénal international pour le Rwanda, Rwanda için uluslararası ceza mahkemesi)’nin en meşhur davası olan Akayesu kararını verebiliriz. Bu kararın önemi Soykırım Konvansiyonunun kabulünden yaklaşık olarak yarım yüzyıl sonra sözleşmenin uygulandığı ilk uluslararası mahkeme kararı olmasıdır. Dolayısıyla mahkeme sözleşme hükümlerini kararında uygulayan ve ilk kez yorumlayan mahkeme olmuştur. Karar Taba isimli yerel topluluğun yöneticisi olan ve Rwanda soykırımı sırasında bulunduğu bölgedeki insanların ev ev aranıp öldürülmesine, işkence edilmesine ve daha birçok şiddet dolu eylemin gerçekleştirilmesine, Tutsi kadınlarına tecavüz edilmesine göz yuman Jean Paul Akayesu’nun 15 ayrı soykırım suçundan yargılanıp 9 âdetinden suçlu bulunması ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılması kararıdır.

Soykırım sözleşmesinin 2. maddesini daha iyi anlayabilmek için bu maddede geçen “milli, etnik, ırksal veya dinsel bir grup” kavramını iyi anlayabilmek gerektiği görüşündeyiz.

17 Aralık 1951 tarihli Nottebohm kararı vatandaşlık ve milli aidiyet konusunda milat sayılabilecek bir karardır. Kararı kısaca özetlemek gerekirse; Friedrich Nottebohm 1881 yılında Hamburg’da doğmuş fakat Guatemala’da yaşayan bir Alman vatandaşıdır. 2. Dünya Savaşı sonunda Alman vatandaşlığından Liechtenstein vatandaşlığına geçmek ister. Liechtenstein vatandaşlığına 14 gün orada ikametgâh ederek sahip olur.1943 Senesinde Guatemala’ya geri dönmek ister fakat Guatemala Devleti Notteohm’un Liechtenstein vatandaşlığını tanımayarak, kişinin hala Almanya vatandaşı olduğunu ileri sürerek, Nottebohm’u ülkeye kabul etmez. Bunun üzerine Nottebohm konuyu Uluslararası Adalet Divanına taşır ve 1951 yılında UAD bir karar verir. Liechtenstein Guatemala’ya karşı davasında(Guatemala v. Liechtenstein) karar Nottebohm(Liechtenstein)’ın aleyhine olur. Divan olayın maddi unsurunu tahlil ettikten sonra olumsuz şekilde cevaplandırır ve Guatemala’nın bu şartlar altında bahşedilmiş bir tabiiyeti tanımak zorunda olmadığını dolayısıyla Liechtenstein’ın Nottebohm’u Guatemala’ya karşı himaye edemeyeceği sonucuna vararak Liechtenstein hükümetinin yargılama şartlarından yoksun olan talebini reddeder. Bu karar ışığında milli grubu, haklar ve görevlerin karşılıklığı ilkesi ilkesi ile birleştirmiş ortak bir vatandaşlığa dayalı hukuki bir bağı paylaşan insanlar olarak tanımlayabiliriz.

Irksal grup Akayesu kararının 514. paragrafında “Coğrafi bir bölgenin dilsel, kültürel ve milli ve dini faktörleriyle ilintisiz olarak sadece kalıtımsal özelliklere dayanan insan topluluğu” olarak dini grubu ise, aynı dini veya manevi inancı taşıyan insan topluluğu olarak ve son olarak etnik grubu/Ekaliyet, belli bir toprak üzerinde aynı dili konuşan aynı yaşam kültürüne sahip insan grubunun oluşturduğu topluluğa temsili millet şeklinde tanımlanmaktadır.

