| Korkuyu Dersim’de EMEK Gaztesi Yendi |
|
Korkuyu Diyarbakır’da Sermaye , Dersim’de Emek Yendi Korkuyu Yenmenin özgürlüğü güzelmiş değilmi. Ağız dolusu konuşmak, içinde geldiğini söylemek. Yeter artık diyip, ne olacaksa olsun demek ne kadar huzur verici değilmi ? Dünkü Taraf gaztesi « Kürt Burjuvalarının ilk Siyasal Tavrı » diye başlık atmıştı. Yani şunu demek istiyordu, Diyarbakır’da PKK ve BDP’nin korkusunu Bujuvalar yendi. Haber şöyle devam ediyordu : « 12Eylül’de yapılacak referandum öncesi Diyarbakır’da başını işadamlarının çektiği 14 sivil toplum kuruluşu, PKK ve BDP’nin boykot çağrısına rağmen “Evet” oyu kullanacaklarını açıkladı. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu’nun yaptığı duyuruya BDP sert tepki gösterdi. Ancak bölgenin Kürt işadamları geri adım atmadı. Kürt işadamlarının bu çıkışı “Kürt burjuvazisi kendi siyasal tavrını gösteriyor” olarak yorumlandı. » Diyarbakır’da korkuyu sermaye yendiyse, Dersim’de EMEK yenecektir . Dersim-Mamekiye’de günlük yayın yapan EMEK Gaztesi YETER ARTIK diyebildi. Bizde çok şükür, bunada şükür, nihayet birileri ses çıkardı diyoruz. Kolay değildi bunu diyebilmek. Ajan olursun, ihanetci olursun, Şehitlerin değerlerine saldıran vatan haini olursun... Sonra özel savaşın özel elemanı olursun, Derin devletin derin görevlisi olursun…. Ne bilim..., olursunda olursun.. aklına ne gelirse o olursun. Bu kadar iftira ve bukadar suçun altında kalkabilmek kolay değil elbet. Kim bunu göze alacak. Neme lazım diyip, millet sesini çıkarmadan, suya sabuna dokunmadan iş yapıyordu. Ama herşeyin bir sınırı, bir dayanma , sabretme güçü vardır. Korkununda bir sınırı vardır elbetteki. İşte o sınırın sonuna gelen Tunceli EMEK Gaztesi bakin neler diyor. Emek Gaztesi'ni bu cesaretinden dolayı kutlarız. Umarız Dersim'in yerel basın mensupları EMEĞİ yanlız bırakmazlar. Umariz Jarudiyar.com’a selam vermekte çekinenler, Tunceli EMEK Gaztesi'ne bunu yapmazlar.
-------------------------------------------------- Tunceli EMEK’TEN: Korkudan Beslenmek… !
Hayat tezatlıklarla dolu…Eleştirenler bakıyorsunuz iktidarı ele geçirince eleştirdiklerini yapar olmuşlar. (…) Ancak şu tezata bakın ki, dünün korkuya karşı mücadele verenleri, kendi halklarının özgürleşmesi için çarpışanları bu gün korkudan beslenir olmuş. (…) « …DTP ve devamı niteliğindeki BDP’nin Tunceli’den üç-beş insanın dahi tanımadığı iki kişiye yerel yönetim teslim ettiği ortamda, yapılmayanları veya yapılan ama halkı incitenleri birilerinin eleştirememesi ne acı. Eleştirilmiyor, zira belediye başkanını eleştirmeyi PKK örgütünü karşısına almakla eşdeğer olarak görüyor vatandaş. Kemal Kılıçdaroğlu Tunceli’ye gelecek. Miting için asılacak afiş, poster ve bayraklar, yapılacak anonslar için Tunceli Belediyesince araç verilmediği belirtiliyor. Sadece bu partinin yöneticileri değil, sokakta veya kendilerine konuk olduğumuz vatandaşlar da tepkili. Ancak hemen “ Aman yazmayın. Onların işi belli olmaz. Başımıza iş açmayalım.” diyerek kaygılarını dile getiriyorlar. Halkçı söylemle yerelde il belediye başkanlığını kazanmış bir partiden kim neden korksun ki? Ayrıca biz zaten devletten yıllarca korkmadık mı? Devlet kimdi görmezdik ama, bize hakaretler yağdıran üst düzey veya rütbesiz her asker, polis, düz memura karşı bunlar bizi kurtaracakken, şimdi onlardan korkuyorsak, korkutanın kim olduğunun ne önemi var? Edibe Şahin Belediye Başkanı olduğunda basınla kahvaltı yapıyordu. O zamanlar, her ay rutin olarak bu bir araya gelerek fikir-alışverişinin sürdürüleceği belirtilmişti. Songül Abdil’in başkanlığı dönemindeki gelişme evresiyle birebir örtüşüyordu yaptıkları. Süreç farklı işler sanıyorduk. Nitekim CHP’nin kendi kalesi Tunceli’de geçtiğimiz yıl sandıktan dördüncü parti olarak çıkmasından ders çıkarılmış ve bu ders, Songül Abdil ile büyük büyük oy kaybederek zar zor kıl payı koltuğu kapmış o zamanın Demokratik Toplum Partisine de bir mesaj olmuştu sanıyorduk. Mesajı halk vermişti: “Sana saygım var, getirdiğini seçtim ama beğenmedim.” Düşen oy oranı belki bu yazdığımız cümleden daha fazlasını söylüyordu ama biz özetlemiş olduk. Şimdi Edibe Şahin benzer bir rota tutturdu. Yolunun Abdil’e çıktığı daha şimdiden ortada. O ayda bir basınla kahvaltıda bir araya gelecek vaadi ortaya koyan Tunceli Belediye Başkanı, festival öncesi söyleşi amaçlı randevuya dileyelim önümüzdeki