|
Zülfikar: Kendinizi tanıtır mısınız?
D. Kamber: Hozat'ın Xopik köyünden gelmeyiz. Şex Hesenan Aşiretindeniz. İlkin Kemah'a geliyorlar. Xalet Bey Osmanlının oradaki yöneticisi. Dayım, Kemah'tan Suşehri'ne kadar olan bölgenin vergisini toplayıp Xalet Bey'e
vermekle görevlendiriliyor.
Zülfikar: Vurgunu anlatır mıssınız?
D. Kamber: Mısto Paşa'nın katibi olan Alişer Efendi Zara'ya gidiyor. Muhammer Bey orada kaymakam. Alişer'in yanında Mısto Paşa'nın aleyhine konuşuyor. Gücünden korkuyordu. Alişer'in elinde bastonu varmış, bastonu kaymakamın başına indiriyor. 0 kaymakam gidiyor, daha sonra Sevvaz'a vali olarak dönüyor. Alişer Efendiyi Sevvaz'a istiyor.
Kendisine, "Osmanlının düşüncesi; "Koçğiri Rusla birleşti şeklindedir" vb. şeyi er söylüyor. Sonra 250 süvariyi imranlı merkezine gönderdiler. Bu süvariler Haydar Bey ile babamı Delidağa götürdüler. Bunları orada öldürmek istediler. Faik Bey adında bir jandarma komutanı öldürülmelerini önlüyor. Bunları gerisin geriye Aşağı Duridan köyüne getirip bir eve kapatıyorlar. Bu köy Sünni Türk köyüdür. Ekmek ve suyu yukardaki bacadan kendilerine bırakıyorlar. Mısto Paşa'nın kardeşi Mahmut Beyi de Suşehrine götürüyorlar. Orda Şadili Kirmo Yusuf, Mısto Paşanın kardeşinin getirildiğini haber alıyor ve gidip görüşüyor. Durumunu anlıyor. Vahit Paşayı haberdar ediyor.
Vahit Paşa İmranlı'ya (Maciran) tel çekiyor, yanıma getirin diyor. Faik Bey, babam Taqi'yi, Alişan ve Haydar Beyi Vahit Beyin yanına götürdü. Mızıkalar çalınıyor. 1 yüzbaşı ve jandarmalar bizimkileri çadırın yanına götürüyorlar. Çadırın içinde Vahit Paşanın "Eşekoğlu eşeğin apoletlerini sökün" demesini bizimkiler duyuyorlar. Haydar Bey, Faik Beye "Bizi paşanın sinirli zamanında getirdin, ya bunları öldürün derse, ne yapacağız" diyor. Daha sonra bizimkileri çadırına alıyor. Sohbet sırasında "hanginiz Alişan Bey, siz iyi kurşun atar mıssınız?" diyor.
Alişan Bey, Haydar Beyin iyi attığını belirtiyor. Bir ay bizim beyleri orda tuttular. 1 tabur askeri bizim köye verdiler. Yüzbaşı geldiğinde biz misafir 1 perverliğimizi gösterdik. Bizimkiler hapisten döndüklerinde, yüzbaşı onları Mısto'lara davet etti. Bende babamla birlikte gittim. Tabur komutanı İzzet efendi Kürtçe kılam söyleyen, Elo'ya "ulan anasını S....... niye Kürtçe söylüyorsunuz" diye bağırdı. Bunu derdemez babam "niye adamıma küfür söylüyorsunuz"dedi ve ayağa kalktı. Hüseyneres'te görevli bulunan 4 bölük komutanı Çerkez Şahin'de kalktı tabancasını çekti. Sen kim oluyorsun dedi ve İzzet Efendiyi köşeye sıkıştırdı. Diğer zabıtların elleri silahlarında, bir ateş edilse en az 10 kişi ölecek. Zaten oradaki görevliler yaralanıp İstanbul'a kaçmayı tercih ederlerdi. Bizim köylüler silahlarını alıp kapıya dayandılar. "Kimdir beyimiz'e karşı gelen" diyorlardı. Sabahleyin Dursun Kamber AKTÜRK ve eşi kalktık Hüseyneres'e gittik. Gula Mıstan'i getirmişler orda oynatıyorlardı. Biz köye döndük.
Â
Alişer Efendi ve Karısı Zerife Hatun
Zülfikar: Vurgun nerden başladı?
D Kamber: Hükümet 500 kişilik bir alay asker gönderdi. İzzet Bey adında bir binbaşı vardı. Rifet'e Kür onlar aranıyorlardı. Onlar dağlardaydılar. Onları yakalama bahanesiyle askerler gönderildi. Rifet ve yanındaki silahlı kişiler Kandiller ile Kapukaya arasında askerleri pusuya düşürdüler. 1'i öldürüldü, 16'si esir alındı. Devlet Haydar Beyi ve babam onları, teslim alınan askerleri almaya gönderdiler. 20 Civarında erkeği teslim alan Haydar Bey hepsini Boğazveren'e götürdü. Orda onlara elbise giydirdiler, ihtiyaçları karşılandı ve gönderildiler. Haydar Beyi n evinin kapısında duran albayı Nezo vurdu.