II- UNSURLAR

Dersim 38 Alpdoğan Türkiyesi , Kıyıma götürülen Aleviler          //     1940'ların Nazi Almanyası, Kıyıma götürülen Yahudiler

halvarikoyu-38toplakristallnacht-1YTCK açısından soykırım suçu madde 76’da düzenlenmiştirSoykırımın unsurlarını YTCK madde 76 ve onun gerekçesinden çıkarmak mümkündür. Bu bölümde Soykırım suçunun unsurları YTCK açısından hem de UCD açısından incelenecektir.

A-)FAİL

Soykırım suçunun faili herhangi bir kişi olabilir. Genel eğilim failin asker, polis, gerilla gibi bir grubun üyesi olmasıdır. Failin Tüzel kişi olma hali 2001 Tasarısında 76/3. maddede yer alsa da daha sonra tasarının bu fıkrası YTCK’ya dâhil edilmediğinden fail olarak tüzel kişileri sorumlu tutamamaktayız.

B-)MAĞDUR

Soykırım suçunun mağduru YTCK m76’da düzenlendiği üzere milli, etnik, ırki veya dini bir gruba mensup herhangi bir kişi olabilir. Kavram kısımında bu grupların ne anlama geldiği açıklamış idik. Soykırım suçunun mağduru herhangi bir gruba mensup kişi değil belirli bir gruba mensup bir kişidir. Bu grupların en büyük özellikleri ise kalıcı ve durağan olmalarıdır. UCM Akayesu kararında bu gruplarda üyeliğin doğumla belirlendiği ve kişinin gruptan çıkmasının kişinin iradesine bağlı olmadığı vurgulanmıştır. Bu dört grup dışında herhangi bir gruba mensup kişilerin maddede sayılan şekilde öldürülmesi soykırım suçunu oluşturmaz. Örneğin politik gruplara bakacak olursak, bu tür grupların mensuplarının yukarıda saydığımız özelliklere sahip olmaması nedeniyle, soykırım suçunun mağduru olmaları olası değildir.

C-) KORUNAN HUKUKİ YARAR


Soykırım suçunu incelediğimizde suç tanımı içinde kasten öldürme, yaralama, işkence suçları ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarına ait birçok unsur yer alır. Buradan yola çıktığımızda soykırım suçunun yasalaştırılması ile korunan hukuki yarar tüm bu suçların koruduğu hukuki yararın tamamına eşit olur.

Soykırım suçunun yasalaştırılmasıyla birden çok hukuksal yararın korunduğu söylenebilir. Bunlara; olarak bu gruplara mensup bireylerin maddi ve manevi varlıklarını ve mağdura yönelik harekete göre, bireyin yaşam hakkı, vucut bütünlüğü, şahıs hürriyeti, şeref ve haysiyeti korumayı örnek verebiliriz.

D-)MADDİ UNSUR

YTCK açısından bir suçun maddi unsur fiilden ibarettir. Ceza hukukunda fiil denilince de hareket, netice ve hareket ve netice arasında bulunması gereken nedensellik bağı anlaşılır Aşağıdaki fiillerinin, bir planın icrası suretiyle, milli, etnik, ırki veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı yapılması Soykırım suçunun maddi unsurunu oluşturur.

Soykırım suçunun maddi unsuru;

1)Kasten öldürme

Failin icrai veya ihmali hareketinin neticesinde grup üyelerinin ölmesi, soykırım suçunu oluşturan öğelerden ilkidir.Grubun önemli bir kısmının öldürülmesi önemli değildir.;bu nedenle soykırım kastıyla tek bir grup üyesinin öldürülmesi de soykırım suçunun varlığı için yeterlidir .

2) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme


Grup olarak imha etme kastıyla, işkence, fiziksel ve ruhsal taciz, cinsel şiddet ve tecavüz, zalimane ve gayri insani muamele, sınır dışı etme, bu suç fiilinin birinin uygulanması şeklinde olabilir. Ağır ruhsal zarardan, sağlığa zarar verme, sakatlama, dış ve iç organlarla duyuların ağır şekilde yaralanması anlaşılmalıdır.

