| Hollanda Dersim Vakfi'nın Açıklamasıdır |
|
Hollanda Dersim Vakfı’nın « Dersim 38 jenosidi ve Referandum » başlıklı iki açıklama yaptı. Kamuoyuna sunulmak üzere JARUDİYAR’a ilettilen her iki açıklamayı da olduğu gibi yayınlıyoruz. ---------------------------------------------- Dersim 1938 Jenosidi Bir tv Programı Dersim 1938 jenosidinin en çok konuşuduğu, tartışıldığı bir dönem yaşıyoruz. Maalesef bu dönemi lehimize çevirecek bir örgütlülüğümüz olmadığı gibi Dersim 1938’i jenosid olarak anlatacak ve tartışacak sözcülerimizde yok. Bunun son örneğini NTV de gördük. 19 agustos tarihinde NTV de yayınlanan Tarih Konuşmaları ; Bitmeyen Dava: Dersim 38 programı yitirilmiş bir şanstır. Programa katılan bir Kemalist, Dersimli üç konuşmacıyı adeta rehin aldı. “Desim jenosidi” kelimesi bir kez olsun dahi telafuz edilmedi. Dersim jenosidi kavramı yerine ikame edilmeye çalışılan “tertele Dersim” bile denmedi. Konuşmacılarımızın hazırlıksız oldukları her hallerinden belliydi. Karşılarında ki profesörün kim olduğu hakkında bilgileri yoktu. Halbuki onun hakkında yapılacak en küçük bir google çalışması onun tezi hakkında küçük bir bilgi edinmelerine yardımcı olurdu. Bunun ötesinde; karşılarında resmi tezi savunacak olan birisinin olacağını bilmeliydiler ve ona göre hazırlanmalıydılar. Devletin bize yaptığını anlatması gereken konuşmacılarımız bizim nasıl uysal cocuklar olduğumuzu anlatmaya çalıştılar. Tabi karşılarında ki prof bunu yemedi ve “siz bir şey yapmadınız ama devlet durup dururken geldi sizi kırdı öyle mi? diye adeta azarladı. Yüzde yüz haklı olduğumuz bir davada suçlu durumuna düşürüldük ve hesap vermesi gerekenler hesap sordu. Akademisyen Şükrü Arslan’ın sürgüne gönderilenlerin yüzde doksanı geri döndü demesi tam bir facia. Bunun kaynağı ne bilemiyoruz ama sayın Arslan’ın bu söyleminin gelecekte alehimize kullanılacaği kesin. Sayın Arslan en kısa sürede bu söyleminin doğru olmadığını açıklamalı. Hukukçu ve yazar Hüseyin Aygün’ün ise Dersimlilerin binbeşyüz silahlı ile Şeyh Sait isyanında devletin yanında yer aldığını söylemesi ise bir felaket. Anlaşılan Dersimliler Türklere yaranmak için ellerinden geleni yapmışlar ama gelgör ki Türkler kadrimizi bilmiyor. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi her iki konuşmacının da Dersim jenosidinin sonuna kadar haklı olduğunu savunan profesorü Dersime davet etmeleri tam anlamıyla zavallılık ve boyun eğmedir. Yahudilerden ve Ermenilerden de mi örnek almadınız. Bir yahudi Nazi birisini Israile ya da bir Ermeni Türk ırkçısı birini Erivana davet edebilir mi? İki tutam saç belgeselini yapan Nezahat Gündoğan ise “feodal,feodal, feodal” nakaratı yerine sadece filmi anlatsaydı çok dava iyi ederdi. Hiç biriniz “Waxte Kırmanciye” tanımını duymadız mı?. Bu tanımın içinde yatan OTONOMi özlemini bilmiyor musunuz? Dersim otonom bir bölgeydi ve cumhuriyet geldi işgal etti demek çok mu zor? Yoksa otonomi, jenosid, işgal gibi terimleri biribirimizle konuşurken biribirimizi kandırmak için mi kullanıyoruz? NTV deki zamanı ve olanağı iyi kullanamadık ama “gerici islamcılar” dedikleriniz bizim adımıza, bizim haberimiz olmadan daha iyi şeyler yapıyorlar. NTV deki progaramın yapıldığı saatte TVNET kanalında Tarih Atlası