Dersim Seçimi Kızılbaş Halkın Özgür İradesidir

haygpulmerBir Okur/ 

DERSİM SEÇİMİ, KIZILBAŞ HALKIN ÖZGÜR İRADESİNİN SONUCUDUR ! Genelde Türkiye’de,  özelde Dersim’de seçimleri değerlendirirken bilinmesi gereken Kızılbaş olarak ne okuduk

ne okutuldu neler toplumumuza bugüne kadar empoze ettirildiğinin analizini yapmak zorundayız. Kızılbaş halkın yerleşik coğrafyasından,  evrensel bir takım belirleyici etkiler sonucu göç olayının başlangıcı 50 yıl öncesinde başlamış ve bü süreç salt ekonomi sorunu olarak sosyal ve siyasallaşma kopukluklarının olduğu en üst aşamadır.

Tamda bu soğuk savaş süreci denilen kutuplaşma mücadeleleri birbirinin zıtları olan idolojilerinde halkımıza dışarıdan dayatılarak her türlü özgenliğinden uzak bir bicimde "Sosyalizm Proğramı" yüklendi. Proğram yanlıştı ve sınıfı olmıyan bir halka işçi sınıfı idolojisi ne kadar fayda getireceğini  tüm zararlarını gördükten sonra anlaşılmıştır. Doğmatizmin ne olduğu şimdi daha iyi kavranabilinmektedir.

Coğrafyasında Sanayisi olmıyan Kapitalist üretim ilişkilerinin olmadığı halde, sosyalizmin dinamikleri diye de propagandası yapılmış. Sonuç itibarıyla yanlış siyaset üzerimizde oynanmıştır.

Türk ve Kürt tüm şovenistler bizim tarihimizi taş altı görmek heveslerinden miras aldıklarının sürekliliğini uygulamaktan geri durmamışlardır.

Bizler haklı davalarımız ve direnişlerimizde, desteksiz dayanışmasız tek başına  Anadoluda özümüzün dışında kimseye benzememişlerle anılırız. Gerçekci olan sözlü tarih bizi bugüne taşımıştır.

Kızılbaş halk olarak, hem cumhuriyet öncesi hem cumhuriyet sonrası bir şekilde hep ötekileştirilmek istendik.

Türkün Kürdün inanç birlikteliği gereği el ele vererek, hedefte birleştikleri ilhaki zit ve zor mantığı şiddetin Kızılbaş halka karşı tarihsel sürekliliğine uygulanmasının zeminlerine hizmet eden toplumsal maksatlı maskeli sosyal vuruşları hep olmuştur.

Yavuz dönemi itifakı ve Abdülhamit dönemi alayları ve islam Suura ve Nakşibendicileri, Seyhülislamcıları,  Cumhuriyet süreci seferleri,  Kocgiri, Dersim Kızılbaş soykırımları vs. anlatmakla bitmez.

Son yüzyıl boyunca komplo teorileri ile Osmanlı mirasına katkıcı  hizmet vekaleten sürdürüldü.

Önce hikayesini Romanını , sonra tarihcilik adına kültürel ve sosyal yapısını, sonra her türden inanc ve geleneklerini dallara budaklara ayırarak,  inanç bazında bölük pörcük muğlaklaştırılarak, içi boşaltılarak zehire cevirip piyasaya sürdüler.

Türkcü milliyetçi cephenin Alevilerle ilgili yazmış olduğu  yazılar, yayınlanan yalan edebiyatı her ne kadar devletin alevisi olmak istiyen İzzetullahlar çıkmışsa da Kızılbaşları özde hiç bağlamamıştır.

Kürt cephesinin son kahır kusanlarının bir kaçını anarsak:  M.Bayrak,  M.Kalman, Munzur Cem, Cemşid Bender, Faik Bulut ve tüm PKK-BDP Borazancıları, Kürdün tüm siyasetcileri ortalığı toz dumana katarak bu alanda at koşturmuştur. Bunlara son seçimlerde sessiz kalan ve Ferhat Tunc’a sanki birşey olacakmış gibi Vasiyet ve Nasihat yazıları yazan, 40 yıl dağda Kızılbaş halkını inkara katkı katanlarıda koymak gerekir.

Ayrıca karışık cephelerden merhum Cemal Seneri,  Esat Korkmazı, Hasan Harmanci’dan tutun Hüseyin Demirtaş’tan, Cafer Kaplan’a kadar. Bunlardan Alevi kızılbaşların ögreneceği hiç bir şey olamaz, coğu din hırsızı ve ticaretci ama inancsız kişilikler.

Anti demokratik Cumhuriyet,  anti demokratik yazmalara illegalite tarihcilere her türlü olanağini sundu ve Alevilik yazdırıldı. Kızılbaşın inancına illegalite ve yasak konuldu.  Gerçek iceriği hiç dillendirilmedi.

Müslüman Arap fügüranlar bir an 19.yy sonu Kızılbas-Raa haq inanclı coğrafyaya halılı resimlerle geldi. Hedef kıbleyi değiştirmekti cünkü kıble "İnsane kamilidir "deniliyordu,  inanc gereği idi ama tehlike ilan edilmişti. Müslümanlığa bir asimile projesi olarak ne kadar uğraşıldıysa kırsal alanlarda yani Jaru Diyar Anavatanda hic başarılı olamamıştır. En büyük engel ise "Benim tanrım benim soyumdandır" her türlü başkalaştırmak için olmazsa olmaz ilkeydi.  Bu özgün inanç, Ocakzadelik ve kızılbaş halkın benzeri olmıyan kutsanılmış dini özgenliğiydi.