Ruanda savaş suçları mahkemesi, ciddi zihinsel zararın her somut olaya göre ayrı ayrı incelenmesi ve fiziksel bir zararın sonucu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtir

3) Grubun, tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması


Soykırımın bu şekilde mağdurun hayat ve vücuduna doğrudan bir saldırı yapılmamakta, ancak dolaylı yollardan grubun üyeleri yok edilmeye çalışılmaktadır.Yok etmeye yönelik bu tür eylemlerle mağdurlar normalin altında yaşam koşullarına maruz bırakılmaktadır. Bu suçun işlenip işlenmediğini saptamak için normal bir kişinin asgari düzeyde yaşamını sürdürmesi için gerekli koşullar objektif olarak göz önüne alınır. UCM, Kayishema ve Ruzindana kararlarında, ırza tecavüz, açlığa mahkûm ettirme gibi fiillerin grubun hayatını zorlaştırma olduğuna karar vermiştir.

4) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması.


Bu hareket, biyolojik soykırım olarak adlandırılmakta ve grubun çoğalma kabiliyetinin yok edilmesini amaçlamaktadır. Akayesu, Kayishema ve Ruzindana gibi kararlarda belirtildiği üzere bu suçu oluşturan eylemler: tecavüz yoluyla, grubun kadınlarının başka grubun erkekleri tarafından kasten hamile bırakılmalarını, cinsel sakatlanmaları, kısırlaştırma uygulamalarını, zorla doğum kontrolü, cinslerin ayrılmasını ve evliliklerin yasaklanmasını kapsar . Fakat sayılan bu eylemler dışındaki eylemler de durumun değerlendirilmesi sonucu grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbir olarak görülebilir.

5) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi.

18 Yaşının altında olan ve failin, bu durumunu bildiği ya da bilmesi gerektiği bir ya da daha fazla kimseyi bir gruptan diğerine zorla nakletmesidir. Peki, nakletmek kelimesinden ne anlamamız gerekiyor? Burada nakletmek, grubun çocuklarının ailelerinden koparılarak, o grubun dışında yetiştirilmesi, ait oldukları grubun kültüründen, geleneklerinden ve yaşam alışkanlıklarından uzaklaştırmak, başka bir grubun özelliklerine baskın bir ortamda bunları benimseyerek o kimliği taşımaları anlamındadır.

Soykırım suçunun bir plan icrası suretiyle işlenmesi, yapılan eylemlerin daha önceden planlanmış ve tasarlanmış olmasını gerektirir.. Doktrinde bu planlı ve sistematik eylemlerin sadece devlet veya devlet benzeri bir kurum tarafından yapılıp yapılamayacağına dair bir görüş ayrılığı vardır. Biz, Bosna-Hersek, Yahudi ve Raunda soykırımlarını değerlendirerek bu büyüklükteki kayıp ve insanlık dışı katliama yol açacak gücün ancak devlet ve devlet benzeri güçlü kurumlar tarafından gerçekleştirilebileceği görüşündeyiz.

E) MANEVİ UNSUR

Bir hareket tipik ve hukuka aykırı olsa bile, bu hareket failine isnat edilemiyorsa, failin ceza hukuku açısından sorumluluğundan söz edilemez. Kusurluluk, failin hukuka aykırı hareket edebilme olanağına sahipken, hukuka aykırı hareketi seçmiş olması nedeniyle kınanabilmesini ifade eder. Manevi unsurun Latincedeki karşılığı aynı zamanda kasıt anlamına gelen mens rea’dır. Kast genel ve özel kast olarak ikiye ayrılır. Genel kast bir suçun tanımında geçen objektif unsurların bilerek veya istenerek yapılmasıdır.Özel kast ise genel kastın belirli bir saike dayanarak yapılan nitelikli bir halidir.