Albay vurulunca o alay gitti. Zor durumdaydılar. Birkaç cephede savaşıyorlardı. Bundan dolayı Kürtlerin üzerine gelemediler. Bizleri oyaladılar. Yazın askerlerini İmranlı'ya gönderdiler. Hükümet Topal Osman adlı eşkiyayı üzerimize gönderdi. Şadili Paşo vurulmasaydı, Topal Osman üzerimize gelemezdi. Bekiranlılar onu vurmakla Kürtleri büyük bir savaşçıdan, bir kahramandan ayrı düşürdüler. Topal Osman'ın Koçğiri'ye girme kapısı, Refaxiye tarafından bu şekilde açık kaldı. Topal Osman'a gün doğdu. Topçam'daki Rumların hepsini kırdı. Eşkiyaydı, mahiyeti vardı. Ermeniler'e de zarar verdi. Refaxiye'ye doğru geldi. 500 kişi de Dersim'den aldı.
Haydar Bey Tuzla gözüne gitti. Azimet Bey Pola deresine gitti. Güçler ayrıldı. Azimet Bey gittiği yerde yenildi. Yenilenler İmranlı'ya doğru geldiler. Ben, babam ve diğer "Bu süre zarfında İmranlı ve civar yerlerden üçyüzden fazla kişiyi boyunlarına weris bağlayıp, kamçılaya, kamçılaya yürüterek Sivas'a hapse götürdüler. Seyit Riza büyük tepki gösterdi." savaşçılar Göleris' e gittik. Kürt kuvvetleri 900 düşman silahına el koymuşlardı. Alişan Bey Divrixi'de kaymakam idi. M. Kemal, Alişan Beyi Refaxiye'ye gönderdi ki, o silahları alsın. Alişan Bey, Hildere'de duruyordu. Dersimliler geldiler ve o silahları katırlara yükleyip götürdüler. M. Kemal Alişan Beyi Dersim'e de gönderdi. M. Kemal askeri Yunan'ın önüne gönderdi. Yunan bittikten sonra çekti buraya. Topal Osman geldiğinde 500 Dersimli ve Koçğiriliden bazıları ona ve mahiyetine karşı savaşmaya gittiler.
Refaxiye'de değirmenlerin ordan bizim buraya 3 ayda gelebildiler. Mitralyözleri vardı. Bize göre silah yönünde güçlüydüler. Biz Ortaköy değirmenin orda mevziye yatmıştık. Yenice tarafından bir bölük asker geldi. Biz dürbünle izliyoruz. Kuz köyl e kadın ve çocukları topladılar. Köyün altına pire (köprü) nin yanına götürdüler. Hepsini taradılar bunun üzerine biz saldırıya geçtik. 12 askeri orada öldürdük, kaçamadılar. Kayınboğaz'da kaldılar, orayı sardık. Goma Mıstık'ın oraya da askerler gelmişler di. Alaylar ordan geriye dönüyor. Ortaköy'den Pilo karısını yanına almış suya vurup karşıya geçiyorlar. Askerler yakalamış, nereye gittiğini soruyorlar, "size bilgi vermeye geldim" diyor.
Azimet Beyin gittiğini, Haydar Beyin Çengelli'de olduğunu, babamın mahiyetinde olan 70-80 kişilik silahlı güç dışında kimsenin bulunmadığını belirtiyor.Onun verdiği bilgiler doğrultusunda asker hücuma geçti. Babalığım Nuri vuruldu. Amcam İzzet ve diğerleri Ağıla gittiler. Yaralılarımız vardı. Babam çarpışıyordu. Biz Seyd Hüseynin Gomuna ordan Günde Bale'nin yaylasına gittik.
Bir bölümümüz kar kütüklerinin üzerinde yürüdük. Birbirimizi kaybettik, Azize Kür'ün yaylasına geçtik. Gürgin tarafında duman yükseldiğini haber verdiler. Haberci gönderdik, Azimet Bey ordaymış. Kelares, Kanisurik, Mistan köylerine haber gönderdik, ekmek istedik. Azimet Bey de yanımıza geldi.
Orda epey tartıştık. Durumumuzu konuştuk Bazıları kara, mağara yaşamına, açlığa dayanamadıklarını belirterek bizden ayrılıp gittiler. Savaşmayı bıraktılar. Biz bulunduğumuz yerden Kevresipi'ye geçmek istedik. Kar bastırdı. Geri döndük. Bir alay asker yolda hareket halinde. Bir süre sonra Çiyaye Sor'ın tepesine ulaştık. Etrafı rahatlıkla dürbünle izliyoruz. Onlar da bizi görmüşler, ama ulaşamadılar. Neşet adlı Albay başlarındaydı. Alevi olduğu söyleniyordu. Bulunduğu yerden izliyoruz. Köylerden ateş ve duman yükselmekteydi. Babam, "bunlar bütün köyleri yaktılar, yakaladıklarını öldürdüler, artık dönüp giderler" dedi. Ve ardından, "biz Yenice köyüne doğru gidelim. Bunlar ulaşmadan ordaki insanlarımızı kurtaralım" dedi.
