| Agop Nazımyan’a Teşekkürler... |
|
Agop Nazımyan’a Yaptığı İtiraflardan Dolayı Teşekkürler Akşama doğru Hz. Ali’nin kapısı çalınır. Hz. Ali kapıyı açar. Gelen komşusudur. Hayır mıdır komşu diye sorar. Komşusu, evet hayırdır. Seni uyarmaya geldim. Şu felan kimse sana kin güdüyor, alehinde atıp tutuyor, dikkatli ol der ve evine gider. Gece yarısı adamın kapısı çalınır, adam kapıyı açar, karşısında Hz. Ali’yi görür. Ya Ali hayır mıdır? Bu gece yarısı kapıya geldin. Hz. Ali der sen yalancısın. Adam şaşırır, ne var ne oldu, sana ne yalan söyledim der. Hz. Ali; sen şu felan adam alehinde konuşuyor, sana kin güdüyor dedin ya. İşte o yalandır. Komşusu nerden bu kanıya vardın diye sorar. Hz. Ali: sen gittikten sonra hep o adamı ve kendimi düşündüm. Şimdiye kadar benim o adama zerre kadar bir yardımım, küçük bir faydam olmadı. Onun için o adam bana kin gütmez, alehimde konuşmaz. Eğer ona küçük bir faydam olsaydı sana inanırdım der. Agos gazetesine yazdığım cevaba, cevap veren hemşerimiz Agop Nazimyan her nedense yukarda ki kısası aklıma getirdi. Bu kısasın doğruluğunu bir daha ispatlayan hemşerime teşekkür ederim. Benim yazmaya cesaret edemediklerimi yazdıklarından dolayı da Agop’a teşekkür ediyorum. Söz konusu yazımın sonunda sayın Gültekin’e yönelik olarak yazdığım “bu geliş Mehmet Aliye Boğos’un gelişi değildir” demiştim. Geliş nedenlerini çok açık bir şekilde yazan Agop sağol. Agos gazetesine yazdığım bir mailde “biz kimseyi asimile etmedik, kimsenin de bizi asimile etmesini istemiyoruz” demiştim. Meğerse Ermeni hemşerilerimiz zamanında bizi asimile etmek için bir hayli uğraşmışlar ve bu uğraştan da hala vaz geçmemişler. Bunu itiraf edip gözlerimizi açan Agop’a ne kadar teşekkür etsek azdır. Osmanlıdan beri Sunni İslam pir, rayver ve musırı bizleri asimile etmenin önündeki en büyük engel olarak gördüler. Ermeni hemşerilerimizin de aynı düşüncede olduğunu bize öğreten Agop’a ne kadar dua etsek azdır. Ruhani liderlerimize olmadık hakaratler ederek onları hedef alan Agop ve Osmanlı mantığının aynı olması “insanın kendi celladına aşık olması” teorisine ne kadar da uyuyor.
Dersimlilerin geleceğe kafa yormaları, yapmadıkları bir işten dolayı katil, soysuz, yağmacı, soykırımcı v.s yazılmamaları için şimdiden hazırlıklı olmaları gerektiğini bize hatırlatan Agop hemşerimize teşekkür ederim. Kendi katillerine hayran olanların, onlara yaranmak için neler yapabileceğini, hayatları pahasına kendilerine yardım edenlere neler yapabilecekleri konusunda bizi aydınlatan Agop sen sağol. Katillerine diş geçiremeyenlerin mazlumları hedef alırken kullandıkları taktiğin başında suçluluk duygusu yaratmak olduğu ve bunu yapmak için her yola başvurabileceklerini bize gösteren Agop’a teşşekür ederim. Hakaret içermeyen bir yazıyı yayınlamayan bir gazete ile, baştan sona kadar Dersim’e türlü hakaretler yağdıran bir yazıyı cevap olarak çekinmeden yayınlayan Dersimli bir sayfa arasındaki farkı gösteren Agop sen çok yaşa. Hakaretleriyle toplumu suçlu haline düşüren, peşinen suçlu ilan eden ve derhal özür dilemeye davet eden, siz özür dileyin biz düşünürüz, kendinizi temize çıkarmanın ilk adımı bundan geçer taktiğinin hala kullanıldığını bize hatırlatan Agop sağol. Ne kadar savunmasız olduğumuzu, bir çıkar kuruluşunun neler yapması ya da yapması konusunda bize verdiğin dersten dolayı sağol. Agos gazetesi kendi toplumunu korumak için neler yapılabileceğini bize ögretti. Umarım Dersimli kurum ve kuruluşlar da bundan ders alır. Senin bize saydırdıklarının binde birini ben Gültekin’e verdiğim cevapta yazsaydım yazım