Bazı suç tiplerinde genel kasta sahip olmak yeterli görülmez, failin özel kasta(dolus specalis)e de sahip olması gerekir. Dolus specialis yani özel kast, Alman ceza hukukunda birinci dereceden doğrudan kasta karşılık gelmektedir. Soykırım suçu olası kastla işlenemez.Ancak özel kastla işlenebilir.

Uluslararası Ruanda Ceza Mahkemesi'nin süreklilik arz eden içtihatlarına göre, soykırım suçunda failin, suç tanımında yer alan neticeyi gerçekleştirme gayreti ile hareket etmesi gerekir. Mahkemeye göre, basit adam öldürme suçu ile soykırım suçunu birbirinden ayırmada kullanılabilecek ölçüt, soykırım suçunda özel yok etme amacının gerekliliğidir. Bu "dolus specialis", soykırım suçu kapsamına giren bütün fiillerde bulunması gerekir ve - kasten öldürmeden farklı olarak - bu özel kastın fiilin işlenmesine başlanmadan önce kararlaştırılmış (failde mevcut) olması gerekir. Fiillerin işlenmesi sırasında da sonradan eklenen özel kast, soykırım suçunu oluşturmaya yetecektir. UCM, Kristic kararında; failin soykırım suçunu oluşturan fiilleri işlemeye başladığı anda yok etme özel kastının bulunmamasına rağmen, fiillerin icrası sırasında yok etme özel kastının varlığı yeterli varlığını yeterli saymıştır.

Soykırım suçu için özel kast “milli, etnik, ırki veya dini bir grubun, kısmen veya tümüyle yok edilmesi kastıdır. Mağdurun belirli bir gruba aidiyeti aranmaktadır. Soykırım suçunun manevi unsuru yukarıda YTCK açısından biraz daha detaylandırılmıştır. YTCK madde 76’ya göre soykırım suçu bir planın icrası suretiyle ve tamamen veya kısmen yok etme şeklinde olmalıdır. Bu kavramları daha da geniş olarak incelemek gerekirse;

1) Planlı bir soykırım uygulaması


Soykırım sözleşmesi ve Roma statüsünde yer almayan bu maddenin YTCK’da yer almasının nedenini Eski Uluslararası Yugoslavya Mahkemesi kararlarına ve bu tür düzenli ve disiplinli öldürme fiillerinin, plansız ve ön hazırlıksız bir şekilde yapılmamasının pek de mümkün olmaması görüşüne bağlayabiliriz. Ancak YTCK’da geçen söz konusu planın resmi bir devlet politikası olmasına gerek yoktur. Bu suç devlet ile bağlantısı olmayan kişiler tarafından da işlenebilir. Bu saikle işlenmeyen suçlar, koşulları varsa, savaş suçu veya insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilecektir.

2) Tamamen veya Kısmen yok etme


Burada doktrin görüşüne göre bakmamız gereken genel nokta yok etme eyleminin kimler üzerine nitelik ve nicelik üzerinden yapıldığıdır .Nitelik açısında yok etmeden anlamamız gereken gruptaki hayati nitelikli kişilerin (lider, doktor..)gibi grubun tamamının yok olması için öldürülmesi.Nicelik açısından yok etme ise büyük sayıdaki kişinin yok edilmesidir.

YTCK açısından soykırım kastıyla tek bir kişinin öldürülmesi bile soykırım suçunu oluşturmaktadır. Soykırım suçlu sınırlı bir bölge, veya il sınırları içinde işlenebilir. Suçun oluşması için hedeflenen grubun, ülke içindeki tüm üyelerine karşı eylemin gerçekleştirilmesine gerek yoktur.

Yok etme amacının ispatı her somut olaya göre değişiklik gösterebilir. Fakat bazı filler uluslararası örf ve adet ve mahkeme kararları açısından soykırım suçunun ispatı sayılabilir. Bunlar: grubun can ve mallarına karı hedef göstererek saldırma, onlar hakkında kullanılan aşağılayıcı sözler, kullanılan silahların cinsi ve bu silahlarla neden olunan yaralanmaların niteliği, fillerin planlı ve sistematik bir şekilde işlenmiş olması,belirli bir gruba mensup kişilerin kasten ve sistematik olarak hedef alınırken diğerlerinin kapsam dışına çıkartılması,faillerin olay öncesi tavır ve sözleri’dir.

F ) SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ ŞEKİLLERİ

1) TEŞEBBÜS 

Nazi askerlerinin esir aldığı Alman Yahudiler                    //                                    Alpdoğan Askerlerinin esir aldığı Dersimli Aleviler

yahudistopdersim_katliami_eski_resim1Teşebbüs kavramı YTCK m.35’te düzenlenmiştir. Genel olarak teşebbüs; Failin suç yoluna girmiş ve icra hareketlerine başlamış olmasına rağmen, elinde olmayan nedenlerle suç tipinin unsurlarını kısmen veya tamamen gerçekleştirememesi haline denir.

Unsurları kast, hareketin tipik neticeyi gerçekleştirmeye elverişli olması, doğrudan doğruya suçun icrasına başlanmış olması, failin elinde olmayan nedenlerle tipik neticenin gerçekleşmemesidir. Soykırım Suçuna eşebbüs,Soykırım Sözleşmesinin 3. maddesine göre cezalandırılacak eylemler arasındadır. YTCK’ya göre soykırım suçuna teşebbüsü somutlaştırmak gerekirse; soykırımın unsurlarından olan bazı hareketleri, grubun, tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması veya gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi gibi fiillerinin birkaçının aynı amaç için yapılmasını örnek gösterebiliriz. Meydana gelen suçun cezasının takdiri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre belirlenecektir. Soykırım suçu için zamanaşımı süresi YTCK açısından yoktur. Bu yüzden icra hareketlerin başlangıç süresi de önemini yitirir.

2) İÇTİMA

Fail tarafından birden fazla suç işlenmesi durumunda kural, her bir suçtan dolayı verilecek cezanın toplanmasıdır (cezaların içtimaı) . Suçların içtimaı ise, cezaların içtimaı kurallarının uygulanmasının bir istisnasını oluşturur. Ortada birden fazla ihlal bulunmasına rağmen faile, kanun faile yalnızca tek bir suçtan dolayı ceza verilmekle yetinilir YTCK madde 76’da geçtiği üzere fail, soykırım suçunun unsurları arasında geçen kasten öldürme ve yaralama suçlarına yönelik her bir fiilinden ayrı cezalandırılır. Fakat soykırım suçunun kapsamına giren diğer suç filleri için soykırım cezasından ayrı bir ceza verilmez.

3) İŞTİRAK

Kanunen tek kişi tarafından işlenebilmesi mümkün olan bir suçun birden fazla failin önceden işbirliği yapmaları sonucunda gerçekleştirilmesine iştirak ya da suça katılma denir. Soykırım sözleşmesinin 3. maddesinin (e) bendi, soykırıma iştirakin de cezalandırılabilir bir eylem olduğunu belirtmek suretiyle, soykırım suçunun işlenmesine yardım eden kişilerin cezasız kalmasını engellemiştir.

Soykırım suçu daha önce de belirttiğimiz gibi sadece özel kastla işlenebilen bir suçtur bu yüzden bir kişiyi suça iştirakle cezalandırabilmek için iştirak eden kişinin de özel kasta sahip olması gerektiği görüşündeyiz. Amirinin saikinden habersiz bir insan öldüren askerin, soykırım suçunun hedef grubunun üyesini yaralayan bir kişinin de soykırım suçundan sorumlu tutulması doğru değildir. Her ne kadar Soykırım sözleşmesi ve UCD Statüsü soykırım suçuna tahrik suçu düzenlese de YTCK’da soykırım suçuna özel tahrik kurumu ayrı bir düzenle ile yer almamaktadır. Buna rağmen YTCK m.214 Suç işlemeye tahrik maddesi uygulama alanı bulabilir.