Goma Nuriye geldik. Bir gece sonra Yenice'ye ulaştık. Ertesi gün iki haberciyi Mahmut Beye gönderdik. O, habercilere bizim yanına gitmemiz gerektiğini söylemişti. Kaniya Sipi-Şivanke köyüne gittik.
Yanımızda bir tane de Ermeni çocuk vardı. Yetimdi, açtı. Sürekli ağlıyordu. Hepimiz açtık. Kuto'nun evine gittik. Zor bela 14 ekmek aldık.
Mahmut Beyin oğulları Hakki, Haydar, Hüseyne Kür bize at getirdiler. Görüştükten sonra bu atlara binerek Goleris'e doğru yol aldık.
Erzincan mutasarıfı, af çıktığını ve kendisinin Taqi Beyi koruması gerektiğini söylüyor, Mahmut Beye. Mahmut Bey inanmıyor. Mahmut Bey, mutasarıfa "doğru mu söylüyorsun, Taqi Bey şu anda benim evimde" diyor. Birlikte eve geliyorlar. Geldiler biz ayrı bir yerdeyiz. Ben bırakmadım babam yanına gitsin, güvenmiyordum.Öldürtebileceğini düşünüyordum. Mutasarıf ayrılıp Babus'a gitti, giderken Mahmut Beye, "gidip getireceksin, ölüyse başını, sağsa kendisini görmek istiyorum. Haber aldım Haydar Beyin paraları Taqi Beyin yanındadır, paralar için onu öldürdünüz mü" diyor.
Mahmut Bey bize konuştuklarını anlattı. Babam ve kendisi beraber Babus'a gittiler. Ertesi gün bize bir şeyler hazırladılar. Biz de Goma Xancike'ye doğru hareket ettik. Yanındakiler de babama tekrar "Babus'a gitme seni vururlar" diye tembihlediler. Şivanke'ye geçtik. Orda bir ay kaldık. Peçi köyüne geldiğimizde ben hastalandım. Bu süre zarfında İmranlı ve civar yerlerden üçyüzden fazla kişiyi yakalayıp boyunlarına weris bağlayıp, kamçılaya, kamçılaya yürüterek Sivas'a hapse götürdüler. Seyit Rıza buyük tepki gösterdi. Sürekli tel çekti, hapistekiler bırakılsın diye.
Zülfikar: Topal Osman'ı nerede ve kim vurdu?
D. Kamber: Biz mevzideydik, izliyoruz. Dilo haini bilgi verdi ya, o da rahatlıkla dolaşacağına inandı. Berver'den geliyorlar. Ortaköy'de Topal Osman güçlerinin önünü kestik, Zimeg köyünde yaşayan bir tek şey bırakmadılar. Her şeyi yok ettiler. Bizim atış mesafesine girince Hesene Silike nişan aldı ve vurdu. Atı öldü, kendisi yaralandı. Çalıyurt'ta bir dürzü iti sırtında taşıdı.
Zülfikar: İsyandan sonra neler oldu?
D. Kamber: Mısto Paşa Alişan'a şöhretli bir düğün yaptı. Reşit Paşa Sivas'ta haber gönderip Mısto Paşa'yı istiyor. Gidip geldi. Hasta düştü ve bir iki gün sonra öldü. Biz zehirlendirildiğini düşünüyorduk. Güçlü Kürt istemiyorlardı. Trabzon mebusu Ali Şükrü, M. Kemal'e karşı çıkıyor. M. Kemal bundan korkuyor ve Topal Osman'a Şükrü Beyi vurdurttu. Topal Osman'ı paşa edeceğini söylüyordu. Ali Şükrü'yü evine davet edip boğuyor. Cinci deresinde bataklığa atıyor. M. Kemal kendisine engel olabilecek herkesi vurdururdu. Sonunda Topal Osman'ı da istediği gibi kullandıktan sonra öldürttü. Çünkü M. Kemal'ın çok şeyini biliyordu. Ziya Xurşit, Sivas valisi Faik Beyin kardeşiydi, izmir'de M. Kemal'i öldürmek istiyorlar. Edirne milletvekili topal Şevki Bey de bunlar içinde, bu zat ihbar ediyor. Tertipçilerin hepsi asıldı
Aşkın şarabını içerler dilber Mecnun gibi gezer sergerdan olur Hüsnün görüp candan geçerler dilber Ferhat misali döner perişan olur
Kaşların zülfükar çeker kervana Merhametin çoktur gelir imana Dilber yüzün benzer şemsi tebane Örtme zülüflerin sebistan olur
Söz : Alişer Efendi Müzik : Alişer Efendi
Kaynak:
Foto ve bilgi: Dersimjenosit ve KocÄŸiri Sitelerinden |