Çünkü Cami, Minare,  Namaz,  Ramazan dedikleri ve haç  olarak kutsanılan dediği gibi görüntüsünün tersineydi.  Bu inanclı insanların ozünde sadece kostümleriyle insan görünümündeydi. Halkımız adıniı" yobazlik" koymuştu,  Bu şartcılar ki isterse Medine müslümanı olsun,  ister Abbasi veya Emevi ilkel zorakilik, sartcılık doğmatikliği palazlandi yayginlasti. Düz adlandırılırsa "Ehli sunnet" kitap müslümanlığı hep bizi alanımızda  Potansiel karşıtı olarak parmakla gösterdi vaazla hedefledi.

Kızılbaşlar Felsefik olarak demokrat  insan olabilme idallerını kendilerinin inancında pekiştirmeye önem verdiler, iç kurumlarında aşiret konfederasyonu cografyalarda,  küçük büyük oluşumlarında otantik yapıya özgün saygın ruhişekillenmeyle, kendine özüne kutsanmaya önem verdiler.

Bu konuya değinirken artık devrimciyiz,  EMEP iz , Solcuyuz, Sosyallistiz, ulusalcılarız, yurtseverleriz diyenlerin boyunu ölcmemiz gerekiyor. Tuttukları bayraklarda biz varmıyız ? Yazdıkları proğramlarda biz varmıyız ? Birlik platformlarında biz varmıyız, biz kim olduğumuzu  yazamıyorlarsa neden bize ihtiyaclari var.

Bu konunun özü bugüne kadar solcular tarafından hiç bir şekilde hakiki analize edilememiştir. Bizim için gecersiz olan idolojilere, bizi kapsamıyan ulusalcı örgütlülük,  bizi tanımıyan uluslararası dayanışma aslen anlamsızdır.

Dersim ve kızılbaşlar ağır bedeller öderken kendi ulusal,  sınıfsal,  sosyal ve kültürel yapılanmasını özgün olarak öne çıkarmamıştır. Belirli süreçlerde kısmi ulusal örgütlenmelere çağrışımlar, kayda değer destek görmemiş ve sonuç itibarıyla kendi alehine dönüştürülmek için,  Türk ve Kürt milliyetciler saldırgan naralar atıp, tehdit ve şantaj yapmaktan geri kalmamışlardır.

Her kim ki Dersim’in  yurtseverliğinin olamıyacağına, biz devrimciyiz derken Alevilerin ne olduğunu hiç bilmediği belli olduğu halde,  hangi hakla böylesi "Biz Devrimciyiz"  sözcüğünün kullanabilir propagandanist olabilir, buna gülüp geçmek gerekir.

Açık konuşalım;  ne Kaypakkaya, ne Deniz ve arkadasları, ne de Mahir Cayan Kızılbaş halkını tanımlıyabilmiştir nede analizini yapabilmiştir. Bu sorunda bilimsel düsüncelere sahip olmadıkları, çok ilkel ortaçağ mirası  Türk milliyetcilerinin düşüncelerini paylaşıyor görünümleri ile Kızılbaş halkı Sunni karşıtı görmeleleri,  Devrimcilik dışında her kılıfta gericiliktir.

« Alevi Sunni kardeştir, Patron Ağa kalleştir " bu solaganın sınıfsal yönünü,  sosyal yönünü,  Demokratik yönü tartışmaya açarsak kimin eli kimin cebinde belli değil. Ama propagandacıların mesajları yanıltıcı inceliği içinde saklarken, muğlak ortam yaratılmış inkarın gecici zaferi sürece damgasını  vurmuştur.

haygundiyarKızılbaş halk bugünden itibaren başta merkez ülkede olmak üzere her alanda öze dönüşe hazırlıklı.

Bu halk gerçekten çok yiğit insan yetiştirmiş ve toplumsal demokratik ruhi şekillenmesi vazgecilmezi olarak duruyor..

Bundan sonra hangi süreçte, hangi tavırları sergileyeceğini, nasıl cepheleşip bayraklaşacağını bugün  her zamankinden daha sağlıklı, bilincli fikirlerle hakiki devrimci hareket halindedir..

Ülkesini sevene ikrar gereği , rızalık gönlünü vermiştir , sözünü tutmuştur.

Meteryalist  yönüyle söylemek gerekirse,  Hüseyin Aygün bir Kızılbaş halkvekilidir.

Dersim bilir ki Kemal Kılıçlaroğlu desteklenirken asıl aslına haramzade olmadığı içindir.

Dersim milletvekilliği seçiminde,  kızılbaş halk özgür iradesini göstermiştir,  her kes buna saygılı olmalıdır.

Dayanışma sağlamış, mücedeleleri ile katki sunmus tüm dostlara saygılar ve Dersim milletvekili Kızılbaşlara başarılar.

VENGE DESIM (Bir Okuru)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Seçme Haberler

Mesut Oğuzhan Öylek / Zaza Sempozyumu
Mesut Oğuzhan Öylek /   ...

Yazarlardan

TBMM-İHK Dersim Ziyareti ve Tepkiler Üzerine
Av-Cihan Söylemez/   İNSA...

Basında Dersim

Soner Yalcin’dan, Dersim Dersleri
Basında/ Soner Yalcin’dan,...
1 Mayıs için meydanlara!
Haber/ 1 Mayıs için meydanl...