yıl için randevu verecek. Sanmayın aramız açık. Denk geldiğinde bir yerlerde hoş sohbetlerimiz oluyor. En azından bizim kendisine bir kinimiz yok. Aksine başarılı olması en büyük temennimiz. Yazdıklarımızı Tunceli’ye ayrılmış zamanı olmayan bir dosta, buradan ulaşma çabası olarak nitelendirin. Edibe Şahin, bir yerel yönetici olarak sadece şehri planlamak değil Tunceli’de eğitimin 73. Sıraya gelmesini dahi sorgulama hakkına sahip. Zira halk O’nu seçmiş. Halk, hak kaybına uğruyorsa, temsilcisinin hesap sorması olağan. Festivalde yaşananlar, Tunceli Belediye Başkanı Edibe Şahin’e bir mesajdı. O’nu o koltuğa seçelim diye dayatanlara da. Mesajdı, zira vatandaş artık Tunceli’de Tunceli kültüründen esintiler istiyordu, müziğin evrenselliğine de saygı duyarak. Bu yıl ki festival, geçmişteki tüm festivallerden daha büyük eksikliklerle başladı, sürdü ve sona erdi. Binlerce insanı ağırlayan bir kentte en temel ihtiyaç olan tuvalet, çeşme ve yazın kızgın güneşinde çadırlarda kalacak vatandaşlar için seyyar duşlar düşünülmemişti bile. Tek meydan olan kışlanın yanındaki dükkanlar yıkılarak park yapan ve bununla da övünen Tunceli Belediyesi, parkın içerisine çim dahi ekmemişti. Festivalde Seyit Rıza Heykeli açılışı yapılırken ve dünkü Kılıçdaroğlu mitinginde insanlar tozdan nefes alamaz oldu. On yıl üst üste festival düzenleyen bir kentte eksikliklerden ders çıkarılmış ve her yıl daha fazla düzenlemeyle altyapı hazırlanmış olması gerekirken, geriye gidiş vardı da düzeltilen hiçbir şey yoktu. Kentin en orta yerinde küçücük bir alana park yapan belediye, sanırsınız uzun yürüyüş yolu yapmışda içi toprakla öylece bırakılmış. Tunceli’deki kadınlar iki dönemdir kadın belediye başkanları tarafından yönetilen bir kentte hala konuştuğunuzda evlerinde sıkılmaktan, bunalmaktan bahsediyor. Muhteşem doğasına, temiz havasına rağmen bir yürüyüş, spor yapmak amaçlı yolu dahi yok. Ovacık güzergahında araçlarla yapılan dans eşliğinde, kentin insanı sosyal bir şeyler yapıyorum havasında. Peki niye yazdık tüm bunları? Belki artık dolan kapta yer kalmadı da boşaltmaktır niyetimiz. Belki vatandaşı yerel yönetimden bunca korkan bir kentte, geçmişin korkularına baş kaldıranlara bir içsel yolculuk yaptırıp, korkunun imparatorluğunun ebedi olmadığını söyleyerek onları ödedikleri bedel sonunda yaptıkları yanlışın farkına varmaları için içsel bir yolculuğa çıkarmaktır amacımız… Biz yaşadığımız her olumsuzlukta, bu kentte daha güzel şeyler olacağını düşledik hep. İnancımızı ve umudumuzu da kaybetmedik. Konuşamayanlara ve korkanlara inat, diyoruz ki, yaşamda hiçbir şey kalıcı değil. Öyle veya böyle ölmekse sonunda, sünepe ve sümsük yaşamanın ne önemi var…? Korkuyla terbiye etmeye çalışan devlet, şimdi yaptıklarının ağırlığı altında ezilmekte. Hayatta siz göremeseniz de, bir gün mutlaka yaşatılanları bir sorgulayan oluyor. Konuşanı susturmak nafile… Öyleyse dinleyerek, sorunu gidermektir akılcı olan… Tunceli EMEK Gazetesi / Tarih : 26.08.2010 -------------------------------------------------------
|

Haber Servisi/











Yorumlar
Tunceli EMEK Gazetesini kutlamışsınız. Bende kutluyor selam ve saygılarımı gönderiyorum sizin aracılığınızla...
Korkusuzluğunu daha önce aldığı tehdit maillerini üzerine giderekte göstermişti. Ancak sizin yayınladığınız yazıdan dolayı Tunceli Belediye Başkanı onları aynı sizin de muhtemelen sınıflandırılac aklar dediği gibi sınıflandırmış. Doğrusu saçmaydı söyledikleri ama aldırmamak lazım. Hem çalışmayıp hemde eleştirilince hedef göstermek onlarda artık olağan bir davranış oldu.
Daha başkada Özgür Politika'nın politikasini yapan çok Yıldızlar var Tunceli Emek Gaztesinde: Örneğin Mustafa Elveren bunu çok açıkta yapıyor, diyerleri ise bunu üstü kapalı yapıyor.
Ben bugüne kadar Tunceli Emek yazarları arasında PKK veya BDP politikasına dokunan birini görmedim.
Korkudanmı dokunmuyorlar yoksa savundukları içinmi dokunmuyorlar onu bilemem.
Tunceli emek gazetesinde yazan bir bayan yazar var. Adi: Guler Yildiz.
Ozgur politika gazetesinde de yazan bir bayan yazar var. Onunda adi guler yildiz.
Fotograflarida ayni bayana takebbul ediyor gibi.
Sorum su: Her iki gazetede yazan bayan ayni kisi mi?
Oyle ise; Tunceli emek gercekten de bu guc/korku odagindan hic cekinmiyor.
Aralarinda bir kopru var..
Cevdat Bag
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.