programında Mustafa Armağan son derce akıcı ve bilimsel bir şekilde korkusuzca Dersim jenosidini anlatıyordu. Dersim jenosidi hakkında bilgi edinmek ve yeni şeyler öğrenmek isteyenlerin mutlaka izlemesi gereken bir program. Dersim 1938’in jenosid olduğuna kimseyi inandıramıyoruz ama hemen gelin bizden özür dileyin ve üç beş kuruşta para verin bu iş de burda bitsin diyoruz. Dersim jenosidi hakkında konuşmanın ve yazmanın minimum etik bir sorumluluğu vardır. Biz Dersimliler olarak bu konuda konuşan ve yazanlardan etik norma riayet etmelerini beklemek hakkimizdir!
Hollanda Dersim Vakfi 24 augustos 2010 ----------------------------------- Hollanda Dersim Vakfının Referandum Hakkında ki Açıklamasıdır Evet Evet Evet 12 eylül 2010 tarihi yaklaştıkça refaranduma evet ya da hayır tartışmaları artarak devam edecek. Bu tartışmalarda Dersim’in ve Dersimli kurum ve kuruluşların tavrı ne olacak? Her zaman olduğu gibi başkalarının bizim adımıza konuşmasına sessiz mi kalacağız ya da kendi tavrımızı mı koyacağız? Bu güne kadar olan gelişmeler, bireysel çıkışları saymazsak, birinci olasalıktan yana. Biz Hollanda Dersim Vakfı olarak, Dersim’in ve onun kurum ve kuruluşlarının kendi tavırlarını ortaya koymalarından yanayız. Bu tavır konulurken ölçü ne olmalı? Yapılan işe mi bakacağız yoksa kimin yaptığına mı bakacağız? Dersim’in sorunları malum. Bu sorunların çözümünün ve Dersim’in geleceğinin demokratik ve eşitlik prensibine dayalı bir anayasada, tam liberal bir ekonomik sistemde, devletin; imar, ulaşım, eğitim, güvenlik ve sağlık gibi temel alanlara çekildiği ve ordunun küçüldüğü, profosyenelleştigi bir sistemde garanti edilebilinir. Bu düşünce Osmanlı Meclisinde Dersim mebusu olan hemşerimiz Feridun Fikri bey tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisinde de milletvekili olan hemşerimiz Hüseyin Avni Ulaş tarafından dile getirilir. Yine ipe giden hemşerilerimiz Dersim mebusu Hasan Hayri bey , Hüseyin İnan, Hıdır Arslan ve adını sayamayacağımız binlerce hemşerimiz bağımsız, demokratik ve özgür bir düzen için hayatlarını verdiler. Dersim, kendi çıkarlarını gözeten, değişen dünyanın gidişatina denk düşen bir vizyona sahip olmalıdir. Birer tarikata dönüşmüş, statüko ile kol kola olan örgütlerin Dersim adına konuşma yetkileri olmamalı. Kemalizm ile iç içe geçen, Mustafa Kemal’i Hz. Ali’nin tasviri olarak sunan, Cumhuriyet mitingleri düzenleyen Alevi örgütlerinin tavrı Dersim’in tavrı olmamalı. Tüm Dersimli kurum ve kuruluşlar, kendilerinde Dersim adına da konuşma cüreti gösteren bu tür anlayışa karşı çıkmalı ve “evet” ya da “hayır” konusunda kendi kararını kendi vermeli ve bunu deklare etmeli. Biz Hollanda Dersim Vakfı olarak 12 eylülde refaranduma sunulan anayasa madelerinin Dersimin özlemlerinin gerçekleşmesinden uzak olduğunu biliyoruz. Ama bu özlemlerin gerçekleşeceği bir anayasanın yazılması yönünde önemli bir adım olarak görüyoruz ve bunun için evet diyoruz. Dersim ancak Avrupa Birliğine üye olmuş ve Avrupa standardına sahip bir Türkiye de 1938 öncesi otonom yapısına kavuşabilir. Kimden gelirse gelsin, bunun gerçekleşmesini sağlayacak en küçük çalışmaları destekliyoruz.
|

DUYURU/



.jpg)






Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.