G) MÜEYYİDE, KOVUŞTURMA VE ZAMANAŞIMI


YTCK açısından soykırım suçunun müeyyidesi ağırlaştırılmış hapis cezasıdır. YTCK m.76’da sayılan tüm filer için aynı ceza söz konusudur. Doktrinde bu düzenlemenin yerindeliği ile ilgili iki görüş mevcuttur. Bunlardan ilki bu fiillerin ceza hukuku ve korudukları hukuki yarar açısından eşit derecede olmadığını bu yüzden düzenlemenin yerinde olmadığını savunurken, diğer görüş ise bu fiillerin soykırım saiki ile gerçekleştirildiklerini ve dolayısıyla manevi unsurunun aynı olması nedeniyle düzenlemenin soykırım suçunu cezalandırması açısından yerinde olduğunu savunmaktadır.

YTCK açısından soykırım suçunun yargılanması açısından evrensellik ilkesi benimsenmiştir, YTCK m.35’te sayıldığı gibi bunun anlamı yabancı tarafından yabancı ülkede işlense ve hatta fail Türkiye’de bulunmasa bile Türk kanunlarının uygulanacağıdır. YTCK’da Evrensellik ilkesinin kabul edilme nedeninin, soykırım suçunun evrensel bir suç olmasından veya soykırım sözleşmesi ve diğer sözleşmelere taraf olmayan devletlerin bile uluslararası örf ve adet gereğince bu suçu yargılama zorunluluğundan doğduğunu düşünüyoruz. Evrensellik ilkesinin sınırlandırılmadan soykırım suçunun kovuşturulması için kabul edilmesinin pek de yerinde olmadığı görüşündeyiz ki bu dünyanın her yerinde işlenebilecek her türlü soykırım fili için Türkiye’nin yargı yetkisi olduğu sonucunu doğurur.

Zamanaşımı bakımından incelediğimizde YTCK m. 76’nın 4. fıkrasında soykırım suçlarından dolayı zamanaşımı işlemez ifadesi yer almaktadır.Bu da bize zamanaşımı hükümlerinin uygulanamayacağı ve suçun ne zaman işlendiğinin önemsiz hale geldiğini gösterir./JD-Araştırma Servisi

 

Yorumlar  

 
-1 #1 Soykırım diye birşey yokmehmet yalçın 2012-04-29 01:38
Benim osmanlı arşivlerinden ve aldığım eğitimden şunu söyleyim soykırım diye birşey yoktur,zorunlu göç var onun da sebebi çok açık birinci dünya savaşı zamanında itilaf devletleri Türkiyeyi santim santim bölerken ermeni halkı da kurduğu cemiyetlerle olsun derneklerle olsun bunlara destek veriyordu,o dönemde osmanlı da çare olarak zorunlu göçü bulmuştur,ha birilere bir katliam yapmışsa o da ermeni insanlarıdır çünkü büyüklerimiz de bunu söyler.Şuanki gündeme gelen ''ermeni katliamı''iddiası ise tamemen Türkiye'yi bölmeye yöneliktir,tıpk ı birinci dünya savış dönemindeki gibi.Eğer ozaman zorunlu göç olmasaydı içerde büyük bir sorun olacaktı.Düşüncelerim böyle.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Seçme Haberler

Mesut Oğuzhan Öylek / Zaza Sempozyumu
Mesut Oğuzhan Öylek /   ...

Yazarlardan

FATOSA KHEKÊ BOLÊ KHIRTİ ŞİYE HEQİYA XO.
Mehmet Gülmez/ FATOSA KHEKÊ...
TBMM-İHK Dersim Ziyareti ve Tepkiler Üzerine
Av-Cihan Söylemez/   İNSA...

Basında Dersim

Soner Yalcin’dan, Dersim Dersleri
Basında/ Soner Yalcin’dan,...
1 Mayıs için meydanlara!
Haber/ 1 Mayıs için meydanl...