hakaret içeriyor diye hiç bir Dersimli internet sayfasında asılmazdı. Asılsaydı bile hemşerilerimden gelecek acımasız tepkilerin haddi ve hesabı olmazdı. Ama senin, yalan, kin ve nefret dolu cevabın hala duruyor ve kimse de sesini çıkaramıyor. Bize uyguladığınız suçluluk taktiğinin nasıl etkili alduğunu gösterdiğin için çok yaşa. Bektaşiliği iyi bildiğinize inanıyorum. Bektaşilik te Raa Haq’I, piri, rayveri, mürşidi hiç sevmedi. Hep bize karşı olanlarla içli dişli olduğunuzu itiraf ettiğin için teşşekürler. Elazığ, Malatya, Diyarbakır, Urfa, Muş, Van, Erzurum, Ankara, Kayseri, Istanbul, Sivas … ta katledilen ve mallarına el konulan Ermenilerin sorumluğunu Dersim’e yıkarak ruhunuzu kurtardığınızı sandığınızı bize gösterdiğin için sağol. Kendisine yok edenlere, yani güçlülere el pençe durup, güçsüze saldırmayı marifet sayan sosyolojik ve pisikolojik bütün belirtileri gösterdiğin için teşekkürler. Bahsettiğin şu belgeleri yayınlasanızda hep beraber görelim Dersim’de kim nerde neyinize el koymuş . Olmayan ya da düzmece belgelerle, kesin sesinizi yoksa elimdeki belgeleri açıklarım tehdiyle bireyleri, kitleleri sindirmenin hala geçerli bir yöntem olduğunu gösterdiğin için sağol.
Sorun toplumunuzun çıkar sorunu oldumu, haklı-haksız, doğru-yanlış ayrımı yapmadan nasıl biribirinize kenetlendiğinizi, bizim ise haklı olsak dahi nasıl darmadağın edilebileceğini bize ders vererek itiraf ettiğin için sağol.
Hasan Efendi’yi bilir misin? Bilmediğinden yola çıkarak söyleyeyim: Kudu aşiretinin lideriydi. 1938 de bütün ailesi ile birlikte, 72 kişi, Balişer deresinde katledildi. Evi Gazik’te idi ve Gazik’te ki arazinin büyük bir bölümü de onundu. Arazinin geriye kalanı da Sılemane Nazik’in idi. O da Hesen Efendi’nin akibetine uğradı. Katliamdan sonra evlere ve arzilere devlet el koydu ve başkasını Gazik’e yerleştirdi. Arzinin kime verildiğini biliyor musun? Sana bir ip ucu vereyim. Mirhan Prgiç Gültekin’e sor. Dersimde ki her virane mezar Ermeni mezarı değildir. Her köy de Ermeni köyü değildir. Dersim konan göçenlerin mekanı oldu. Bu konan göçenleri hiçe saydığınızı itiraf ettiğin için sağol. Dediğin gibi ataların atalarımın yüzde otuzunu döndermiş olsaydı bugün bile dahi gerek dilde gerekse dinde bunun etkileri görülürdü. Kırmancki de kaç tane Ermenice kelime var? Ayfer Karakaya- Stump’un Alevilik Hakkindaki 19. Yüzyil Misyoner Kayitlarina Eleştirel Bir Bakış ve Ali Gako'nun Öyküsü makalesini multlaka oku. Misyonerlik çalışmalarının ne kadar etkisiz olduğunu yetkili ağizlardan okuyacaksın. Bizler her fırsatta Ermeni jenosidini yazıp duruyoruz. Dersim 1938 jenosidi dendimi sesiniz soluğunuz kesiliyor. On binlerce Ermeni’nin Dersimliler tarafından Ermenistan’a götürülüp teslim edlidiği bilimiyor. Buna rağmen Ermenistan’ın Dersim jenosidi tanıdığı yolunda bir belirti yok. Bu bir jenosiddir demek yerine adeta Dersim 1938 size müstahaktır, bizi dinleseydiniz, rahiplerimize kulak verseydiniz bu başınıza gelmezdi dediğin için teşekkürler. Dersim’e yaklaşımınızın iç yüzünü kısa ve öz bir şekilde bize gösterdiğin için sağol diyorum. Umarım senin bize verdiğin ders uyanmamıza vesile olur. Hüseyin Çakmak. |

Hüseyin Çakmak/
Osmanlının “sadık tebası” olanlar, Aleviler, Kızılbaşlar kıyımdan geçirilirken, Dersim’e sefer üstüne sefer yapılırken sıranın kendilerine geleceğini nasıl oldu da hesaplayamadılar.
Sevgili hemşerim Agop, köyünüzün adını yazmayı unutmuşsun. Köyünüzün adını söyleyin de bizde işgalcilerin kim olduğunu size söyleyelim.



.jpg)






Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.